İnsan olmasaydım Deniz Feneri olmak isterdim.
Bu cümleyi geçtiğimiz günlerde ben kurdum. Messenger’dan bana güzel dileklerde bulunan öğretmen Recep Akçeşme’nin mesajında Deniz Feneri fotoğrafı vardı. Bu cümle ile cevap verdim.
Karanlıkta bir mumun saçtığı ışık çok önemlidir. İnsana yolunu gösterir. Denizlerde yol almak sanıldığı gibi güvenli değildir hiçbir zaman. Yüzeye yakın kayalıklar, görmeden ulaşılan limanlar tehlikelidir. Fırtınalı havalarda dalgaların boyu gemilerin boyunu aşabiliyor. Kaptanın görevi gemisini limana demirleyebilmektir ama bu çok zordur. Bütün bu tehlikelerden korunmanın yolunu Deniz Fenerleri yapmakta bulunmuş insanlar.

Deniz Feneri, kıyılarda, kayalıklarda veya tehlikeli sığlıklarda yer alan, tepesinde güçlü bir ışık sistemi bulunduran kule şeklindeki yapıdır. Gemilere geceleri, kötü koşullarda yol gösterir, tehlikeli yerlere haber verir, denizcilerin yönlerini bulmasını sağlar.
Deniz Fenerlerinin görevleri; yol gösterme, gemilerin karanlıkta veya açık denizde güvenli yolu bulmasına yardım etme, uyarı vererek kayalık, sığlık ve tehlikeli kıyıları göstererek kaza olmasını önlemedir. Her fenerin kendine özgü bir yanıp sönme hızı vardır. Kaptanlar bu ışık düzenine bakarak konumlarını bulurlar.
En eski Deniz Feneri, M.Ö. 7.Yüzyılda Sigeon’da, bugünkü adıyla Çanakkale Kumkale’de yapılmıştır.
Yaşadığı Puffin Adası’ndaki Deniz Feneri ışığının pırıl pırıl yanmasını sağlamak, uzun hayatı boyunca Benjamin Poslethwaite’in işi olmuştu. Fener bekçisi olarak görev yaptığı onca yıl süresince fenerin ışığının sönmesine asla izin vermemişti. Siste yelkenle ya da istinbotla Deniz Feneri’nin civarından geçen denizciler ve yolcular onun düdüğünün sesini duyar, ışığının kendilerine kılavuzluk ettiğini görür, onun için ona minnet duyarlardı. Benjamin olmasa birçok gemi Scilly civarında kıyıya aşırı yaklaşır, kayalara sürüklenirdi. Sayısız denizci de boğulur giderdi. Ancak bazen bir Deniz Feneri’nin ışığı bile bir gemiyi kurtaramaz.
Michael Morpurgo’nun 'Deniz Feneri Bekçisi' kitabından bu cümleler. Aslı Tohumcu dilimize çevirmiş. Ne güzel insanlardır Deniz Feneri bekçileri. Her zaman yalnızdırlar, her zaman uzaktırlar, uygarlığın getirdiği güzelliklerden. Para ile yapılacak iş değildir onların ki. Cesaret, insan sevgisi ve sorumluluk bilincidir. Karşılıksız iyiliğin adıdır fener bekçiliği.

Deniz Feneri’ni ve Deniz Feneri bekçilerini ve onların izole dünyasını anlatan filmler var: Deniz Feneri (2019), Hayat Işığım (2016), The Vanishing (2018) ve The Monster of Piedras Blancas (1959).
Deniz Feneri filmini izlemiştim. 20. yüzyılın başında Maine’de yaşayan iki Deniz Feneri bekçisinin hikâyesi. Yıllardır Deniz Feneri bekçiliği yapan eski denizci Thomas Wake’in yanına yardımcı olarak bir genç gönderilir. Birlikte çalışan Thomas ve Ephraim arasında iktidar çekişmesi başlar. Thomas, yardımcısı üzerinde baskı kurmaya çalışır. Akıl sağlığını kaybeden iki adam korkuları ile yüzleşirler.
Günümüzde Deniz Fenerleri modern şekilde hizmet vermektedir.
Bulut mu olsam…
Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa?..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.
Nazım Hikmet Ran
Nazım Hikmet, “Deniz olunmalı” demiş, ne güzel demiş. Deniz Feneri de olunabilir, Deniz Feneri bekçisi de olabilir insan. Tabii artık fener bekçiliği yok. Deniz kimi zaman mavi, kimi zaman lacivert, kimi zaman yeşil, kimi zaman da kapkara oluyor. En güzel hâli belki de bir geminin ardından ve sahilde köpük köpük beyaz hâli. Gemiciler bilirler tabii denizin renklerinin dilini ama renklerin ne söylediğini, dillerini uzmanlar tanımlamışlar.

