Suyun iki yakasında iki farklı ülke var. Bazen siyasi gerginlikler yaşansa da Ege Denizi bu iki ülkeyi ayırıyor gibi görünürken, aslında yüzyıllardır aynı coğrafyanın insanlarını, kültürlerini ve ortak hikâyelerini birbirine bağlıyor. Bazen bir türkü, bazen bir lezzet, bazen de sanat iki yakayı yeniden buluşturmaya yetiyor. Geçtiğimiz günlerde Yunanistan’ın tarihi kentlerinden Naoussa’da yaşanan uluslararası sanat buluşması da bu köklü bağın en güzel örneklerinden biri oldu.

1-254

3-8 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen “International Art Exhibition”, farklı ülkelerden sanatçıları Naoussa’da bir araya getirdi. International Art Union tarafından Maria Loumpourdi’nin organizasyonu ve Naoussa Belediyesi’nin himayesinde düzenlenen etkinlik, “A World of Colour, A World of Love” (Bir Renk Dünyası, Bir Sevgi Dünyası) temasıyla sanatın dostluk, barış ve dayanışma dili olduğunu bir kez daha kanıtladı. 4 Eylül Cuma günü eski bir tekstil fabrikasından dönüştürülen Kamini Hall “Ch. Lanaras” EPIA salonundaki resmi açılışla başlayan sergi, Ege’nin birleştiren ruhunu tuvale yansıttı.

5-66

TUVALDEKİ DOSTLUK, SOKAKTAKİ MERHAMET VE NEYİN SESİ

Naoussa’daki etkinliği yalnızca bir resim sergisi olarak değerlendirmek eksik olur; çünkü sanat bu kez salonların dışına taşarak doğrudan hayatın içine karıştı. 6 Eylül Pazar günü Ampelonas Hotel - Agios Nikolaos’ta gerçekleştirilen canlı performans çalışmasında sanatçılar, "Kasabamızdaki sokak hayvanları için resim yapıyoruz" düşüncesiyle fırçalarını sessiz dostlarımız için oynattılar.

Türk ve Yunan sanatçıların ortak üretimine sahne olan bu anlamlı atmosfere, Türk ney sanatçısı Oğuz Kalkan’ın neyinden dökülen melodiler mistik ve derin bir ruh kattı. Sözcüklerin yetersiz kaldığı yerde renkler ve tınılar konuştu; barışın ve merhametin dili Ege’nin iki yakasında aynı anda çınladı.

4-77

DENİZLİ’DEN NAOUSSA’YA KÜLTÜR DİPLOMASİSİ

Ankara, Bodrum ve özellikle Denizli’den katılan sanatçılarımız, eserleri ve getirdikleri kültürel birikimle Türkiye’yi gururla temsil etti. Zeybek Sanat Atölyesi kurucusu Fatma Zeybek’in öncülüğünde organizasyona katılan heyette; Zeynep Alkaya, Musa Bingöl, Ümran Can, Tülay Dikicioğlu, Özlem Ergün, Hülya Karabulut, Hüseyin Macar, Nimet Sarıbay, Hayrettin Sücüllü, Mualla Tetik, Zeynep Turhan ve Öner Vancı gibi değerli Türk sanatçılar eserleriyle yer aldı.

6-56

Naoussa’da gerçekleştirilen resmi temaslar ise unutulmaz bir kültürel diplomasi örneğine sahne oldu. Türk sanatçı heyeti adına Fatma Zeybek ve Doç. Dr. Devrim Alkaya tarafından Naoussa Belediye Başkanı’na Denizli’nin kadim tekstil mirasını yansıtan geleneksel dokumalar ile yörenin simgesi olan sarı dastar takdim edildi.

Ziyaretin en duygusal anı ise Naoussa Belediye Başkanı’nın, ailesinin Türkiye’den göç eden bir mübadele ailesine dayandığını ifade ederek heyete Türkçe hitap etmesiydi. Yıllar, sınırlar ve kuşaklar geçse de bir insanın dudaklarından dökülen birkaç Türkçe kelime, geçmişle bugün arasında anında sarsılmaz bir köprü kurdu.

2-163

SELANİK’TE DUYGU DOLU DURAK: GAZİ’NİN EVİ

Naoussa’daki serginin ve ikili temasların ardından Selanik’e uzanan yolculuk, Türk sanatçılar açısından organizasyonu taçlandıran duygusal bir durak oldu. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evin ziyaret edilmesi, sanat ve dostlukla geçen günlerin ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesine uzanan derin bir saygı duruşuna dönüştü. Atamızın evini yaşattığı duyguları bir başka yazıda anlatırım.

3-110

Naoussa’daki serginin sonunda Yunan sanatçıların Türkiye’ye davet edilmesi, Ege’de başlayan bu güzel buluşmanın kalıcı bir kültür köprüsüne dönüşeceğinin müjdesini verdi. Selanik'te çok sayıda Türk ile karşılaştık. Umarım iki ülke arasında gerginlikler çözülür ve sanatın birleştirici gücü ile faaliyetler ve karşılıklı turizm artarak devam eder.