Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız, bir elinde ayna...
Umurunda mı dünya?
Orhan Veli KANIK
İkinci Dünya Savaşı'nın yoğun olduğu, diplomatik konferansların getirdiği krizlerle çalkalanan bir zamanda yazılmıştır. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en az 80 yıl geçti. Değişen ne? Irak, Suriye, İran, Filistin... Say say bitmez. Orhan Veli bu şiiri bugün yazsaydı sanırım çok da farklı olmazdı. Atom bombasının acımasızlığı ile bugünkü füzeleri karşılaştırın: Masum insanların ölümü, yaralanması, çaresizliği... Bir tarafta açlık, bir tarafta sömürü düzeni; sömürenler, sömürülenler...
"Mahalle yanarken deli saçını tararmış." Büyük bir felaket yaşanırken veya toplumsal kaos sürerken kişinin yaşanan acıları ve sorunları tamamen umursamaması, hayatına aynı şekilde devam etmesi anlamını içerir. Yani günümüzde bütün dünyada "kim kime dum duma" yaşantısı var. Daha ileri gitmeyelim, eleştiriyi dozunda tutalım.
****

Yok yok, rahmetli annemden söz etmiyorum. Göremeyiz de zaten, rüyalarımız dışında. Joan Baez'in kitabının adı bu. Türkçeye Pelin Batu çevirmiş. Joan Baez için Selda Bağcan'ın Amerikalı olanı diyebilirim.
Joan Baez (1941, New York), Amerikalı folk müzik sanatçısı, söz yazarı ve insan hakları savunucusudur. Güçlü sesi ve toplumsal temalı şarkılarıyla tanındı. Barış, sivil haklar, çevre ve savaş karşıtı hareketlerde aktif rol aldı. İstanbul'da ve Efes'te konserler verdi. "Donna Donna" şarkısıyla hafızamda yer eden sanatçı şiir hakkında neler diyor bakalım:
"Şiir aşk gibidir; zorla yazılmaz. Tek yapabileceğimiz onun doğuşunu beklemek ve gelişini kutlamaktır."

Türkçeye bu kitabı güzel çevirisiyle kazandıran Pelin Batu, 1978 senesinde Ankara'da doğdu. Marymount Üniversitesi'nde edebiyat ve drama okudu. Boğaziçi Üniversitesi Tarih lisansını bitirdikten sonra yine aynı okulda Batı Dilleri ve Edebiyatı Bölümü'nde doktorasını tamamladı. Sinemaya Ferzan Özpetek ile başladıktan sonra pek çok filmde görev aldı ve çeşitli televizyon programları yaptı. Kitabı zevkle okudum. Pelin Batu'yu yürekten kutluyorum. Kitaba adını veren uzun soluklu şiirden bir bölüm alalım:
ANNEMİ GÖRDÜĞÜNÜZDE ONU DANSA KALDIRIN
1931 yazında
Doğu yakasındaki sahil şeridinde
bir yerdeki dans pistinde.
kızlardan ve neredeyse-erkek olanlardan mürekkep bir kalabalık.
Serin gölgelerde,
ergen annem.
Sıcak ışıkların altında.
İsveçli tenor Jussi Björling
Sana nazikçe soruyorum, sevgili Jussi;
Annemi gördüğünde,
onu dansa kaldırır mısın?
....
****
Ataol Behramoğlu'nun 1 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yazısında iki dizeye takılı kaldım:
"Bedenimde hiç kimsenin hakkı yok,
Alırsa elimden aşk alır ancak."
Dizeler Arife Kalender'e ait.
"Papirüs Yayınları'ndan çıkan 'Kökler ve Kemikler Üzerine' adlı kitapta Zeynep Yılmaz'ın sevgili şairimizle yaptığı söyleşide söylenenlere göre eklenecek fazla bir şey yoktur." diyor Ataol Behramoğlu.
"Bedenimde hiç kimsenin hakkı yok, alırsa elimden aşk alır ancak."
Bu dizeler bana Neşet Ertaş'ın söylediği “GÖNÜL DAĞI” türküsünü anımsattı.
Gönül dağı yağmur yağmur, boran olunca
Akar can özümde sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinamı yaralar, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy
Dil gizli gizli
Dost elinden "Gel" olmazsa varılmaz
Rızasız bahçanın gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez
Gönülden gönüle gider, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy
Yol gizli gizli
****
"Dost elinden gel olmazsa varılmaz, rızasız bahçenin gülü derilmez." derken Arife Kalender'in dizelerine adeta açıklık getiriyor.

