Olayları değerlendirirken; çoğumuz ön yargılıyız. Sadece öğrendiğimiz kalıplar içinde, değerlendirme yapıyoruz. Araştırmadan, soruşturmadan, sorgulamadan, kendi doğru/yanlış süzgecimizden geçirmeden, kanaat oluşturuyoruz. Bize kitaplardan, internetten, özellikle sosyal medyadan sunulan bilgilerin ne kadar doğru, ne kadar eksik-fazla olduğunu; araştırmadığımız için, çoğu zaman gerçeği bulamıyoruz. Özellikle televizyonlardan, sosyal medyadan; kirli, yanlış, yalan bilgi bombardımanına tutulmuş durumdayız.
Bazı partiler, şirketler, sosyal gruplar; ‘yalan sistemi’ için, yüzlerce maaşlı elaman çalıştırıyor. Amaç toplumu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek ve çıkarlarına yönelik algı oluşturmak. Böylece siyasette hak etmediği oyları alarak iktidar olmak, ticarette ise kendi pazarını oluşturmak. Haksız rekabet sağlamak. Büyük çoğunluk söylenenleri sormadan, sorgulamadan, araştırmadan doğru kabul ediyor. Yalan bilgilere göre kararlar veriyor; yanlış sonuçlara, yanlış yerlere gidiyor. ‘Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın, olan yumurtaya olurmuş’. Olan emeği ile geçinen, dürüst insanlarımıza oluyor.
Olayları doğru değerlendirmek için, bilmek gerekir. Bilmek için anlamak, anlamak için araştırmak, sorgulamak gerekir. Descartes şöyle diyor: ” Her şeyi sorgula. Farklı düşünmekten korkma. Sürüye katılma, kendin ol.” Bugün olayların çoğuna bilimin ışığında değil, ön yargılı ve duygusal bakıyoruz. Duygularımızı doğru yönetemiyoruz, duygularımız da bizi yönetmeye başlıyor.
Yönetmesine izin vermemek için araştırmamız, sormamız, sorgulamamız gerekiyor. Marcus Aurlies, “Duyduğumuz her şey bir görüştür gerçek değil. Gördüğümüz her şey, bir bakış açısıdır hakikat değil.” diyor. Hakikat ilimde, sorgulamada, arştırmada, bilimde. Bugün çoğu insan hakikati tarikatlarda, hurafelerde, fallarda arıyor. Bazı siyasi oluşumlarda, siyasi çıkarları için bu anlayışı destekliyor. Gençlik sormasın, sorgulamasın, itaat etsin biat kültüründe yetişsin istiyor. Basına yansıdığına göre, kamudan tarikat denetimindeki şirketler iş alıyor. Tarikatların çoğu din işinden ticaret işine geçmiş durumda. Son mali soruşturmalarda iki ayrı tarikatın, milyarları yönettiği ortaya çıktı. Yakın akraba yöneticiler, para için birbirine düştüler. Hiç kimse tarikat şeyhi bu paraları nasıl kazandı diye sorgulamıyor. Çarkı siyasetin desteği ile döndürüyor.
Bütün olumsuzlukların, kötülüklerin, toplumsal sorunların sebebi; insanların biat kültürünün etkisinde kalmaları, yanlışa yanlış dememeleri, olayları sorgulamamalarıdır. Sonuçta emekli perişan, gençler işsiz, esnaf çoğu zaman siftah yapamadan dükkânı kapatıyor, çiftçi ürün yetiştirmek için yaptığı masrafı çıkaramıyor. Her gün sokakta, evde bir kadın eşi, eski eşi, erkek arkadaşı tarafından öldürülüyor. Üniversite mezunlarından, gidebilenler yurt dışına gidiyor. Toplum bir kısır döngü içine girmiş, açmazda ve çıkmazda. Çıkış için sor ve sorgula. Hiçbir şahsa, hiçbir guruba biat etme, kendin ol.