Bir fıkra olarak anlatayım. Ne kadar doğrudur bilmemem ama şöyle anlatmışlar.
“Winston Churchill, bir radyo konuşması yapmak üzere BBC stüdyosuna gitmek için bir taksi durdurdu. Şoföre, "Beni BBC’ye götürür müsün?" diye sordu. Şoför onu tanımamıştı.
"Götüremem beyim," dedi şoför. "Birazdan eve gidip Winston Churchill’in konuşmasını dinleyeceğim, o yüzden uzak yere gidemem."
Churchill bu cevaptan çok memnun kaldı, halkının onu dinlemek istemesi hoşuna gitmişti. Cebinden 5 sterlin (o zaman için büyük para) çıkardı ve şoföre uzattı. Şoför parayı görünce gözleri parladı, hemen kapıyı açtı:
"Atla arabaya şef! Churchill'in canı cehenneme, ben seni BBC’ ye yetiştiririm!"
Churchill o gün şu acı gerçeği not etti: "Sadakat, parayı görene kadardır."
İnsanların isteklendirme kaynaklarını (duygusal bağ veya maddi kazanç) doğru analiz etmelisiniz. Şartlar değiştiğinde, öncelikler ve sadakat de hızla değişebilir.”
Sadakat kelimesi kelime olarak: sağlam, güçlü ve içten bağlılık demektir. Bir müslüman Allah inancı sağlam güçlü içten olur, olması gerekir. Kendisini sevdiğini yardım ettiğini farkına varmasıdır. Bu manevi bir bağdır ve bu iç kuvvettir. İnsan öncelik olarak maneviyata maddiyattan daha önce gelir. Gelmesi gerekir ama bu ciddi mesele insan içindir. Kişilik şahsiyet ve kimlik sorunu olmayan içindir.
Şoför Churchill’e Beyefendi ben bu zatı ve konuşmasını seviyorum. Para güzel ama kusara kalmayın sizi BBC götüremem dese. Veya Churchill kendini tanıtsa, siz beni radyoya götürün canlı dinleyin, hem sohbet ederiz dese. Nasıl olurdu? Elbette iyi olurdu ve her ikisi de kazanırdı. Kazanım tek taraflı olmaz, nimetler maddi olduğu kadar manevidir. İşte İslam budur, yaşandığı zaman maddi ve manevi, dünya ve ahiret kazandırır.
Maddi şeylerin sıcaklığı ne yazık ki insanı aldatabiliyor. Her şeyin önünü geçmesi olarak addediliyor. Yanlıştır doğrusu sadakat sonra maddi şeydir. Fatiha’nın son ayeti neyi istememiz gerektiğini bilgisini verir. “Nimet verdiklerinin yolu” der. Bunların kim olduğunu Nisa 46.ayette açıklar. Nebiler, sıddıklar yani gerçeği onaylayanlar, şahidiler ve salihler yani inancıyla ve davranışları bir olanlar. Yanlış olanı görüp düzeltenler, düzeltmek için çalışanlar. Mutlu olmak isteyenler için ne güzel bir formül. Nebilik bitti ama diğer üçünden biri olmak mümkün. Bu kesimin arkadaşlığı da meth edilmiş.