Görmek bir nimet, ama nereye nasıl baktığımıza göre anlam kazandıracağı bir gerçek. Güzele bakmak değil güzel bakmak güzeldir sözü doğrudur. Sadece nesneyi, insana kâinata, olaylara bakmak yetmez. Arkasını görmek asıldır, olması gerekendir. Basiret sahibi olmak kitabidir. Eşyanın hakikatini kavramak görünenin arkasını görmektir.
Satırların arkasını görmeyi bir misal verelim. “Elif- Lam-Ra işte bunlar her hükmünde tam isabet kaydeden ilâhî kelâmın ayetleridir.” Yunus, 1
Harf, kelime sonrası ayet, lafız oluşmuş. Ayet kelime olarak “açık delil, nişan, işaret” demektir demiş ilim sahipleri. Okuyan ve anlayana “manen uyanmağa sebep olandır” diye açıklamışlar.
İlk nazil olduğu toprakların insanları söz şiir nedir biliyorlar. Şairlerin şiirleri itibar kazandırmış sahiplerine. Şiir de eksik ve kusur varsa hemen biliyorlar. Fakat vahiy karşında şoke olmuşlar. Çünkü eksik ve kusur yok, Allah kelamı.
Netice ne mi olmuş? Aklıselim yanlışı doğruyu fark edenlerin bir bölümü kabullenmişler. Diğerleri ise alaya almışlar, iftira etmişler uydurma, eskilerin masalları demişler. Rüşvet teklifi, sonrası öldürmeye kadar işi götürmüşler. Sebebi Allah’ın seçimini kabul edememek, saygınlıklarını yitirme korkusu, din turizmi üzerinden oluşturdukları maddi kazanç vs.
Daha sonraki dönemlerde ise bu düşmanlık sevabına oku, belli şeyleri yapmanın yeterli olacağını empoze etmişler. İşin içine saptırma ve tehdit, baskı işe yaramış.
Okumaktan maksat anlamak olsaydı kalpler yumuşar, yüzeysel bir bakış yerine derinlemesine anlama, etraflıca analiz etme gerçekleşirdi. İnsan gerçekten hayret edilecek bir varlık hele aklını kullanırsa müspet ve menfi yapmayacağı yok gibi.
Nereye varmak istiyorsun denilirse şöyle cevap verebilirim. İnsan örneklere bakmalı ibret almalı. Azgın azınlık olan Mekke müşriklerinin sonları Bedir kuyusunda bitti. Davranışları ise unutulmadı.
İslam’ı hassasiyeti olanlara derim ki. Bilginin üretken oluşu İslami’dir. Üretilmiyorsa tükenmişliktir. Sıradan davranışlar yerine iz bırakacak söz ve fiiller üretmeliyiz. Cami önlerinde dağıtılan gofret, mevsimlik meyve iyi güzel amma, elli metre sonra unutuyoruz. Basit bir misalle derdimi anlattım. Az ama kaliteli şeyler olmalı, ne gibi denilirse düşünmeliyiz derim.