Terörsüz Türkiye Süreci olarak adlandırılan çalışmalarda sıra kanuni güvence aşamasına geldi.
Süreci yönetenler "Önce silah bırakılsın, sonra kanun çıkarılır" dedi.
Buna karşılık PKK "Yasal güvence olmadan silah bırakılmaz" cevabını verdi.
Bu ikileme şöyle bir çözüm bulundu: Meclis yasayı çıkarsın, uygulamaya silah bırakıldıktan sonra geçilsin."
Bu konuda benim gibi yıllardır aklını yoranlar da dedi ki: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin PKK Terör Örgütü'ne af çıkararak silah bıraktırmasına ihtiyaç yoktur.
PKK Terör Örgütü'nün Suriye, İran ve Irak'taki bütün türevleri silah bırakmadan PKK feshedilmiş sayılmaz.
Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına yakın alanlarda silah bırakanlara aldanıp af uygulamalarına girişilmemelidir çünkü şehirlerde hücre evlerinde hayatını süren PKK'ya müzahir yapılanmalar kontrolsüz bölgelerden patlayıcı getirip etkili eylemler yapabilirler.
Bu tartışmalar arasında Çerçeve Yasa geldi, Meclis'e sunuldu.
İktidar, kanunun adını "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olarak belirlemiş.
Çok güzel bir isim ancak kanun teklifinin içeriği ismi kadar özenle hazırlanmamış.
Öncelikle "Çerçeve yasa ne demektir?" bakalım:
Çerçeve yasa, teknik ve ayrıntılı kuralları tek tek sıralamak yerine, bir konunun sadece genel ilkelerini, amaçlarını ve ana sınırlarını belirleyen kanun türüdür.
Bu tür yasalarda detayların nasıl doldurulacağı ve kuralların nasıl uygulanacağı genellikle ilgili kurumlara veya ikincil düzenlemelere bırakılır.
Burada çok önemli bir risk başlıyor: Uygulayanlar titiz davranmaz ve geri dönülemez hatalar yaparlarsa ne olacak?
Biz sormadan önce kanunu hazırlayanlar sorunun cevabını hazırlamışlar:
"Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin bu faaliyetleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz"
İnanması güç ancak teklifin onuncu maddesinde bu ifade var.
Bilerek bilmeyerek hata yapma ihtimali olanlara şimdiden "Sorumsuzluk" hakkı veriliyor.
"Bilerek bilmeyerek" ifadesini seçmemin sebebi: Bu çerçeve yasanın uygulamasının yıllarca sürecek olması nedeniyle bölücü fikirlerini gizleyen kişilerin yetkili kurumlara atanma ihtimalinin uzak olmadığını düşünmemdir.
Gelelim ayrıntılara:
Kanunun kapsamı:
PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma suçları ile örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlardır.
Kanun Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek ancak hükümlerinin uygulanması, PKK/KCK ve bağlantılı tüm oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve elindeki tüm silah ile mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete'de yayımlanması şartına bağlanıyor.
Kasten öldürme suçu ile 01 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar kapsam dışında tutuluyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT başkanı ve MGK genel sekreterinden oluşan sekiz üyeli bir takip ve koordinasyon kurulu oluşturulacak.
Kurul, sürecin ilerleyişini izleyecek, gerekli görmesi halinde adli, idari ve yeni yasal düzenlemeler yapılmasını talep edebilecek.
Ayrıca kurul, gerekli görmesi halinde hak yoksunluklarının kaldırılması için ilgili mahkemeye veya infaz hakimliğine başvurabilecek.
TBMM Başkanlığı bünyesinde 17 üyeli İzleme Komisyonu kurulacak.
Komisyon uygulamayı izleyecek ve tavsiye kararlarında bulunabilecek.
Sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar beş yıl süreyle ertelenecek.
15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar ise 10 yıl süreyle ertelenecek.
Erteleme süresi içinde yeniden bir "terör suçu" işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılacak. Soruşturma ve kovuşturma kaldığı yerden devam edecek.
Örgüt mensuplarının teslim ettiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, patlayıcı madde ile diğer araç ve malzemeler kayıt altına alınacak.
Uygulamanın usul ve esaslarını içişleri ile milli savunma bakanlıkları belirleyecek.
Buradaki içimize su serpen konu: Süreç içerisinde bir terör olayı gerçekleşirse af kapsamının ortadan kalkacak ve yargılamaların kaldığı yerden devam edecek olmasıdır.
Buradan "Beş yıl veya on yıl terör yapmayın" gibi bir anlam çıkıyor.
Endişelerimi anlayabilmeniz için basit bir hatırlatma yapacağım:
Terör bölgesinde görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları çatışmaların yoğunluğu ve heyecanı nedeniyle sağlıklı tutanaklar ve adli işlemler yapamadılar.
Yani kimin katil kimin sempatizan olduğu resmi belgelerle ortaya konulamadı.
Abdullah Öcalan hakkında dahi yıllar sonra adli soruşturma başlatılmış olması bunun en bariz göstergesidir.
Cezaevleri, eğitimli ve azılı teröristlerle dolu. Bunlar serbest bırakıldıktan sonra terör olayları başlarsa, nasıl tekrar yakalanıp getirilecekler?
Belli bir kesime özel kanun çıkarmak Türk Devleti'nin başına her zaman bela olmuştur.
Silahların susmasını canı gönülden isteyen bir gazi olarak süreci dikkatle izliyorum.
Yasayı çıkaranlara tavsiyem şudur: "Beş yıl terör yapmasınlar, sonrasına bakarız" diye kanun çıkarılmaz.
Sizden bu Çerçeve Yasa'yı talep edenlere yüz vermeyin. Onlar astarını isterler.
Nitekim, yeniden yasal düzenleme yapılacağı teklifte çoktan belirtilmiş. PKK yandaşları o yüzden "Kök Yasa" diyorlar.
Bilin ki: Kayıtsız şartsız teslim olmadan af çıkarmak bu örgütü bitirmeyecektir.