Günümüz insanının zaaflarından bazıları; yalan, aşırı ilgi beklentisi, sürekli onaylanma isteği, doymayan nefis, merhametsizlik, vefasızlık, empati eksikliği, sevgi açlığı; diye sıralanabilir. Her insan yaşı, sosyal statüsü, ekonomik durumu ne olursa olsun; sevilme, aranılıp sorulma ve onaylanma beklentisi duyar. Bu doğal beklentiyi zaafla karıştırmamak gerekir. Zaaf düşkünlük, eksiklik, yetersizlik, irade zayıflığı davranışlarıdır.
İnsanı temsil eden beklentileri değil, davranışlarıdır. Görünür olmak için, bazı davranışların zaaf oluşturduğu, aşırıya kaçtığı görülüyor. Kimisi yediği yemeği, aldığı otomobili, elbiseyi, botokslu resmini sosyal medyada paylaşarak; göze batma davranışları içinde. Bazıları sevgi, ilgi açlığı nedeniyle; olmaması gereken ortamlarda, olmaması gereken kişilerle birlikte kendisini gösterip; adeta ilgi ve sevgi dilenmekte. Davranışların altında yatanın; değer arayışı, anlam arayışı olduğu biliniyor. Zaaf içinde değeri, anlamı yanlış yerde, yanlış kişilerde arayabiliyoruz. Arayışta dürtülerimizle hareket etsek de, değerlerimiz bizi dizginliyor.
İnsanın yaşamdaki temel amacının; üremek ve anlam arayışı olduğunu hepimiz biliriz. Ancak anlam arayışını, değer arayışını; yanlış yerlerde, yanlış zamanlarda, yanlış şekilde arayanlarımız çoğaldı. Bu aşırılık insan onurunu zedeliyor. İnsan onurunun yok olması o kişinin izin vermesiyle olur. Onu kimse alamaz, ancak insanın kendisi zaafları ile kayber.
İnsan yaş aldıkça, okudukça, çevresini gözlemleyen bir bilinçle baktıkça empatiyi geliştirdikçe şunu öğreniyor: Kendini değerli hissetmek, başkalarının sana verdiği ilgi ve sevgiyle başlamaz. Kişi sürekli olarak ilgi, onay arayışında; kendi değerini başkalarının eline bırakmış olur. Gerçek öz değer; kendine verdiğin değer arttıkça, kendi sınırlarını korudukça, oluşur. Kendine saygın ve verdiğin değer arttıkça; başka insanların sana yaklaşımı da değişmeye başlar. İnsanlar öz saygı içinde, kendine değer veren insanlara, daha fazla değer verir. İnsan neye değer verirse ona saygı duyarmış.
İnsanın hayatını hangi yönde yaşamak istediğini belirleyen, değerleridir. Başarı, akademik kariyer, statü, para; hayatımızın hedefi olabilir. Bunların bizim için neden değerli, olduğunu sorguladığımızda yalnızca ulaşılması gereken hedefler olduğunu görürüz. İnsanın içinde dürüstlük, merhamet, adalet, sorumluluk, arkadaşlık, dostluk, üretmek, iyilik, öğrenmek, inanç gibi değerler varsa; tercihlerimizde zamanla bu değerlerin doğrultusunda, şekillenmeye başlar. Burada kişinin değerleri ile hedefleri arasındaki fark öne çıkar. Hedefler sonludur, değerler sonsuz.
Bir şeyi değerli kılan onun için verdiğimiz mücadele, anlamlı kılan ise o şeyin sonlu olmasıdır. Bu nedenle değerler yürüyeceğimiz yolun nasıl olacağını belirler. İnsanın en iyi yoldaşı onu seven değil, anlayan kişidir. Yolculuk anlamakla başlar. Anlaşarak başka yollar açılır, yeni yollar anlamda açılır. Hayatı nasıl anlayacağımızı, yaşayacağımızı; değerlerimiz belirler. Değerlerimize sahip çıkalım, kendi kaderimizin efendisi olalım. Denk gelişlerimiz doğru zamanlara, rast gelişlerimiz değerli güzel insanlara olsun.