Balık baştan kokar diye, bir atasözümüz var. Bütün atasözleri gibi yılların yaşanmışlığını, tecrübesini tek cümlede ifade ediyor.

Osmanlı döneminde balık, sarayın sofrasında önemli bir besinmiş. Balıkçılar ve aşçılar balığın tazeliğini anlamak için önce baş kısmına bakarmış. Çünkü balık bozulmaya önce başından başlar. Gözleri ferini kaybeder, kokusu da baştan yayılırmış. Zamanla bu gözlem mecazi bir anlam kazanmış. Böylece günlük hayatta sıkça kullanılan bir yönetim ve ahlak eleştirisi barındıran şu söz doğmuş: Balık baştan kokar. Bir kurumda, bir şehirde devletin herhangi bir biriminde, bir siyasi partide çürüme varsa önce başa bakılır. Alt kademelerin yozlaşması çoğu zaman, üst kademelerin ihmaliyle başlar. Siyaset ahlakında yönetici sadece emir veren değil, örnek olan ve örnek alınan kişidir.

Bozulma yukarıdan aşağı doğru oluyorsa, kurtarmak mümkün değildir. İşin ilginci aynı düşünce sadece Osmanlı’da değil Aristoteles’te, Çin siyaset felsefesinde de vardır. Hatta modern organizasyon teorilerinde bile; balıklar farklı olsa da koku aynı yerden gelir, düşüncesi hâkimdir. Bu deyim bahane üretmeyi değil, kaynağı işaret etmek için kullanılır. Bugün bizde kullandık.

Bugünlerde CHP baştan kokuştu. Atanmış genel başkan, Yeni kurultay yapmamak için hukuka, mantığa, parti kültürüne aykırı gerekçeler üretmeye başladı. Partinin yeterli sayıdaki delegesi, Noterden seçimli kurultayın toplanması için imza verdi, atanmış genel başkan, “beni siz başa getirmediniz, beni başa mahkeme getirdi; ben mahkemenin tedbir kararına uyarım. Sizin partili olarak kararınızın benim yanımda bir hükmü yok. Tedbir kararı olduğu için, Kurultayı toplamayacağım”, diyerek kokuyu yaydı.

Balığın baştan kokacağı, butlan başkanının dava sürecindeki tavrından belliydi. Dava açılınca ortaya çıkıp, “benim partimde böyle şeyler olmaz, biz kendi partimiz içinde parti içi sorunları çözeriz” demedi, diyemedi, dedirtmediler. Meğer dava açma ekibinin başındaymış. Altını ıslatmış çocuk gibi butlan davası ile ilgili konularda, sus pus olması ondanmış.

CHP’liler kokuşmuşluğu anlatmak için şöyle diyor: 38. kurultayda senin süren bitmişti, sen hangi hakla tedbir kararıyla bitmiş süreni uzatıyorsun? Genel başkanlıkta gözün varsa partin birisi olağan üstü birisi olağan kurultay yaptı. Gücün, sevenin varsa aday neden olmadın? Hatalı Mahkeme kararı ile geldin, kapıyı kırdın, polis gücüyle geldin başa oturdun. CHP’nin bu yöntemle iktidar olamayacağını biliyorsun. CHP’yi iktidar yapmak istemeyenlerin, piyonu oluyorsun. Yaptıklarınla, yapmadıklarınla partinin enerjisini, gücünü tüketiyorsun; ülkedeki birçok insanın hayatına dokunuyorsun. Başa geldin geleli iktidara bir kelime etmedin, partiden ihraçlarla, partiyi dağıtmakla meşgulsün. Sen aklını, vicdanını ve ruhunu otoriteye teslim etmişsin.