Küçük bir çocuk, bisikletini parlamento binasının yakınına park edip yürümeye devam eder. Bir polis memuru onu durdurur ve sorar:
“Bisikletini neden buraya park ettin? Bu yoldan haberin yok mu? Buradan pek çok milletvekili, bazen eyalet başbakanları, bakanlar ve siyasetçiler geçer.”
Çocuk masumca cevap verir:
“Merak etmeyin, bisikletimi kilitledim.”
Masumiyetin en saf hâli ile verilmiş bir yanıt bu. Yoksa çocuk, başbakan, bakan ve siyasetçiler hakkında bilgili değildir. Saf hâliyle verdiği cevap içinde acı bir gerçeklik vardır.

İzmir'de, Bornova'da açılan Homeros'un Kitap Günleri'ne gittim birkaç gün. Akdoğan Kitap Sergiliği'nde konuk olduğum Kamil Akdoğan, “Sen gazetecisin, bak burada belediye başkanı var, haber yaparsın” deyince, “Yerel ilgilendirir beni” dedim.
10 kişi kadar varlardı. Kitaplarla ilgilendiklerini görmedim; oturup sohbet ediyorlardı. Ayrılırlarken hangisinin başkan olduğunu sordum Kamil Bey'e. Kıyafetine göre tanımladı. Nasılsa dikkatimi başkanın ceketinin yakasının rozetsiz olduğu çekti. Meğer bir partiden ayrılıp başkasına geçmiş. Sanırım yeni rozeti ile halkın arasına girmeye cesareti yok diye düşündüm.
Bu aralar birçok siyasetçinin halkın arasına karışmaya yüzü ya da cesareti yok.
Çok güzel bir iş yapmış bir terzi biliyor musunuz? “Terzi Mehmet” paylaşımını dostum Necmi Özdemir'den aldım. Terzi Mehmet vitrinine bir ilan yapıştırmış: “Kefene cep dikilir” yazmış.
Bu buluş bazı kişilerin işine yarayacak. Umarım çok para istemez Terzi Mehmet. Yaşadınız millet!
Aklıma takılan, koca bir cep ya da sihirli bir cep dikti diyelim Terzi Mehmet; götürdükleriniz orada işe yarayacak mı, yoksa cehenneme gitmek için kanıt götürmüş mü olacaksınız? Ya da ceza bu dünyada mı verilecek?
Oksijen gazetesinin bu haftaki sayısında manşet üstü bir yazı var: “Fon dolandırıcısına neden 150 yıl ceza verdim?”
Şöyle açıklıyor:
“Hakkaniyetli bir ceza olmalıydı, benzer suçlulara mesaj vermeliydi ve mağdurların adalet duygusunu tatmin etmeliydi.”
Birleşik Amerikalı Chin'i geçici görevle getirebilir miyiz acaba ülkemize?
Biz yine Bornova'ya, Bornova Kitap Günleri'ne dönelim. Kamil Akdoğan'dan söz edeyim. Ankara'da Akdoğan Yayınevi'nin sahibiymiş. Üç edebiyat dergisi çıkarıyormuş: Nehirden, Güneye ve Doğunun Kraliçesi Antakya. Çalışkanlığına imrendim.
Arkadaşım bu ara bana Nehirden Dergisi'nin Denizli Temsilciliği'ni önerince kabul ettim. Görevim, Denizli'de şair, yazar arkadaşlarımı dergiye kazandırmak. Birçok İzmirli arkadaşımın kitabı Akdoğan'da basılmış.

“Aslında O Yok”, Emine Ceylan'ın bana imzaladığı şiir kitabı.
Emine Ceylan, İzmir doğumlu. Yüksek öğrenimini 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamlamış. Edebiyat çalışmalarını ağırlıklı olarak şiir türünde sürdüren Ceylan'ın eserleri, Cüneyne Kültür ve Sanat Dergisi ile Nehirden Bülten gibi yayınlarda okurla buluştu.
Emine Ceylan'ın kitabına ad olan şiirini paylaşalım:
“ASLINDA O YOK"
dikkat
derin duygusallar
kendinize tuzak kurdunuz
kendi ellerinizle
başınıza
çözülmeyen düğümlerle
çorap ördünüz
sesinizde yankılanan o boşluğu,
masalınızın sessizliğinde boğdunuz
düşlerinizden bir kule diktiniz
temeli sis
harcı buhurdan
her sabah biraz daha özenle
kendisini kandıran bir usta gibi
varlığı yokluğa kurban ettiniz
şimdi bir serap sofrasında
kadehinizde susuz yarınlar
dudağınıza değen bir başıboş rüzgâr
dokunduğunuz her yer kış
oysa baharı siz kendi içinizde yıktınız

