Değerli bir arkadaşım bir video göndermiş. Fıkra şöyle:
Patagonya'da bir siyasetçi, danışmanı ile sohbet ediyormuş.

- Söyle bakalım danışmanım, ben Turgut Özal'dan büyük müyüm?
Danışman hiç düşünmeden cevap vermiş:
- Tabii büyüksünüz efendim.
- Nasıl yani?
- Efendim, Turgut Özal'dan büyüksünüz. Turgut Özal halktan korkardı, siz korkmuyorsunuz.
Keyiflenen siyasetçi sormaya devam etmiş:

- Peki, Süleyman Demirel'den büyük müyüm?
- Tabii büyüksünüz efendim.
- Hadi canım, yalakalık yapma.
- Büyüksünüz efendim. Süleyman Demirel askerden korkardı, siz korkmuyorsunuz.
İyice keyiflenen siyasetçi dozu artırmış:
- Peki, ben Hazreti Ömer'den büyük müyüm danışman?
Danışman hiç tereddüt etmeden cevabı yapıştırmış:
- Tabii büyüksünüz efendim.
- Hadi canım, yağcılık, yalakalık yapma.
- Hayır efendim, yeminle söylüyorum; siz Hazreti Ömer'den de büyüksünüz.
- Nasıl açıklarsın bunu?
- Efendim, Hazreti Ömer Allah'tan korkardı. Siz Allah'tan da korkmuyorsunuz.
Siyasetçi biraz düşündükten sonra:
- Evet, ben çok cesurum, demiş.
Ortalık bu tür siyasetçilerle doldu mu sizce de Hüseyin Turan'ın söylediği bir türküyü anımsadım:
"Şu uzun gecenin gecesi olsam,
Sıla'da bir evin bacası olsam,
Aman aman...
Dediler ki nazlı yârin çok hasta,
Başında okuyan hocası olsam.
Evlerinin önü üç ağaç çınar,
Dillerim tutuşur, yüreğim yanar,
Aman aman...
Kâtipler oturmuş, yazıya bakmaz,
Herkes sevdiğini dilden bırakmaz.
Hey, Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz,
Gönül defterinden sildin mi beni?"
Gönül defterinden sildiğimiz, Allah'tan korkmaz, kuldan utanmazlar ne kadar çoğaldı değil mi çevremizde?
Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar, iftiralar atıyorlar. Karşıdakiler belli ama asıl sorun içimizdekiler. Truva atından iniverdiler.
Eski kuşaklar nöbeti yeni kuşaklara devretmekte zorlanıyorlar.
4-5 yaşında bir çocuğun kardeşi olmuş. Yeni doğan bebek el bebek, gül bebek sevilirken diğerine gösterilen ilgi azalmış. Hadi bir isim koyalım çocuğa; Ahmet olsun adı.
Komşuları konuşurken:
"Ahmet'in pabucu dama atıldı." dediklerini duymuş.
Koşup ayakkabılarına bakmış, yerindeler mi diye.
Neden öyle söylediklerini anlayamamış.
Sözün özü: Yeni kuşaklar öne çıkınca eskiler, pabuçlarının dama atılmasına katlanamadılar. Eskilerin yanında saf tuttular.
Yeni kuşaklar "göbekçileri" bilmez.

1960 ihtilali sonrası İsmet İnönü, seçimlere "Ortanın Solu" sloganıyla girer. Başarısız olunca partideki eski vekiller tarafından eleştirilir ve yalnız bırakılır.

Onların bıraktığı boşluğu Bülent Ecevit ve arkadaşları doldurur.
Ancak bir süre sonra İsmet İnönü:
"Ya Bülent ya ben." deyip seçime gidince İnönü'nün yanında yer alırlar.
O isimlerden önde olanlar Turhan Feyzioğlu, Kemal Satır, Emin Paksüt, Coşkun Kırca'dır. Bunlar, ortanın solu hareketine karşı çıkan geleneksel merkeziyetçi kanattır. Sağa yakın politikaları savunurlar. Onlara "göbekçi" denmiştir.
Olağanüstü Kurultay'da güven oylamasını kaybeden İnönü istifa etti. Bülent Ecevit, kurultayda kazanıp 14 Mayıs 1972'de CHP Genel Başkanı oldu.
Birbirleriyle çok iyi anlaştılar. Saygı ve sevgide kusurları olmadı. İlkeler her zaman ön planda oldu.
Bülent Ecevit, İsmet İnönü'nün "Ortanın Solu" ilkesine katkı koyarak çalışmalarını sürdürdü ve yüksek oranda oy aldı.

