Futbolsever artık sadece maçı izlemiyor, maçın arkasında ne olduğunu da sorguluyor!

Bir zamanlar futbol denildiğinde akla heyecan, rekabet, tribün coşkusu, dostluk ve alın teri gelirdi.

Şimdi ise futbolseverin kafasında bambaşka sorular var:

“Bu maçın sonucu gerçekten sahada mı belirlenecek?”

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Ekonomik sıkıntılar, kulüplerin ağır borç yükü, hakemlerle ilgili bitmeyen tartışmalar, bahis skandalları, disiplin problemleri, yönetim krizleri ve Türk futbolunun son dönemde yaşadığı başarısızlıklar, futbolun üzerindeki güven duygusunu ciddi şekilde zedeliyor.

Üstelik sorun yalnızca profesyonel liglerle sınırlı değil.

Profesyonelden amatöre kadar futbolun her kademesinde bir huzursuzluk var.

Amatör kulüpler ekonomik darboğaz içerisinde ayakta kalmaya çalışıyor. Başkanlar ceplerinden para harcıyor, yöneticiler gece gündüz kulüplerinin peşinde koşuyor, teknik adamlar ve futbolcular emek veriyor.

Ama sistem büyüdükçe futbolun gerçek sahibi olan sahadaki emek ne yazık ki zaman zaman ikinci plana itiliyor.

FUTBOLDA GÜVEN SARSILIRSA GERİYE NE KALIR?

Futbolun temel taşı güvendir.

Hakeme güven yoksa, yönetime güven yoksa, federasyona güven yoksa, disiplin mekanizmasına güven yoksa, futbolcuya ve kulübe güven yoksa tribündeki taraftardan ne bekleyebilirsiniz?

Taraftarın kafasında sürekli soru işareti varsa, o tribün neden dolsun?

İnsanlar maç izlerken artık sadece “Kim kazanacak?” diye düşünmüyor.

“Sonucu etkileyen saha dışı bir olay var mı?”

diye düşünmeye başlıyorsa burada ciddi bir problem var demektir.

Bu düşüncenin bile futbola zarar verdiğini görmek zorundayız.

Çünkü futbolun en büyük sermayesi paradansa önce itibarıdır.

ARTIK TEMİZLİK ŞART!

Benim düşüncem açık ve nettir:

Türk futbolunda artık ciddi bir temizlik yapılmalıdır.

Kim ne yaptıysa, nerede yaptıysa, hangi ligde yaptıysa ortaya çıkarılmalıdır.

Suç varsa cezası verilmelidir.

Üstelik takımın büyüklüğüne, yöneticinin makamına, futbolcunun şöhretine, kulübün geçmişte kazandığı kupalara bakılmamalıdır.

Suçun rengi olmaz.

Kulübün büyüğü-küçüğü olmaz.

Forma, yanlış yapanı korumamalıdır.

Eğer bir takım gerçekten ağır bir ihlalin içerisindeyse ve bunun karşılığı ligden ihraçsa, gerekiyorsa o ceza da uygulanmalıdır.

Çünkü bugün bir kulübü koruyayım derken yarın bütün futbolu kaybedebiliriz.

Avrupa'da bunun örneklerini gördük. Kuralların işletildiği, suç varsa kulübün büyüklüğüne bakılmadan yaptırım uygulandığı sistemlerde futbolun itibarı korunabiliyor.

Biz ise çoğu zaman olayın kendisinden çok, “Bu hangi takım?” sorusuna takılıyoruz.

İşte bunu değiştirmek zorundayız.

FUTBOLU, FUTBOLU BİLENLER YÖNETMELİ

Bir başka önemli mesele de futbolun yönetimi.

Futbolu sadece masa başından, dosyadan ve rakamlardan ibaret gören anlayışla bu işin yürümeyeceği artık anlaşılmalıdır.

Futbolun içinden gelen, futbolculuk yapmış, teknik adamlık yapmış, yöneticilik tecrübesi olan, tribünün ruhunu bilen, amatör futbolun sıkıntılarını yaşamış insanların daha fazla söz sahibi olması gerekiyor.

