İslam (slim) barıştır, birlikte yaşamayı esas alır. Başka inanç ve ırk unsurlarını tahammül eder. Yok, etmeyi amaçlamaz, razı olmaz ama hoş görür. Yardım eder düşmanlık etmez. Mekke ve Medine’nin etrafının harem edilmesi önemli bir kriter. Sadece insanlar için olmayıp canlı olarak ne varsa bitki hayvanlar için geçerlidir. Müslümanlar bu hayat anlayışının yaşanılmasının sağlamasın sağlar, garantördürler.

Böyle bir hayat ne güzel değil mi? İnsanlık tarihi sürecinde zaman-zaman yaşanmış, örnekleri var saadet asrı denilmiş. Keşke hep böyle etse ne iyi olurdu.

Ne olmuş da bu tür hayatın devamı gelmemiş? İyiler devreden çıkmışlar, kötüler hâkim olmuşlar, kan gözyaşı ve bozgunculuk alıp götürmüş. Kötülük timsali olanlar rahat etmiş, zayıflar ise mazlum ve mağdur olmuş.

Neyi bilmeli ne yapmalıyız? Sadece Müslümanlar için değil insanın ezeli ve ebedi düşmanı şeytan. Hiç boş durmuyor, tatili yok. Ne yapıyor vesvese veriyor. O’nun gücü sınırlıdır. İnsan Allah’a sığınsa onun koyduğu yasayı uysa yolundan çıkmayacak. Şeytan zarar veremeyecek, ama gel gör ki işini kolaylaştırıyoruz. O insanın zaafını kullanıyor Eûzü’yü besmeleyi esas alan bir yaşantı çok kolay ve kazanımlı.

İkinci bilmemiz gereken husus ise Şeytanın zihniyetini esas alanlara karşı tavrımızdır. Bakara suresinin 109 ayetinde Kitap ehli olan Yahudiler risalet görevinin kendilerinden başkasını verilmesini hazmedememişler. Varlığımıza tehdit olarak görüp hasetlerinden imandan çıkarıp küfre döndürmek istediklerini rabbimiz haber veriyor. Bu düşmanlık Medine de başlayıp bitmemiş hala devam ediyor.

İşin bir ferdi boyutu var. Bazen en yakınımız bize düşman kesiliveriyor. Bir kaşık suda boğacak. Niye ne oluyor? Menfaat meselesi, istediği olmayınca düşman kesiliyor.

Hani birlikte yaşayacaktık, ne oldu? Tahammülsüzlük niye? Derdim var yardım talebinde bulundum niçin yardım etmedin? Arkasını bir öğrensen olmaz mı? Yardımlaşma gönüllük esası üzerine olur, mecbur değiliz.

Ehli kitabın hasedi düşmanlığı neyse bu da böyle… Bu durum psikolojik bir durum, dengesizlik anlamsız söz ve fiili davranış arkasından geliyor. Öfke nöbeti, ağza alınmayacak sözler, maskaralık caba.

Peki, haksız muameleye maruz kalan ne yapacak? Bakara suresini 109 ayetini sonu şöyle bitiyor. “Affet üzeride durma” ne zamana kadar? “Allah’ın emri yerine gelinceye kadar” Mekkeli Yahudilere ne olmuş? Önce Hayber’e sonra oradan da çıkarılmışlar.

Sabretmek, hatamız var mı araştırmak en iyisidir. Eğer kusurumuz yoksa karşı tarafın haksız muamelesi varsa beklemek en doğrusudur.

Neden bu konuyu gündeme getirdim? Çünkü ne yazık ki bende böyle bir muameleye maruz kaldım. Hayat bu garantisi yok, şeytan ve şeytanını askeri olanlar karşımıza çıkar.