Yemen'de süregelen iç savaş, geçtiğimiz ay Suudi Arabistan'a sıçramıştı.
Bu gelişmeler yaşanmadan iki ay önce, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında Mekke Anlaşması yapıldı.
Bu günlerde, söz konusu anlaşmanın meclisten onaylanması ve gerektiğinde Suudi Arabistan'a asker gönderme konusunda tezkerenin geçirilmesi gündemde.
Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yaptığı açıklama, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Suudi Arabistan'a verdiği/vereceği desteği teyit ediyor.
Bahçeli:
"Ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya, ne kıblemiz Kabe’ye ne de Hazreti Resulullah’ın kutlu mabedine yönelik saldırılara tahammül göstermeyiz.
Fahrettin Paşa'nın dillere destan Medine müdafaası, bu şuurun yüksek iradesidir. Hatırlatmak isterim ki ecdadımız yıllarca Hâdimü'l-Haremeyn ile şereflenmiştir" dedi.
Bu ifadeleri açmak gerekirse, öncelikle Fahreddin Türkkan Paşa'nın Medine Müdafaası'ndan bahsetmek isterim:
Medine'ye saldıranlar, İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin liderliğindeki Haşimilerdir.
Buradski savunma her ne kadar destansı olsa da sonuç alınamayacağı belli olan bir direniştir.
Mustafa Kemal 7'nci Ordu Komutanı'yken Fahreddin Paşa'nın elindeki 15000 askeriyle Filistin Cephesi'ne gelmesini istemiş, bunu kabul ettirememiştir.
Nitekim son aşamada Medine de Bağdat, Filistin, Şam ve Halep elimizden çıkmıştır.
Fahreddin Paşa, İngilizler'ce tutuklanıp Malta'ya sürülmüştür.
Tarihin vebalini o günkü kararlara bırakıp destansı Medine Savunması'nda şehit olanları rahmetle yad edelim.
Bu günün yazarlarına düşen: Gerçek durumu ortaya koyup, tarihten ders almak isteyenlere hatırlatma yapmaktır.
Gelelim Yemen'de gerçekten ne olduğuna:
Arap Baharı'nın başladığı 2011 yılında, Yemen'de Devlet Başkanı'nı devirdiler.
Husiler buna karşı çıkıp direndi.
Oluşan güç boşluğu ve karmaşadan yararlanan Husiler, yıllardan sonra ilk kez Saada'dan başlayarak bazı topraklarda doğrudan hakimiyetlerini ilan ettiler.
Bu süreçte her ne kadar İran, Husilere destek verdiğine yönelik haberleri yalanlasa da, Husiler gittikçe güçlenerek nihayetinde 21 Eylül 2014'te Başkent Sanaa'yı ele geçirdi.
2015'in başında ev hapsinde olan Cumhurbaşkanı Mansur Hadi ve hükümet, ülkeyi Husilerin kontrolü altındaki başkentte yönetemediklerini açıklayarak istifalarını verdi. Şubat ayında da Husiler meclisi feshettiğini duyurdu.
Hadi, 21 Şubat'ta güneydeki Aden şehrine kaçtığını duyurdu ve ülkeyi oradan yöneteceğini; Husilerin adımının "darbe" sayılacağını; Aden'in geçici başkent olduğunu duyurdu. Bazı ülkeler büyükelçiliklerini Aden'e taşıdı.
Suudi Arabistan öncülüğünde koalisyon, Arap ülkelerinin Husi milislerinin yönetimi ele geçirmesini engellemek için güçlerini birleştirmesinin ardından 2015'de kuruldu.
Yıllarca süren hava saldırıları çatışmalar sonucunda yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesi ve dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin tetiklenmesinin ardından 2022'de geçici ateşkes sağlandı.
2023'ten itibaren yeniden canlanan çatışmalar, ABD'nin İran'a yaptığı saldırılar sırasında zirveye ulaştı.
Eylül ayında Husiler kapsamlı bir saldırı dalgası başlatıp önemli bölgeleri ele geçirdiler.
Husilerin ele geçirdiği yerler arasında Kızıldeniz'in en dar noktası ve küresel denizcilik için geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı üzerindeki Muna limanı da bulunuyor.
Yemen'deki hükümet yanlısı güçler ise Kızıldeniz'in güney ucundaki boğazı "güven altına aldıklarını" açıkladılar.
Husi milisleri Suudi Arabistan'a karşı "deniz ambargosu" ilan ederek Kızıldeniz'deki Suudi havaalanlarına, petrol tesislerine ve tankerlere füze ve insansız hava aracı saldırıları başlattı. Husiler yıllardır süren Suudi ablukasına ve Sina havaalanına yapılan hava saldırısına misilleme yaptıklarını söylediler.
Gelişmeler böyleyken Suudi Arabistan, kendini korumaktan aciz bir ülke konumuna düştü.
Herkes gözünü Amerikan Ordusu'na çevirdi zira ABD ile Arabistan arasında yıllardır savunma anlaşmaları yapılır ve ABD bunun karşılığında milyarlarca dolarlık ticaret anlaşmaları imzalatır.
Gelinen noktada Trump, Suudi Arabistan'ın savunmasına yardım etmekte ayak diriyor, çünkü Türkiye, Pakistan, Suriye ve hatta Mısır'ın devreye girmesini bekliyor.
Böylece Amerika'nın Körfez'deki savaşına Sünni Müslüman ülkeleri dahil etmiş olacak.
Ülkemizi yönetenler eğri oturup doğru karar vermelidir.