Hiçbir şeyden çekmedim futboldan çektiğim kadar. Çocukluğum yeşil sahalarda geçti, dersem yalan olur. O zamanlar ne yeşil sahalar vardı ne etrafı tel örgülerle çevrili halı sahalar. Yalnızca (Nazilli) Sümerbank'ın çim sahası vardı. Altı ızgaralı olduğu için su birikmeyen, çamur olmayan. Biz mahalle arasındaki arsalarda çok kez yalın ayak oynardık. Top saha dışına kaçtığında demir dikenlerine basarak acıyla alırdık. Her gün futbol oynar, sabah tertemiz giydiğimiz gömleğimiz kirlenmiş, ter içinde dönerdik eve. Tabii, "Bu ne hâl böyle?" dayağı olurdu futbol keyfinin ardından. Her gün devam ederdi. Ben gerçekten anlamam futboldan.

Oksijen Gazetesi'nin son sayısında Selçuk Şirin futboldan söz ederken, "Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım." demiş. Dünya Kupası'ndaki yanlışlarımızı da şöyle özetlemiş: "Ödül sistemini yanlış kurarsanız bencilliği de vasatlığı da siz üretirsiniz. Türkiye olarak futbolda tam olarak bunu yapıyoruz. Performansı değil gösterişi ödüllendiriyoruz. Ödülün sırasını değiştirmek elimizde. Ödülü, alkışı, reklamı peşinen vermek yerine sonuca bağlamak. Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış."

Sadece futbolda değil, yaşamın her alanında olması gereken bu sanırım. Dünya Kupası'nda elenmemizin ardından dilinizde şu şarkı kaldı sanırım:

Hayallerimi yıktın

Ümitlerimi kırdın

Benim ahımı aldın.

KONU: FUTBOL

Kentteki sanatçıların, yöneticileri ve halkı sanata yönlendirdiğini düşünüyorum hep. Ressamlar olmasa resme ilgi bu kadar olmazdı. Fotoğraf sanatçıları olmasa sık sık fotoğraf sergileri açılmazdı. Mehmet Selçuk da o sanatçılardan biri.

Selcuk-2Karikatür sanatına gönül veren ve çizgileri ulusal gazetelerde, dergilerde yayımlanan Selçuk, Denizli'de uluslararası karikatür yarışmasının başlatıcısı. Bu yıl altıncısı düzenlenen uluslararası karikatür yarışmasının konusu futboldu. Geçtiğimiz günlerde yarışmanın sergisi açıldı. 41 ülkeden 450 sanatçının 1164 eserle katıldığı yarışmada sanatçılar eserlerini öyle özenmişler ki beğenmemek elde değil. Hepsi ayrı zekâ ürünü.

728420440 2536568870116355 5433340474199229107 NSergi açılışında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, "Sanat dünyanın en güçlü evrensel dilidir. Sanatın olduğu, özgür ve bağımsız bir ülke hayal ediyoruz. Toplumsal barışın gelişimi ancak özgür bir sanat ortamıyla mümkün olabilir." mesajlarını verdi yaptığı konuşmada.

Sanatçıların ödülleri verildikten sonra açılış yapıldı. Ülkenin en seçkin karikatüristlerinden oluşan seçici kurul birinciliği Zeki Osman Soyman'a verdi. İkincilik ödülü İran'dan Saeeol Sadekhi Nagdali'ye, üçüncülük ödülü İran'dan Sajrat Rafei'ye verildi. Gürbüz Doğan Ekşioğlu Özel Ödülü İtalya'dan Agim Sulaj'ın oldu. Mansiyon ödülleri İran'dan Ali Rasto'ya, ikinci mansiyon Önder Önerbay'a ve üçüncü mansiyon Küba'dan Michel Moro Gomez'e verildi. 18 yaş altı ödülleri ise Emir Albayrak ve Meryem Küçükçeşme'ye verildi.

731093498 2208009833333835 6611641917842230544 NTuran Bahadır Sergi Salonu'ndaki görsel güzelliği 2 Temmuz 2026'ya kadar gezebilirsiniz. Başta Bülent Nuri Çavuşoğlu ve Mehmet Selçuk olmak üzere seçici kurul üyelerini ve sanatçıları yürekten kutluyorum. Nicelerine...

