Her yıl 20 Temmuz tarihinde Türk Ordusu'nun yedi düvele karşı savaştığı ikinci savaşı hatırlarız.

1974 yıkuna gelindiğinde, Kıbrıs'ta Rumlar'ın 1955 tarihinden itibaren başlattığı saldırılar Türk Toplumu'nun direnişi sayesinde sonuçsuz kalmıştı.

Saldırılar karşısında yine 1955 yılında Türk Mukavemet Teşkilatı kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti'nin desteğiyle Rumların çabaları boşa çıkarılmıştı.

Türk düşmanlığı ve Kıbrıs'ta tek hakim olma hevesinden başka hiçbir ideali kalmayan Yunanistan'da siyasi kriz darbeye sebep olmuştu.

Albay Georgios Papadopulos ve arkadaşları tarafından 21 Nisan 1967'de gerçekleştirilen darbeyle kurulan bu rejim, Kıbrıs'ta Enosis'i (adayı Yunanistan'a bağlama) hedefleyen politikaları ve darbe girişimleriyle Türkiye'yi karşı karşıya getirmişti.

Albaylar Cuntası'nın düşmanca politikaları karşısında Türk Ordusu sürekli olarak özellikle Kıbrıs'taki muhtemel bir çatışmaya göre kendini hazırlıyordu.

Nihayet 15 Temmuz 1974'te Samson liderliğindeki EOKA'cılar Kıbrıs'ı işgal edip o dönem Devlet Başkanı durumundaki Makarios'u kaçırdılar.

Savaşa 1967'den beri hazırlanan Türkiye, bu durum karşısında adaya müdahale kararı aldı.

Ertesi gün 16 Temmuz 1974'te Başbakan Bülent Ecevit'in ve yardımcısı Erbakan'ın ev sahipliğinde, AP lideri Süleyman Demirel, DP lideri Ferruh Bozbeyli, CGP lideri Turhan Feyzioğlu ile Senato gruplarının başkanlarının katılımıyla değerlendirme toplantısı yapıldı ve savaş için siyasi birlik sağlandı.

20 Temmuz sabah 05.00'te adaya çıkarma gemileri hareket ettiler.

Bu çıkarmanın en önemli kısmını havadan indirme yapan Kayseri Komando Tugayı'yla birlikte helikopterle uçarbirlik harekatı yapan Bolu Komando Tugayı'nın dağlık kısmı ele geçirmesiydi.

Yunan darbesi yapılıp savaş ihtimali belirdiğinde, elimizde sadece 5 helikopter vardı. Komando tugayını 72 helikopter indirdi.

Çıkarma işlemini 39. Tümen yaptı.

Jandarma Komando taburlarının da katıldığı harekata yaklaşık 40 bin asker iştirak etti.

Çıkarma Tümeni denize açıldığında İskenderun'daki sivil gemiler denize açılarak perdeleme yaptılar ve asıl çıkarma yeri konusunda Rumlar'ın yanılmasını sağladılar.

Kıbrıs

Türk Ordusu'nu Magosa'da beklerken çıkarma Girne'nin ilerisine yapıldı.

Deniz ve Hava Kuvvetleri, çıkarmayı himaye edip bombalama yaparak desteklediler.

Birinci harekatın ardından Cenevre görüşmeleri sonuçsuz kalınca 14 Ağustos'ta ikinci aşamaya geçildi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması için gerekli arazi kontrol altına alındı.

Bütün bu savaş boyunca en aktif hareket eden birlikler Türk Mukavemet Teşkilatı mensubu birimlerdi ve en çok şehidi onlar verdiler.

Sonraki gelişmeleri okurlarım biliyor. Ben sadece sucak savaş sırasındaki askeri boyutu anlatmakla yetineceğim.

Gelelim yazının konusuna: 1967'den itibaren ülkemizin yönetiminde çok çeşitli siyasi değişimler olmasına rağmen ordumuzun savaşa hazırlığı aksatılmadı ve helikopter örneğinde olduğu gibi başarıyı etkileyen gelişmeler sağlandı.

16 Temmuz buluşması siyasi birliğimizin sembol örneğidir.

Kıbrıs, Lala Mustafa Paşa tarafından fethedildikten sonra her zaman Türk devleti için çok önem arz etmiştir.

Bu günlerde Libya, Suriye, Lübnan ve Gazze'de yaşananları düşününce Kıbrıs'ın öneminin daha çok arttığı görülmektedir.

Kıbrıs'taki tarihi haklarımıza kastedildiğinde yine canımızı ortaya koyarız.

O günlerde siyaseti yönetenlerin Kıbrıs konusunda sergilediği birlik ve istikrar, bu güne örnek teşkil etmektedir.