Hürriyet yazarı Hande Fırat, 29 Ekim 2026 tarihli yazısında; "Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yeni bir döneme hazırlanılıyor" diye belirtti.

Hande Fırat gibi devlet birimleriyle kuvvetli bağları olan yazarlar, böyle geleceği ilgilendiren konuları ele aldığında, bunun ilgili kurumda hazırlanıp servis edildiğini düşündürür.

Yazının ayrıntılarına bakıldığında:

Küresel savaş ve gerginlik ihtimallerine göre yapılan planlamalar, yurtdışında yeni askerî konuşlanmalar, Libya’da tek ordu arayışı ve Suudi Arabistan’da Türk üssü kurulması ihtimali... Bu yeni yapılanmayı zorunlu kılıyor.

Türkiye, yalnızca ordusunu yeni tehditlere göre hazırlamıyor. Aynı zamanda askerî gücünün dünyanın hangi coğrafyalarında, hangi görevlerle ve nasıl bir komuta yapısı içinde bulunacağını da yeniden değerlendiriyor.

Fırat bu değişimin nedenlerini anlayabilmemiz için TSK'nın geçmişteki yapılanmasını da iki döneme ayırıyor:

Birincisi; Soğuk Savaş Dönemi, ikincisi; Terörle Mücadele Dönemi ve üçüncü dönem olarak yurt dışında askerî gücünün dünyanın hangi coğrafyalarında, hangi görevlerle ve nasıl bir komuta yapısı içinde bulunacağını kapsayan dönem.

Böyle iddialı bir analiz yapabilmesi, Savunma Bakanlığından destek aldığını bir kez daha gösteriyor, yani bu plan MSB tarafından çoktan yapılmış ve duyurulma aşamasındadır.

Yine yazının devamında diyor ki:

Bu modelin yalnızca askerî birlik göndermekten ibaret olmadığını da belirtmek gerekiyor.

Lojistik destek, ikmal hatları, ev sahibi ülkelerle yapılacak anlaşmalar ve siyasi ilişkilerin sürdürülebilirliği yeni konseptin başarısında belirleyici olacak.

Ülkemizdeki kurumların içinde kurumsallığa en iyi örnek olabilecek devlet birimi Türk Silahlı Kuvvetleri'dir.

Kurmaylara elbette güveniyoruz ancak ben bu planların içinde önemli bir tehdit görüyorum:

Yurt dışında görev almak üzere ayrı bir personel yetişirilmesi TSK’da sorun yaratır.

Bu güne kadar olduğu gibi bütüncül bir yaklaşımla askerlerimizin tamamını yeni konsepte göre yetiştirmek gerekir.

Sınıf ayrımı Türk Ordusu için çok tehlikelidir.