Öğretmen, öğrencisine “Bakmak” fiilini şimdiki zamana göre çek, demiş. Öğrenci başlamış:

“Bakayrum, bakaysın, bakay, bakayrız, bakaysınız, bakaylar.”

Öğretmen kızmış:

“Hayır, yanlış! Bakrem, bakır sen, bakır, bakırız, bakırsınız, bakırlar.”

Türkçeyi yanlış konuşan öğretmenler çok. Saz olsa da var!

Aslında tüm öğretmenlerin Türkçeyi güzel konuşması gerekir. Öğretmen, doktor, avukat, mühendis, demirci, kömürcü… Herkesin dilimizi doğru ve güzel konuşması gerekir. Toplumumuzdaki vurdumduymazlık ve özensizlik çok can sıkıcı. Çözümü çok okumak ve özenli olmak, bana göre.

Geçtiğimiz günlerde Pamukkale Üniversitesi'nde bir öğrenci kahvesinde tek kişilik bir imza töreni vardı. Şerif Kutludağ ile gittiğimiz PAÜ'de Havva Ergür ile buluştuk. Güzel bir sohbetin eşliğinde bana çok değerli kitabını imzaladı.

9494Fc82 09F4 43Ac A1Bc 0F43Bcb449AcBazı kitaplar başucu kitabı değerini taşırlar. İlki "Anayasa"dır. Atatürk'ün üç ciltlik "Söylev"i, Montaigne'in "Denemeler"i, Seha L. Meray'ın "Su Başlarını Devler Tutmuş" kitabı, ilk aklıma gelenler. "Türkçenin Doğru, Etkili ve Güzel Konuşma Kılavuzu" da başucu kitabı değerinde. 456 sayfalık bu kitap, okunup bitirilebilecek değil, dönüp dönüp okunacak bir kitap.

Havva Ergür, Pamukkale Üniversitesi'nde öğretim görevlisi. Türk dili ve edebiyatı ile yabancılara Türkçe öğretimi alanlarında çalışıyor. Yazdığı kitabın önsözünde kitabının şifrelerini veriyor:

“Sözün özü, bu kitap Türkçe ile yaşayan, ana dilini özenle kullanmak isteyen, iyi konuşmanın başarının anahtarlarından biri olduğuna inanan herkes içindir.”

Havva Ergür, teşekkür bölümünde de güzel cümleler yazıyor:

“Türkçemizi önce tanımak, tanıdıkça sevmek, sevdikçe de Türkçemize sahip çıkmak için Türkçemizin en seçkin eserlerini daha çok okuyup daha güzel anlatmanın peşinde koşan ve Türkçeyi zarafetle konuşan nice Türkçe sevdalılarının çoğalması dileğiyle…”

“Söz Ustalığı İçin Ses, Söz ve Beden Dili, Diksiyon Sanatı” kitabın ön yüzünde yer alıyor. Kitap benim için de yararlı bir kaynak olacak. Havva Ergür'ü bu güzel kitaba verdiği emek için kutluyor, teşekkür ediyorum. İyi ki tanıştık, iyi ki varsınız.

Havva Ergür, etkili şiir okumanın püf noktalarını şöyle sıralamış:

“Kendini tanımak, şiiri tanımak.”

“Yüksek Sesle Şiir Okuma: Şiir, sesle canlanan sanattır. Edebî türler içinde yüksek sesle okunmaya en elverişli tür olarak öne çıkar. Mısralardan oluşan yapısı, kısa ve yoğun anlatımı, duygunun yoğunluğunu ses yoluyla ifade etmeye zemin hazırlar. Bu yönüyle şiir yalnızca yazılı değil, aynı zamanda işitsel ve sahneye taşınabilir bir türdür.