******

Denizli'ye ilk geldiğim yıllarda bir kamu kurumuna gittim. Kocaman bir salonda birçok memur çalışıyordu. Biraz yürüyünce bir masa, masanın üstünde ve çevresinde çiçek saksıları gördüm. Çiçeklerin kokusu harikaydı. Kendimi çiçek bahçesinde hissettim. Çiçeklerin arasında çiçek gibi bir kadın gülümsüyordu. Çiçekleri çok sevdiğini, evinin de çiçek bahçesi gibi olduğunu söyledi. Başka bir gün onu sokak hayvanlarına yiyecek ve su verirken gördüm. Yine bir gün elinde torbalarla rastladım. Torbalarda kuş yemi olduğunu, kuşları beslediğini söyledi. Onun hayvan sevgisine ve doğa sevgisine imrendim. Sokak hayvanlarına ve çiçeklere sevgilileriymiş gibi bakıyordu. Ona konserlerde de rastlamaya başladım. Ayrıca solo olarak da söylüyordu. Sesi ve sahne performansı çok iyiydi. Bir gün bir şarkıyı Denizli şivesi ile söylediği bir çekime rastladım. Sonra görüştüğümüzde Samsun'a yaptıkları bir gezide kendi uyarladığı bu şarkıyı söylerken sokak röportajı yapan iki gencin kamerasına takılmış. Kendisinden izin alıp YouTube'a koymuşlar. Bir anda 96.800 izleyiciye ulaşmış, tüm yurtta ve yurt dışında. "Artık Sevmeyeceğim" şarkısını, "Artık sevmecen gari" diyerek söylediği şarkıyı ben de çok sevmiştim.

Artık sevmecen gari

Bütün gabiyetler benim

Ne gıda ağlesen boş

Ne gıda yalvasan boş

Sene dönmeycen gari

Bitivesin gari bu çile

Çekemecem bile bile

Sen ne söylesen söle

Bu hayat geçmez böle

Sene dönmecen gari

Ümitlerimi gırıvedin

Hayallerimi yıkıvedin

Benim ahımı alıvedin

Şimdi sende yalnızsın gari

8F190Cdb 3C3D 43Bf 8Ccf 4183E4Caf013

Tanıyanlar olduğu gibi, "Kim bu?" diyenler de oldu sanırım. Asuman Çerçioğlu'ndan söz ettim. Birkaç gün önce karşılaştığımızda bir müzik ödülü aldığını söyledi. Ben de ondan söz edelim deyince kabul etti, oturduk, sohbet ettik. Kendini şöyle anlattı:

"Mütevazı bir ailede yetiştim. Babam başkomiserdi, annem ev hanımıydı. Babamın görevi gereği yurtta birçok yeri gezdik. Bir kız kardeşim, iki ağabeyim var. İlkokula Erzurum'da başladım, ortaokulu İzmir ve Nazilli'de okudum. Denizli Lisesi Fen Kolu mezunuyum. Önce belediyede 4 yıl, sonra SSK İl Müdürlüğü'nde 26 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Hayvanları, insanları ve müziği çok severim. Müziksiz bir yaşam düşünemiyorum. Ülkenin birçok yerini gezdim, yurt dışına da gittim. Gezmeyi çok severim. Tanımadığım bir medya grubu şarkılarıma rastlamış. 13 seçici kurul üyesinden 8 üye bana oy vermiş. Telefon ettiler, ödülü alacağım günü belirlediler, gittim aldım. Bu ödül beni çok mutlu etti. Müzikli yıllarımın karşılığını almış olduğumu düşünüyorum."

Asuman Çerçioğlu'na, şarkıları, kuşları, sokak hayvanları ve dostlarıyla sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum. Gülümsemesi ve kahkahaları hiç eksilmesin.

Günün şiiri Attila İlhan'dan gelsin:

SANA NE YAPTILAR

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin

Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında

Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin

Seni görür görmez özgürlüğümden utandım

Söyle ne içersin, çay mı kahve mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Saçların uzundu, omuzlarına akardı

Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından

Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın

Gülerdin, içimize aylar doğardı

Görünmez dağların arkasından

Eski gülümsemeni beyhude aradım

O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Bir çay içer misin, yoksa kahve mi

Kibritim yok, demek cigaraya başladın

Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var

Böyle bir kız değildin sen eskiden

Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?

Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi

Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Hoşça kalın, dostça kalın. Umudunuz ve tebessümünüz hiç eksilmesin.