Denizli Penguen Kitap Kulübünün Haziran ayı toplantısının konusu, Milan Kundera’nın “Şaka” isimli romanı oldu. Kitabı Prof. Dr. Güney Çeğin önermişti. Oturum başkanlığını da o yaptı. İnsan okuduklarıyla şekilleniyor, kitabı severek okudum, herkese öneririm. Geçmiş yıllarda sol-sosyalist mücadeleye katılmış, olanlara özellikle öneririm.

Kitap kulübünün temmuz ayındaki toplantısının konusu Jose Saramago’nun “Körlük” isimli romanı. Kitabı 1998 yılında almışım, okumam yarım kalmış, kitap kulübünün gündemine gelince okumayı tamamladım. Bilinmeyen bir ülkenin bilinmeyen bir şehrinde, herkes kör oluyor. Körlük salgın hastalık gibi bulaşıcı. Tüm kente ve tüm ülkeye bulaşıyor. Yeşil ışığı bekleyen bir sürücü aniden kör oluyor. Hastadan doktora bulaşıyor, ülkede kör olmayan sadece doktorun eşi. Oda körlerle birlikte, tecrit ediliyor.

Bir anda herkesin gündüzü, gece oluyor. Hiç kimse bulaş tehlikesi nedeniyle, körlere yaklaşamıyor. Yalnızlık ve çaresizlikten; körlerin karanlığı, gecesi uzadıkça uzuyor. Esasında geceyi uzatan, karanlığın süresi değil; ani körlük yarasının sızısı. Tecrit görevlileri, topluluğa kötü davranıyor. Körlük korkusu; görevlilerin vicdanlarını da körleştiriyor.

Romanda en çaresiz anda bile, insanın nasıl bencilleşebileceğini, içinden insan onurunu hiçe sayan canavarlar çıkabileceğini, tüm erdemlerin nasıl ayaklar altına alınabileceğini, yaşanan cinayeti, tecavüzü, kavgayı görüyoruz. Roman ürkütücü. Felaketlerin, bir toplumu nasıl çökertebileceğini; ürkerek ve tüylerin diken diken olarak okuyup yaşıyorsun.

O koşullarda bile, grupta çeteleşme başlıyor. Çeteleşen silahlı körler, diğerlerinden haraç almaya başlıyor, ekmek ve yemek vermek için; zorla kadın istiyor. Bir kısmı aç kalma korkusuyla; çetenin zulmüne boyun eğiyor.

Göz gördüğünü, kulak duyduğunu konuşurmuş; gözler görmediği için insanlar kulaktan duyma yalan yanlış bilgilerle kararlar alıyor. Genelde verilen kararlar hatalı oluyor. Çoğu kör kendine ağlamaktan başkalarının acısını da duyamıyor. Sadece gözler değil, vicdanlarda körleşiyor. Açlık, bencillik körlerin bir kısmına, kendi ahlakını bile yediriyor.

Körlük etkileyici bir kitap. Saramago şöyle diyor “İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil, vicdanlarını kaybettiklerinde körleşir.” Körlüğün en tehlikeli biçimi görmek istememektedir, bu körlük toplumları felakete sürükler; Çünkü görmeyen gözden çok duymayan vicdan felakettir.” Kitabın finalini, okuyanlar öğrensin. Yazının finali:“ Esas körlük umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktır.” Umudunuz hiç tükenmesin.