Duamız isteğimizdir. Ne istiyoruz? Ne istemeliyiz sorusuna Fatiha eşliğinde anlamak işin en kolay yönü. Adı nimet olan, elde edilince sevinilen devamlı tam olandır. Onu ancak Âlemlerin Rabbi bildirebilir. Hamd’e layık olması ondanadır. İnsan kendisi için tek şey istemesi gerektiğini anlıyor ve biliyoruz. Nedir o hidayet. Nimet verilenlerin yolu, işte bu bizim talebimizdir, tek isteğimiz olmalı. “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”Buhârî, Îmân 7

Fatiha’nın 5. ayeti, dua etmeden önce fedakârlığın zorunlu olduğunu gösterir. Tıpkı Fâtır 35.10’da belirtildiği gibi, “güzel sözler Allah’a yükselir; (ancak) onları Allah’a yükselten şey ise salih ameldir.” İşte Fatiha 1,5’teki ilk cümle “salih amele”, ikincisi ise “dua ve isteğe” karşılık gelmektedir. Bu ayet Müslümanlara, “ben adına, tek kişi için veya ferde yönelik” değil, “biz adına, hepimiz için, toplum menfaatine yönelik” isteklerde bulunmayı; sadece kendileri için değil, başkalarıyla beraber ve onların da hayrına yaşamayı öğretmeyi amaçlamaktadır. Mâide 5,2’de “iyilik ve takvada yardımlaşmak” emredilmektedir.

İnsanın doğru yolu bulması ve hayatını doğru yol (hidayet) üzere sürdürmesi, ancak Yüce Allah’ın lütfüyle mümkündür. Sonrası bakara suresinin ilk ayetlerinde bildirilmiştir. Gaybe iman, namazı kılma ve infak.