"Yeni Parti" kuruldu. Atatürk ilkelerine bağlı, Cumhuriyet'e bağlı, laiklikten yana bir parti. İktidara yürüyüşleri çok zor olacak. Halk için, halkla beraber yürüyorlar.
Bu parti yalnızca anayasa, demokrasi veya soyut ideoloji üzerinden yürüdüğünde başarılı olamaz. Seçmenin cebine, yaşam standardına ve gelecek umuduna dokunduğunda daha güçlü çalışır.
Gönlümüz onlardan yana.
*****
"GÜL Kİ GÜLLER AÇSIN YANAĞINDA..."
Gül ki güller açsın gül yanağında
Yanım sola dönük yatam sağında
Firdevsin ala da irem bağında
Sana benzemeyen
Gül olmaz olsun gül olmaz olsun
Yılda iki bayram gözüme görün
Hasretine dayanamam ölürüm
Bedir saçı belik belik örgülüm
Varsın sensiz geçen yıl olmaz olsun
Bedir saçı belik belik örgülüm
Varsın sensiz geçen yıl olmaz olsun
Dağladın sinem göz göre göre
Bir gönül içinde yandım bin kere
Çunacagim yoktu çundurdun ele
Elde senin gibi yar olmaz olsun yar olmaz olsun
Çunacagim yoktu çundurdun ele
Elde senin gibi yar olmaz olsun yar olmaz olsun
Ettin kul duranı derde müptela
Açtın şu başıma bin türlü bela
Yetmiye muradın yanına kala
Her dem iki yanın bir olmaz olsun
Malatyalı halk ozanı Kul Duran'a (Turan Cabut) ait olan, sözleri ve bestesi kendisine ait olan bir türkü. Açın dinleyin, beğeneceksiniz.
Caddelerde, sokaklarda kahkahalar atan insanlara rastlayamaz olduk. İnsanlar geçim derdinde, "Ne olacak memleketin hâli?" düşüncesindeler.
Halbuki gülmek en güzel eylemdir. Gülmek bulaşıcıdır. Siz gülerseniz dünya güler.
Kahkahasıyla sevdiğimiz, hafızalarımızda yer eden ünlü sanatçılar var: Adile Naşit, Güzide Kasacı, Kemal Sunal ve Saba Tümer ilk aklımıza gelenler.
Yabancılardan da Marilyn Monroe, bana göre, en güzel gülen sanatçılardan biriydi.
Adile Naşit, kendine has tiz gülüşü ve kalpleri ısıtan neşesiyle Türk sinemasının en iyi figürlerinden biriydi.
Güzide Kasacı, Türk sanat müziğinin taçsız kraliçelerinden olan ve müzik dünyasında "Bayan Kahkaha" olarak anılan sanatçıydı.
Saba Tümer de ekranlarda attığı neşeli ve kendine has uzun kahkahalarıyla "Bayan Kahkaha" unvanıyla halkın sevdiği bir sanatçı oldu.
Ama en güzel gülen sanatçımız Kemal Sunal'dı bana göre. Hem gülen hem güldüren, güldürürken ders veren bir sanatçıydı.

Güzide Kasacı'yı ve Kemal Sunal'ı saygı ve özlemle anıyorum.
Bir Attila İlhan şiiriyle bitsin yazımız:
YALNIZLIĞINI DENEMEK
gecenin ortasında ne işin var
yıldızlara dokunma yanarsın
bak birazdan ay da batacak
karanlık bulaşmasın ellerine
tersine döner yolunu bulamazsın
içi dışı uzay tozu yansımalar
sahi mi yalan mı anlayamazsın
bir rüya gemisi iskele sancak
dokunup geçiyor hayallerine
ağlayasın gelir ağlayamazsın
sevmek insanın yüreği kadar
küçükse büyüğünü taşıyamazsın
yalnızlığı da dene oldu olacak
nasıl yankılanır derinden derine
iyi midir kötü mü çıkaramazsın
insan insanı kendisi tamamlar
içinde başka dışında başkasın
eksikliğin fazlana elbet bulaşacak
öbürü sığacak bunun derisine
yoksa sabaha sağ çıkamazsın
Hoşça kalın, dostça kalın.
Mutsuz kalmayın, gülmeyi unutmayın.
Hayat gülünce güzel.