Bornova Kitap Günleri'nde şair, yazar, denemeci Mehmet Mümtaz Tuzcu konuşuldu. Aslında şair de katılacaktı söyleşiye; sağlık durumu nedeniyle gelemedi.
Şey Kitabevi sahibi Önder Birol Bıyık moderatörlüğünde yapılan söyleşide, Önder Birol Bıyık şairin şiirinin akıcılığı üzerinde durdu. Fahrettin Koyuncu, Tuzcu'nun şiirinde biçimin, hecenin ölçülerinin ritminden güç aldığını söyleyerek örneklendirdi. Mehmet Tuzcu'nun şiirinde aliterasyona ve asonansa çok yer verdiğini örneklerle açıkladı. Kullandığı sözcükler üzerinde durdu; öz Türkçe sözcükler yanında Arapça ve Farsça sözcükleri de kullandığını belirtti. Şiirinin akıcılığı üzerinde durdu. Hikâyeciliği ve denemeciliği hakkında düşündüklerini de sıraladı.
Aygün Eroğlu, Mehmet Mümtaz Tuzcu'nun şiirinin toplumcu ve absürtlüğü üzerinde durup bir şiirinden örnekler verdi. Absürt, mantık dışı, açıklaması olmayan; yaşamın anlamsızlığını ve uyumsuzluğunu vurgulayan şeylere denir. Sanatta, özellikle şiirde, dünyanın saçmalığını şiire dönüştüren bir türdür açıklamasıyla örnekler verdi.
Mehmet Mümtaz Tuzcu şiirinde aykırılık olduğuna değinerek örnekler sıralayan Aygün Eroğlu, Tuzcu'nun öykücülüğünü örnekleriyle anlattı.
Bu güzel söyleşi kalabalık bir topluluk tarafından izlendi. Arkadaşlarımızı kutluyorum. Mehmet Mümtaz Tuzcu'nun bir şiirine yer verelim:
GÜNEŞİN ŞEHVETİYLE
Güneşin şehvetiyle gözleri budanmışlar
Bulvar dirseklerinde pinekliyor bu gece
Ezmeyin kül böceği, çırpsın ayaklarını
Dev sur'dan acı bir yel dökündürsün gizlice
Yitirdiğim çiçekler tende diken açtılar
Tek yaprakla gülseler, pembesi kan sürüyor
Kar yüzüyle o zambak, beyaz cehenneminde
Taç yaprağıyla taçsız, uyuyor peykesinde
Bölünse uykusunda, ipek çileden tuzdan
Sütlü bir nemle dönse koynuna her düşünde
Dilinde kan zonkluyor! kalbin ufuksuzluktan
Haremler haramisi, tenha susuşun nece?
Ağır şafaksızlıkta geceye dadanmışlar
Kör bulvara kırk duvar ekliyorlar bu gece
Denizli'deki birçok etkinliği kaçırdım. Çok yakında orada olup bıraktığımız yerden devam edeceğim. Sergileri, konserleri, edebiyat etkinliklerini, tiyatro oyunlarını izlemeyi özledim. Örneğin, Denizli'mize konuk olan Feyza Hepçilingirler'le Havva Ergür'ün söyleşilerini izlemeyi çok isterdim.
Denizli Büyükşehir Belediyesi Kitap Fuarı'nı adım adım gezip ayna tutmaya çalışacağım.

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Ioanna Kuçuradi, 90. yaş gününü kutlamaya hazırlanırken, doğum gününde, 4 Ekim 2026'da yapılan törenle sonsuzluğa uğurlandı.
İoanna Kuçuradi, felsefe alanında yaptığı çalışmalarla insan hakları mücadelesine çok önemli katkılarda bulundu. Onun düşüncelerine göz atalım biraz:
“Bütün fikirlere saygı... Hayır efendim, fikirler saygı konusu değildir. İnsanlar saygı konusudur, fikirler değerlendirme konusudur.”
“Okullarda felsefe öğretsek, 20 yıl sonra farklı bir Türkiye olur. Bilgisizliğin yarattığı sonuçlar yüzünden acı çekiyoruz. Mesleki eğitimden önce insanlaşma eğitimi verilmeli.”
İoanna Kuçuradi'nin eserlerinden bazıları: Etik, Nietzsche ve İnsan, İnsan ve Değerleri, Uludağ Konuşmaları, Sanata Felsefe ile Bakmak, İnsan Hakları ve Sorunları.
Işığı bol olsun değerli İoanna Kuçuradi'nin.
Hoşça kalın, dostça kalın. Umutsuz kalmayın. Kitapsız kalmayın.