Osmanlı tarihinde padişahların, kendi çocuklarını veya kardeşlerini tahtını korumak amacıyla öldürmesi uygulamasına, Katl-i velet(evlat katli) ismi verilirmiş. Fatih, zamanında çıkarılan kanunnameye dayanarak, bazı Padişahlar kardeşlerini ve kendi oğullarını katletmişler. Padişah 3. Mehmet 1595 yılında tahta çıktığında, 19 erkek kardeşini aynı gün boğdurmuş. Yine tahtı ele geçireceği endişesiyle, kendi oğlu şehzade Mahmut’u da boğdurarak öldürtmüş.
Olayları tarihi derinlik içinde açıklamayı, yazmayı seviyorum. Kalem aklın diliymiş, Tarih geçmişin karanlığını değil, geleceğimizi aydınlatan ışıktır. Bu ışık bugün yapılanları doğru anlayıp, değerlendirmemizde önümüzü aydınlatıyor. Kılıçdaroğlu yapılmış birçok seçimli kurultaydan dört yıl sonra, tedbir kararı ile atanıp, polis eşliğinde, partinin kapısını kırarak, TGRT’den naklen yayınla patinin koltuğuna oturunca; Padişah 3. Mehmet’in aynı gün 19 kardeşini öldürtmesi ve sonra kendi oğlunu boğdurtması gibi; yol arkadaşlarını, milletvekillerini, parti yöneticilerini toplu tedbirli olarak partiden atıp, siyaseten katledince, 431 yıl sonra akıllara, katli velet kanunnamesini getirdi.
Bugünkü toplumsal değerlerimize göre, kanunname insan onuruna, vicdana, ahlaka aykırıdır. Tedbir kararı ile atanan Kılıçdaroğlu, 3. Mehmet’in, 19 kardeşini aynı anda öldürttüğü gibi, koltuğa oturur oturmaz önce 24 sonra 20 parti emekçisini işten ve partiden attırdı. Arkasından Milletvekilleri, üst düzey parti yöneticilerini ve partilileri toplu olarak attı. Toplu ihraçlar devam ediyor. Yapılanların koltuğu korumak için kendi kardeşlerini öldürten 3. Mehmet’in yaptığından farkı var mı?
Her insan ay gibidir, birde görünmeyen yüzü vardır. Yaşananlar bazılarının gerçek yüzünü, görünmeyen yüzünü gösterdi. İlk işi yoldaşlarını, partiden atmak ve uzaklaştırmak isteyen 78 yaşındaki bir kişinin düşüncesi partisini iktidar yapmak olabilir mi? Sır saklanır ama, ihtiras saklanamazmış. 78 yaşında bu ihtiras ne? Tahta gelmek için, kendi siyasi kardeşlerini siyaseten katletmek ne kadar vicdani? Son elli yılın en büyük başarısını göstermiş, Türkiye’nin birinci partisini parçalamaktan yararlanacak tek kurum, iktidar kurumudur.
En büyük öğretmen zamanmış. Kimlerin kimlerle nasıl işbirliği yaptığı, zamanla aydınlanacaktır. Zaman her pırıltının, altın olmadığını öğretti. Çin atasözünde geçtiği gibi: Eğer bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir. Ülkemizde gölgeler uzadı.
Hiç kimse söndüremeyeceği ateşi yakmamalı. Ateş büyüdü, olaylar Kılıçdaroğlu’nun boyutunu çoktan aştı. Yaptıklarından pişmanlık duyduğuna dair bir görüntü yok. Pişmanlığın anlamını bilmeden yaşayanlar, asla üzülmezlermiş. Ama gelecek geçmişin devamı olmayacak. Hiç kimse kendi yanlışlarıyla, başkalarını düzeltmeye çalışmasın. Her zaman bir seçenek vardır. İnsanın kaçamayacağı en büyük otorite, varsa; kendi vicdanıdır. Bu kural tarihte hiç değişmedi.