Toplumda sıkça kullanılan klişeler var. ‘Elalem ne der. Nerelisin? Ne iş yapıyorsun?’ (aynı zamanda siyasi, sosyal kimlik araştırmasıdır) Başka bir klişe, ‘öyle zannediyorum, öyle sanıyorum’. Bu yazı, ‘sanmak’ üzerine olacak. Çünkü yanılgı sanmak ile başlıyor. Sanmak, insan yaşamında önemli yanılgılardan birisi; bilmeden hüküm vermek, görmeden inanmak. Akli kültürün değil, nakli kültürün ürünü. Sanmak insanı aldatır, aklı gölgeler, gönlü yorar. Araştırmayı, sorup sorgulamayı, dikkatli bakmayı, anlayarak dikkatli dinlemeyi engeller.

Sanmak bir şeyin veya bir durumun zihinde tasarlandığı gibi olduğuna inanmak veya zannetmek. Sanan kişi kesin bilgiye dayanmayan, tahmine dayalı hükümlere varır. Sanmak bilme ve anlamanın önünde bir duvar. Ayrıca günümüzde sormayalım, sorgulamayalım, hayat sadece sanma üzerinden yorumlansın diye; bazı kültürel grupların, inanç sistemlerinin, şirketlerin, siyasi oluşumların; stratejileri, programları, özel ciddi çabaları çalışmaları var. Sanmak; zannetmek, farz etmek, varsaymak gibi, eş anlamlarda da kullanılıyor.

Sadece sanarak hareket etmenin sonucu; genelde hüzünle biter. Sonunda insan büyük hayal kırıklıkları yaşayabilir. Geçenlerde yaşadığı hayal kırıklığı nedeniyle bir dostum şöyle yakınmıştı, “Sıkı bağlarım olduğunu sandığım insanları, sadece ben sıkı tutuyormuşum meğer bunu bir gün ipi gevşettiğimde ancak fark ettim.” Sanmak, büyük hayal kırıklıkları yaşatabiliyor.

Yanılgıya götüren o kadar sanmak fiili var ki: Sevildiğini sanmak, özlendiğini sanmak, kendini uyanık sanmak, kendini zeki sanmak, doğru kişi olduğunu sanmak. Kendini vazgeçilmez sanmak. Sanmakla ilgili, fiilleri çoğaltabiliriz. Sanılan sanıldığı gibi çıkmadığında, ki genelde çıkmaz; sonuç hüsrandır, hayal kırıklığıdır, büyük bir boşluktur. Tolstoy, ”öyle horozlar var ki, öttükleri için, güneşin doğduğunu sanır” diyor.

Son yıllarda bazı sonradan görme, eğitimsiz veya hak etmediği bir mevkie, rastlantı sonucu ulaşan kişilerin; kendilerini becerikli ve büyük adam sanarak; şımardıklarını ve böbürlendiklerini görüyoruz. Onlar kendilerini başarılı sansalar da; arkalarında büyük bir torpilin, adam kayırmanın, ayrıcalıklı davranışların olduğu biliniyor. Toplumda bazıları büyük adam sanılsa da; içinin kof olduğu, sanıldığı gibi olmadıkları görülüyor. Aynı sanmalar, böbürlenmeler eskilerde de varmış ki: toplumumuzda deyişler oluşmuş. Kamış ses verince ney oldum sanır. İp gerilince yay oldum sanır. Sarayda oturmakla Padişah olmaz kişi. Aptal ata binince bey oldum sanır.

Sanarak düşünmek, karar vermek, olayları değerlendirmek ve sanarak hareket etmek; kişinin yaşamdaki en büyük yanılgılarından birisi olabilir. Karşımızdakini dikkatli dinleyelim, olayları bilimin ve aklın ışığında irdeleyelim, araştıralım, öyle karara varalım. Sanarak yaşamak bizleri acılara, hüsrana, pişmanlığa götürmesin.