Ressam İbrahim Çallı'nın 144. doğum yıl dönümü nedeniyle sanatçının eserlerinin, Pamukkale Halk Eğitim Merkezi öğretmenleri ve kursiyerleri tarafından yorumlanarak yapılan resimleri sergilendi.

Turan Bahadır Sergi Salonu'nda açılan serginin açılışına katıldım. İki gün sonra yine gidip eserleri inceledim. Kursiyerlerin ve öğretmenlerinin heyecanlarına tanık oldum.

Günümüzde temalı sergiler çok ilgi çekiyor. Tema, Denizlili sanatçı İbrahim Çallı olunca ilgi daha çok yükseliyor doğal olarak. Pamukkale Halk Eğitim Merkezi yöneticilerini ve öğretmenlerini, böyle güzel bir tema seçerek İbrahim Çallı'ya vefa örneği gösterdikleri için yürekten kutluyorum. Kursiyer arkadaşların ortaya çıkardıkları yorumlanmış eserler de harika.

Pamukkale Halk Eğitim Merkezi Müdürü Cengiz Sarıca ve Müdür Yardımcısı Gülpınar Arma çok çalışkan yöneticiler. Pamukkale Halk Eğitim Merkezinde 17 resim öğretmeni görev yapıyor. PAÜ Onkoloji'de, Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde kurs var; Topraklık'ta, Üniversite Kredi Yurtlar Kurumunda, Fesleğen'de, Atalar'da, Kınıklı'da, Hacı Kaplanlar'da kurs var. Bağbaşı'nda Yüksel Turan Abalıoğlu Alzheimer Merkezinde kurs var.

Screen Shot 2026 07 22 At 10.23.22

Bu sergiyi gerçekleştirmede emeği çok olan Sezgi Çağdaş'ı çok eski yıllardan tanıyorum. Ali Erim Atölyesi'nde resim dersi almış. Erol Çizmecioğlu desende yardımcı olmuş. Celal Günaydın'dan çok şey öğrenmiş. Pamukkale Üniversitesi Resim Bölümü'nü bitirdikten sonra Rengârenk Sanat Atölyesi'nde 6 yıl çalışmış. İki yıl aradan sonra seramik eğitimi almış ve yüksek lisansını heykel üzerine yapmış. Safi Avcı'dan heykel dersi almış. Belediyede ve Halk Eğitimde çalışmalarını sürdürmüş. Şu anda Pamukkale Halk Eğitim Merkezinde resim öğretmenliğini ve resimlerini yapmayı sürdürüyor.

"Sırada ne var?" soruma, "Şiir Otel'de açtığımız İz Bırakanlar Sergisi'ni Turan Bahadır Sergi Salonu'nda açmayı planlıyoruz. Ayrıca bir heykel sergisi açma planımız da var." cevabını verdi Sezgi Çağdaş.

Tüm ekibi kutluyor, başarılar diliyorum.

Screen Shot 2026 07 22 At 10.23.37

Bu sergi bende yeni bir düşünce uyandırdı. Cengiz Bektaş Şiir Ödülü gibi uluslararası İbrahim Çallı Resim Ödülü planlanmalı. Bu ödül hem İbrahim Çallı'ya bir vefa örneği olur hem de Çallı'nın ve Denizli'nin daha çok tanınmasına yarar sağlar. Denizli Büyükşehir Belediyesi mi üstlenir, Çal Belediyesi mi üstlenir, gerçekleştirir; bekleyip görelim.

İbrahim Çallı'dan söz etmişken torunu, sevgili Yaşar Çallı'yı da anımsatmak isterim. Yaşar Bey, Denizli'yi hiç ihmal etmeyen, yılda 3-5 kez Denizli'ye gelip resimler yapan, etkinlikler düzenleyen bir değerimiz. Çallı adını sürdüren bir sanat ve gönül adamı. Denizli'den sağlık ve mutluluk dilekleriyle sevgiler gönderelim.

Screen Shot 2026 07 22 At 10.23.07

İbrahim Çallı, 1882 yılında Çal'da doğdu. Küçük yaşlarda İstanbul'a gitti. Sanayi-i Nefise Mektebi'ne (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) giren sanatçı, 6 yıllık okulu 3 yılda bitirdi. 1910 yılında Paris'e gönderildi. Orada École des Beaux-Arts'ta Fernand Cormon'un atölyesinde çalıştı. 1914'te yurda döndü. 1914 Çallı Kuşağı'nın öncüsü ve ad vereni oldu. Çallı Kuşağı ressamlarının hepsi Paris'te eğitim almış ve empresyonist akımı izlemişlerdir. Çallı, Cumhuriyet yıllarında Atatürk'e çok yakındı, onun portrelerini yaptı. Sanatçı, 1960'da 77 yaşında İstanbul'da öldü. Eserleri ülkenin çeşitli müzelerinde sergileniyor.

Screen Shot 2026 07 22 At 10.23.30

Şehir dergisinin Temmuz-Ağustos 2026 tarihli sayısı geldi. Keyifle okuyorum. Kapakta Kerim Korcan'ın, Devrek'te askerlik yaptığı sırada yazdığı Devrek şiiri var. Kapağı açınca karşıma bir dostum, Fahrettin Koyuncu'nun şiiri karşıladı beni.

“YAMA TUTMAZ ARTIK KARANLIK”

Mart 2025'te yazılan oldukça güzel bir şiir:

Ben Arnavut biberi diyorum

Acı, cayır cayır cayır, ateş ki ne ateş

Sen sıkarım diyorsun kafana

Eline yüzüne nefretle sıkarım

Yıkarım ellerimi sonra alırım

abdestimi, öcümü. Gücünü de

gösteririm sana devlet-i aliyyenin

Ben nefes diyorum, soluk diyorum

Yâni hayat, gökyüzü, bulut, yağmur

Elimi uzatıyorum gökkuşağına

Bütün kardeşlerim orada diye

Sen biber gazı sıkıyorsun gözüme

Yüzüme karanlık örtüyorsun kopkoyu

En büyük nefret diyorsun da

Kovalıyorsun kardeşliği, geleceği

Jopluyorsun, jopluyorsun, jopluyorsun

Hopluyoruz biz horonla, halayla

El ele yürek yüreğe, yer gök

Saraçhane bahane yok esarete

Bana ne yok, bana ne yok, yok terane

Barikat çok, gaz çok, su çok tomalarda

Ovalarda bahar, yüreklerde sevgi

Setlere ve sellere karşı, kararlı

Açtım ellerimi, açtım gözlerimi, açtım

Kuklalar korkunç, küfürler kalın

Yalın oysa sözümüz Brecht'ten ödünç:

Kurtuluş yok tek başına

Ya hep beraber ya hiçbirimiz

Bir bir çoğalıyor gökkuşağında renkler

Yama tutmaz artık karanlık.

Fahrettin KOYUNCU

Erhan Tığlı'nın Akıllı Deli öyküsünü keyifle okudum. Tahir Şilkan'ın Gerçek Bir Öğretmen Mehmet Başaran’ı anlatıyor.

Hoşça kalın, dostça kalın, sanatsız kalmayın...