Kırmızı; tutku, enerji, aşk, hareketlilik demektir. Aynı zamanda tehlike ve dikkat çeker.
Mavi; sakinlik, huzur, güven ve sadakat hissi verir. Zihni dinlendirir.
Yeşil; doğa, huzur, umut, tazelik ve şifa hissi anlamı taşır. Güven verir.
Sarı; neşe, enerji, mutluluk ve zekâ simgesidir. Dikkat çekici ve geçici bir his yaratabilir.
Turuncu; sosyallik, coşku, canlılık ve yaratıcılığı tetikler.
Mor; asalet, lüks, zenginlik ve yaratıcılığı temsil eder.
Pembe; şefkat, romantizm, sevgi ve rahatlık verir.
Siyah; güç, hırs, ağırlık, otorite ve yas anlamı taşır.
Beyaz; saflık, masumiyet, temizlik ve dürüstlüğü simgeler.
Kahverengi; toprak, doğallık, samimiyet ve kararlılık ifade eder.
Gri; ciddiyet, resmiyet, denge ve tarafsızlığı gösterir.
Sunum yapacaksan beyaz, romantik bir randevuya çıkacaksan kırmızı, şık bir davete katılacaksan siyah… Önemli günlerde giyeceğin kıyafetlerin renklerini genelde özenle seçersin. O güne verdiğin değeri, hislerini, enerjini renklerle anlatmaya çalışırsın.
Ressamlar, kullandıkları renklerle, fırça darbeleri ile seçtikleri konularla renkleri dans ettiren yaratıcı insanlardır. Bu yüzden kıymetlidirler. Eserleriyle kalıcı olurlar, değer kazanırlar. Sanat dünyasında ve sanatçılar arasında sürekli tercih ettikleri renklerle tarz oluşturan kişileri biliyoruz. Sizin renginiz ne? Düşünün bakalım.
Bu yazı yazılırken televizyonda bir türkü söyleniyor. Nilay Yanalak, “Karasu” yine “Gam Yükünün Kervanı Geldi” diyor. Çok içli bir türkü.
Gine gam yükünün kervanı geldi
Çekemem bu derdi (de yavrum) bölek seninle
Eremem lokman'a çaresiz kaldım
Çekemem bu derdi (de yavrum) bölek seninle
Bağımıza gazel düştü güz oldu
Geçti bu vakitler (yavrum) ne de tez oldu
Derdim bin bir iken binbeşyüz oldu
Çekemem bu derdi (de yavrum) bölek seninle
Sivaslı Deli Derviş Feryadi sözleri
Bugün gam yükünün tüccarı geldi
Gam yükü kervanla değil, kırlarla geliyor sanki. İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, baskı… Dert bir değil, elvan elvan diyor ya türkü, aynen öyle.
Özay Gönlüm’ün meşhur türküsünde “Kar mı yağmış yârengümenin dağına, efem?” diyor. Tabii ki kar yağıyor dağlara. Efelerin korunaklı sığınağıdır dağlar. Kar çok olunca o güvenli dağları terk etmek zorunda kalırlar. Yani güvendikleri dağlara kar yağar.
Bizim güvendiğimiz dağlara da karlar yağıyor zaman zaman.
Haluk Levent, Erdal Beşikçioğlu…
Çerçeve yasa yapmakta direnenler. Ne kadar samimiler acaba?
Hoşça kalın, dostça kalın. İyilikten yana olun. Umudunuzu kaybetmeyin.