Arife Kalender'i tanıyalım:
"1954 Malatya Arguvan doğumlu. İstanbul Üniversitesi Almanca Bölümü'nden mezun olup uzun yıllar Almanca öğretmenliği yapmıştır. Cumhuriyet'in Kitap Eki'nde şairler hakkında yazdığı araştırma yazılarını Şiir Irmakları adlı kitabında yayımladı. Kitapları: Maviler de Eskidi, Göçebe Sevinçler, Suskun Resimler Durağı, Gül Küstü, Kırmızı Firari, Kadın Burcu, Deli Bal, Dil Altı, Bendeki Malatya, Yedi İklim Dört Mevsim Türkiye Destanı, Kuşlar Geçiyor Toplu Şiirler, Gül Küstü Toplu Şiirler, Suçlu Fırtınalar, Deren'in Şarkıları, Bir Kadın Bir Zaman (roman), Yaz Üşümesi, Kadın Erkek Geyikleri. 2004-2005 yıllarında Delibal kitabı ile Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nü, Tenden Gömlek ile 2003 Turgut Uyar Şiir Yarışması Onur Ödülü'nü kazanmıştır. Suskun Resimler Durağı ile Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü'nde övgüye değer bulunmuş ve Türkan Saylan Sanat ve Bilim Ödülü'nün de sahibi olmuştur."
Buraya bir şiirini alalım:
DELİ BAL
bir leylaydım, bin ademden
nice mecnun yarattım
ecel bendim, iksir bendim, huni ben
merak arkadaşım, ateş ruhuma bela
göze candım, köre mana
gizlendiğim tenhalarım buldular
asi hayvanlarım evcil odalarda
tufanlarımdan habersiz uyudular
soktum mührü kapıdan
güle kar'ı, sordum, mevsime yalan
zakkumdan öz topladım
süt içtim sütleğen damarından
şaşkın gezdim, can kanattım sabaha
çekildi sis, hükümsüzdür fermanlar
yüksek uçtum, densiz durdum, deliyim
güzel çirkine dondu, aklarım kirli beyaz
peteğimi zemheri ıslığıyla doldurdum
kobra çiçeğine kondum
kuş baskınlarından, ayı pençesinden kurtuldum
balın zehrini bilemeden, şerbetini tatlılar
****

Arkadaşım, dostum, şair, yazar, gazeteci Hüseyin Yurttaş'ın eserleri ve bağışladığı kitaplardan oluşan Hüseyin Yurttaş Kitaplığı Foça'da açıldı. Foça Belediyesi Atatürk Sosyal Yaşam Merkezi'ndeki açılışa Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı, şair Hidayet Karakuş, Ahmet Önel, Atilla Köprülüoğlu, yerel tarih araştırmacısı Sebahattin Karaca, Alptekin Aydın ve Yurttaş'ın dostları katıldı.
Yurttaş duygularını, "Gerçekten okuya okuya, araştıra araştıra, en büyük zorluklarla karşılaşsak bile umudumuzu kesmeden yürümeye hep devam ettiğimiz için bugünlere geldik. O nedenle çok mutluyum." sözleriyle ifade etti.
Kitaplıkta, büyük çoğunluğu yazarın kendi eserlerinden ve kendisine Türkiye'nin çok önemli şair ve yazarlarının adına imzalayarak armağan ettiği eserlerden oluşan 3.064 kitap ile aldığı plaketler ve ödüller yer alıyor.
Sevgili Hüseyin Yurttaş'ı kutluyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum. Buraya sevgili Hüseyin Yurttaş'ın "MAVİLİ" şiirini alalım.
maviler giyerdin
gökçe yaprak açardın
baharına vurgun
elini tutardım
yüzünde güneş parçaları
kirpiklerin ışık
kirpiklerin gölge
dudaklarında ürkek sorular
bakardın
yüzüm yanardı
utanırdım
rüzgâr okşardı saçlarını
kıskanırdım
alıp gider diye kokunu
kuytumda kalmalıydın hep
sensiz ne yapardım?
maviler giyerdin
mavi bakardın
tüten tütünündüm
soluğuna karışır
uçardım
Hoşça kalın, dostça kalın; şiirsiz ve umutsuz kalmayın.