Amatör futbolun geldiği nokta artık ciddi şekilde sorgulanmalı. Bir zamanlar futbolun temel taşı, genç yeteneklerin yetiştiği, mahalle kültürünün yaşatıldığı ve büyük futbolcuların ilk adımlarını attığı amatör liglerde bugün ne yazık ki eski heyecanı ve kaliteyi bulmak giderek zorlaşıyor.

Peki, ne oldu da amatör futbol bu hale geldi? Neden kulüplerin önceliği genç futbolcu yetiştirmekten çok, günü kurtaracak transferler yapmak oldu? Neden bir sezonluk başarı uğruna kulüplerin geleceği riske atılıyor?

Sorunun temelinde yanlış yönetim anlayışı, plansızlık ve başarıyı yalnızca A takımının aldığı sonuçlarla ölçmek yatıyor.

Bugün birçok kulübümüzde sezon başlamadan transfer yarışı başlıyor. Futbolculara ödenen ücretler, istenen transfer bedelleri ve sezonluk maliyetler neredeyse profesyonel futbolu aratmıyor. Bir futbolcuya yüksek ücretler ödeniyor, başka bir kulüp daha fazlasını teklif ediyor. Ardından transfer piyasası adeta kontrolsüz bir yarışa dönüşüyor.

Ancak burada asıl sorulması gereken soru şu: Bu kadar para harcanıyor da kulüpler ne kazanıyor?

Bir sezon şampiyonluk yaşamak, bir üst lige çıkmak elbette önemli. Fakat bu başarılar uğruna kulübün ekonomik dengesi bozuluyor, altyapıya ayrılması gereken kaynaklar tüketiliyor ve genç futbolculara verilen fırsatlar giderek azalıyor.

AMATÖR FUTBOL TRANSFER PAZARINA DÖNÜŞTÜ!

Eskiden amatör futbol denildiğinde akla mahalle takımları, gençlerin heyecanı, kulüp sevgisi ve arma için mücadele gelirdi. Bugün ise birçok yerde ilk konuşulan konu transfer ücreti, maç başı para ve sezon sonunda alınacak primler oluyor.

Elbette futbolcunun emeğinin karşılığını almasına kimse karşı çıkamaz. Futbol artık ciddi emek ve fedakârlık isteyen bir spor dalı. Ancak amatör futbolun bütün düzenini yalnızca yüksek ücretli transferlerin üzerine kurmak, bu yapıya zarar veriyor.

Bir kulüp bir futbolcuyu yüksek maliyetle transfer ediyor. Ertesi sezon yönetim değişiyor, teknik direktör değişiyor, hedefler değişiyor. Bir bakıyorsunuz geçen yıl büyük paralar harcanarak kurulan kadronun yarısı dağılmış. Yeni yönetim yeniden transfer yapıyor, yeniden para harcıyor. Bu döngü yıllardır devam ediyor.

Peki, bu kulüplerin altyapısı nerede? Kaç genç futbolcu yetiştiriliyor? Kaç oyuncu A takımına kazandırılıyor? Kaç kulüp geleceğe yatırım yapıyor?

İşte asıl mesele burada!

GENÇLERİN ÖNÜNÜ KİM KESİYOR?

Amatör futbolun en büyük amacı yalnızca maç kazanmak olmamalı. Bu liglerin en önemli görevlerinden biri de gençleri futbola kazandırmak, yetenekli oyuncuların önünü açmak ve geleceğin futbolcularını yetiştirmek olmalı.

Ancak yüksek maliyetli transferler nedeniyle genç futbolcular çoğu zaman yedek kulübesine mahkûm ediliyor. Birçok genç, forma şansı bulamadığı için futboldan uzaklaşıyor. Oysa aynı gençlere güvenilse, sabır gösterilse belki de birkaç yıl sonra çok daha üst seviyelerde mücadele edecek futbolcular yetişecek.

Kulüplerin altyapıları sadece tabelada bulunmamalı. Gerçek anlamda çalışmalı, antrenörleri olmalı, gençlere yatırım yapılmalı. A takımında forma giyen gençlerin sayısı artmalı.

Çünkü altyapıdan futbolcu yetiştirmek yalnızca sportif başarı değil, aynı zamanda kulübün ekonomik geleceği açısından da büyük kazançtır.

BAŞARI SADECE ŞAMPİYONLUK DEĞİLDİR!

Yöneticilerin de artık kendilerine şu soruyu sormaları gerekiyor: Bir sezon şampiyon olmak mı daha değerli, yoksa beş yıl boyunca ayakta kalabilecek bir kulüp oluşturmak mı?

Bir kulüp yüksek bütçeyle şampiyon olabilir. Ancak ertesi sezon ekonomik sıkıntılar nedeniyle liglere katılamıyorsa, o şampiyonluğun ne anlamı kalır?

Amatör futbolun gerçek başarısı; borçsuz, kurumsal, altyapısı çalışan, gençlere fırsat veren ve yıllarca ayakta kalabilen kulüpler oluşturmaktır.

Denizli amatör futbolunda da artık bu anlayışın değişmesi gerekiyor. Kulüpler günü kurtarmak yerine geleceği planlamalı. Yönetimler birbirleriyle transfer yarışına girmek yerine altyapı, tesisleşme ve eğitim konusunda yarışmalı.

Federasyonlar, yerel yönetimler ve sporun bütün paydaşları da amatör futbolun gelişmesi için daha fazla sorumluluk almalı.

SON SÖZ: AMATÖRÜN RUHUNU KAYBETMEYELİM!

Amatör futbol sadece 90 dakikadan ibaret değildir. Bir semtin, bir mahallenin, bir ilçenin ortak heyecanıdır. Yağmurda, çamurda formasını giyip sahaya çıkan gençlerin hayalidir.

Bugün bu ruhu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Her sezon yeni transferler, yeni vaatler, yüksek maliyetler ve kısa süreli başarılar konuşuluyor. Ama gençlerin geleceği, kulüplerin ekonomik durumu ve liglerin gerçek kalitesi ikinci plana itiliyor.

Unutulmamalı ki para harcayarak takım kurabilirsiniz ama futbol kültürü oluşturamazsınız. Transfer yaparak şampiyon olabilirsiniz ama geleceğin futbolcularını yetiştiremezsiniz.

Amatör futbolun yeniden ayağa kalkması için önce zihniyet değişmeli. Günü kurtaran değil, geleceği inşa eden yöneticilere ihtiyaç var.

Çünkü amatör futbolun geleceği transfer pazarında değil, altyapıda ve gençlerin ayaklarında saklıdır.

Artık herkes kendine şu soruyu sormalı:

Biz amatör futbolu geliştirmek için mi mücadele ediyoruz, yoksa sadece bir sezon daha şampiyon olabilmek için mi?