Çünkü sahadaki futbolcunun ne hissettiğini bilmeyen, amatör kulübün bir deplasmana nasıl gittiğini yaşamayan, kulüp başkanının kendi cebinden yaptığı harcamayı görmeyen, hakem kararının bir takımın kaderini nasıl değiştirebildiğini anlamayan insanların masa başında aldığı kararların sahadaki karşılığı her zaman aynı olmayabilir.

Futbolu futbolculara, teknik adamlara, gerçek futbol insanlarına daha fazla teslim etmenin zamanı geldi.

AMATÖR FUTBOLU DA UNUTMAYIN!

Bir de futbolun en önemli ancak en fazla ihmal edilen tarafı var:

Amatör futbol.

Profesyonel futbolun altyapısı amatördür.

Bugün küçük bir ilçede, mahallede veya amatör sahada top peşinde koşan çocuk, yarın Süper Lig'de oynayabilir.

Ama amatör futbolun ekonomik sorunları çözülmezse, kulüpler yaşatılmazsa, tesis problemi giderilmezse, transfer ve lisans işlemleri kulüplerin belini bükmeye devam ederse yarının futbolcusunu nereden bulacağız?

Bir taraftan yabancı futbolcu transfer etmek için milyonlar harcayıp diğer taraftan kendi çocuklarımızın yetiştiği amatör kulüpleri kaderine terk etmek büyük bir çelişkidir.

YABANCI DA GELMEK İSTEMEZ!

Bugün belki bunun farkında değiliz ama futbolun itibarı uluslararası alanda da çok önemli.

Bir ülkenin futbolunda sürekli tartışma, skandal, ekonomik kriz ve güven problemi konuşuluyorsa, kaliteli yabancı futbolcuyu, teknik direktörü ve yatırımcıyı buraya getirmek de zorlaşır.

Çünkü herkes önce şuna bakar:

“Bu ülkede futbol güvenilir mi?”

Bu soruya güçlü bir “evet” veremiyorsak, futbolumuzun marka değerini yükseltmemiz mümkün değildir.

Ne ligimizin kalitesi artar ne Avrupa'da başarı gelir ne de genç futbolcularımız hak ettiği değeri bulur.

ARTIK BAHANE DEĞİL, ÇÖZÜM ZAMANI

Yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz.

Hakemler…

Federasyon…

Kulüpler…

Borçlar…

Bahis…

Disiplin…

Siyaset…

Yönetimler…

Ama konuşmak yetmiyor.

Artık somut adım gerekiyor.

Kim suçluysa ortaya çıkarılmalı.

Kim masumsa da aklanmalıdır.

Kurallar herkese eşit uygulanmalıdır.

Futbolun temizlenmesi için gerekirse can acıtacak kararlar alınmalıdır.

Çünkü bugün birkaç kişiyi, birkaç kulübü veya birkaç kurumu korumak adına gerçeklerin üzerini örtersek, yarın çocuklarımızın futbol sevgisini kaybetmesine neden oluruz.

Benim derdim herhangi bir kulübü, herhangi bir kişiyi hedef almak değil.

Benim derdim futbolu korumak.

Çünkü futbol sadece 22 kişinin topun peşinde koştuğu bir oyun değildir.

Futbol; milyonların sevgisi, çocukların hayali, ailelerin hafta sonu heyecanı, tribünlerin coşkusu ve toplumun ortak değerlerinden biridir.

Bu değer daha fazla yıpratılmamalıdır.

SON SÖZ YETKİLİLERDE!

Artık herkes elini taşın altına koymalı.

Federasyon…

Kulüpler…

Hakemler…

Teknik adamlar…

Futbolcular…

Yöneticiler…

Disiplin kurulları…

Ve futbolun bütün paydaşları…

Eğer ortada bir suç varsa, kim olduğuna bakılmadan gereği yapılmalı.

Eğer sistemde yanlış varsa, kimseyi korumadan sistem değiştirilmelidir.

Çünkü futbolun daha fazla güven kaybetmeye tahammülü yok.

Futbolun tadı kaçtı.

Şimdi yapılması gereken, bu tadı yeniden yerine getirmek.

Bunun yolu da belli:

Temiz futbol, adil yönetim, eşit uygulanan kurallar ve futbola gerçekten gönül vermiş insanların söz sahibi olduğu bir sistem.

Yoksa bugün kaybettiğimiz sadece birkaç maç olmaz.

Türk futbolunun geleceğini kaybederiz.

Artık söz yetkililerde…