Yaşını başını almış biri olarak geldiğim nokta benim için önemli. Hatta çok ama çok önemlidir. Neden mi? Şöyle izah edeyim. Bu güne kadar okudum, yazdım yaşadım ve anlatım. Hayatın akışı içinde kendi içine kapanık biri olarak kalmadım. Okumalarım içinde insanlar da oldu. Zengin fakir, orta halli, okumuş belli bir kariyer sahibi yanında hayat mektebinden mezun olanlarda oldu.
Bu paylaşımın sebebi olan insan davranışı, duygusu, tepkisi olarak üç tip insan beni ciddi manada etkiledi. Canından bezenler, yaşama isteği kalmayanları gördüm. Ölmek istiyorlardı ve ölüme isteyerek gittiler. İkinci guruptakiler ise doyuma ulaşmış, tamah ettiği kalmamış insanlardı. Gelecek endişesi ve geçmişe özlem duymuyorlardı. Hayatın tadını çıkarmışlar, pişmanlıkları olmayan tiplerdi.
Ve en dikkat çekici olanlar ise şöyle tanımlayabilirim. Bu kesim için yaşadıkları kısa ama kendilerince önemli şeylerin hasreti özlemi ve doyumsuzluğu içinde olanlar idi. Peki ne olmuş? Konuştukları beraber oldukları insan veya insanlar, bir defa yediği bir yiyecek, doyamadıkları bir manzara gibi.
Bu tip insanlar için kısa süreliğine yaşadıkları ama doyamadıkları şeylerin iç dünyasında bıraktığı iz. Bir hüzündür o, hasret ederler. Bir den fazla yaşanan bu benzeri şeylerin geçici olduğunu bir daha geri gelmeyeceğine bilmelerine rağmen neden içinden atamazlar?
Hayret hayranlık veren bu durum bize nereyi neyi hatırlamamızı istiyor? Benim için de önemli olan tarafı işte burası.
Ali İmran suresinin 14 ve 15. Ayetleri eşliğinde meramımı anlatabilirim. Çünkü bu ayetler üzerinde cidden çok araştırdım. Ne diyor Rabbim! İçime su serpen aradığım şey kısaca şöyle özetlenebilir. Allah c.c insan hayatı ve neslin davamı için aşırı istek arzu vermiş insana. Nelere karşı bu istek? Karşı cinse, gümüş, altın atlar, davarlar ve ekin. Ama bu verilen şeyin Meta yani az ve kısa süreli olduğunu da belirtmiş. Çünkü dünya hayatı kısa bu süre içinde kendine lazım şeylerin sevgisi olmadan yapması zor.
Tadımlık bunlar, tadı damağımızda kalan şeyler. Kendime soruyorum, çünkü bende bu tür şeyleri yaşadım. İlginç tarafı bir daha yaşanması imkânsız olan şeyleri niye içimden atamıyorum, niye beni meşgul ediyor? Bu bana eziyet mi?
Elbette hayır, Rabbim bana iyilik ediyor, ama farkında değilim. Allah c.c ey kulum beğendin mi, hoşuna gitti mi, tekrar olsun ister misin der gibi geldi bana. Kim istemez elbette o coşkuyu güzelliği, duygu yoğunluğunu kim istemez.
O duygunun verilemesi aslının ahirette olduğunu 15. Ayet söyler. Allah haber veriyor. “Dünyadakilerden daha hayırlı olanlar var. Altlarından ırmaklar akan bahçeler, temiz zevceler ve Allah’ın kullarını beğenmesi” peki bunun ne lazım? Asıl soru bu sakınmak, duyarlı olmak ve sorumluklarımızı yerine getirmek.
Çok mu zor çok mu uzak? Kendim için seneler geride kaldı. Son durağa yaklaştım. Ölüm sonrası kıyamet yakın ve din günü mutlaka gelecek. Sonrasını iyi şeylerin olması için vakti değerlendirmek gerekiyor. Bu benim yaşama isteğimdir. Derdimi anlattım inşallah faydalı olur.