İyi bir şiir okuyucusu olmak, sadece kelimeleri doğru telaffuz etmek değil, duygu ve anlamı sese taşıma becerisi kazanmak demektir. Bunun için sesin etkili kullanılması, tonlamanın bilinçli yapılması ve Türkçenin ses özelliklerinin tanınması gerekir. Buna dikkat etmek, aynı zamanda diksiyon çalışması yapmaktır. Yüksek sesle şiir okuyan, sesini daha iyi tanır ve geliştirir. Yüksek sesle ya da bağırarak şiir okumak, yalnızca sesi duyurmak demektir; bu, iletişim değildir. Bağıra çağıra şiir okumak da etkili bir konuşma sayılmaz. Başarılı bir konuşma, iyi bir diksiyonla, uygun vurgu ve tonlama ve anlaşılır bir ses kullanımıyla gerçekleşir.”

Denizli'de Yeşil Kayın Yayınevi'nce basılan bu kitabı mutlaka okuyun.

*****

Tüyap Denizli Kitap Fuarı Coşkuyla Kapılarını Açtı (10)-1Denizli Büyükşehir Belediyesi ve TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından Denizli Kitap Fuarı açıldı. 17 Ekim'de yapılan açılışta Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kitap okumanın önemine değinip özellikle çocukların kitap okumaya yönlendirilmesini istedi.

Başkan Çavuşoğlu, “Çocuklar ekrandan ne kadar uzak tutulup kitap okurlarsa o kadar başarılı olurlar” dedi.

Açılan fuarı binlerce kişi ziyaret ediyor. Denizli, kaynaklara göre kitap okuma oranının en yüksek olduğu illerden birisi. Büyükşehir Belediyesi ve Merkezefendi Belediyesi tarafından her yıl fuarlar düzenleniyor. Konuk yazarlar ve şairler söyleşiler yapıyor, insanlar akın akın fuara gelip kitap alıyor.

Büyükşehir Belediyesi, fuara gelişi kolaylaştırmak için ücretsiz otobüsler çıkarıyor. Bu, çok güzel bir eylem bana göre. Fuarda ilgimi çeken başka bir konu, yiyecek ve içecek bölümünün BELTAŞ tarafından uygun fiyatla işletilmesi. Kitap Fuarı 25 Ekim'e kadar devam edecek.

D8B80777 B038 41F0 95E3 Dc317Fc4Df88KEMAL YALÇIN EVİNE DÖNSÜN

Fuarın açılış töreninden sonra Türkiye Yazarlar Sendikası, Sunak Dergisi adına Türkiye Yazarlar Sendikası Denizli Temsilciliği, Nikbinlik Akademi ve Büyük Menderes İnisiyatifi tarafından “Yazar Kemal Yalçın Evine Dönsün” başlıklı bir çağrı yapıldı.

Honazlı Kemal Yalçın, 10 aydır memleketine gelemiyor. Almanya'da yaşayan Kemal Yalçın, Yeşilköy Havalimanı'ndan 10 ay önce geri çevrildi. "Emanet Çeyiz" kitabı ile Türk-Yunan dostluğunu pekiştiren ve birçok kitabı olan Kemal Yalçın'ın evine dönmesi için yapılan çağrıda, Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner, Denizli Eski Milletvekili Mustafa Gazalcı ve Hakan Keysan, Kemal Yalçın'ın bir an önce evine dönmesi gerektiğini, yapılan işlemin hukuksuz olduğunu söylediler.

Mimarlar Odası Başkanı Tuğba Acar Panayır ve Baro Başkanı Özlem Doğan Bıyıklı oradaydı. Basın açıklamasını Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Esra Alkan okudu.

Daha önce Kemal Yalçın'ın ülkesine dönmesi için imza kampanyası başlatılmıştı. Bizim de dileğimiz, dostumuz, arkadaşımız, hemşehrimiz Kemal Yalçın'ın bir an önce memleketine kavuşması.

30 Yil Sonra Giris Yasagi Kemal Yalcin Hukuki Dayanak Talep EdiyorKemal Yalçın'ın son kitabından bir şiiri ele alalım:

DOST İNSANIN İLACIDIR

Prof. Dr. İrfan Açıkgöz'e saygılarımla...

Uçarken sonsuz göklerde

Kuyunun dibinde bulursun kendini.

Yapayalnız, kederli, kimsesiz.

Bir kara gün dostu

Tutar elinden sessizce.

Düştüğün kuyudan çıkarır seni

Umut olur yaralı yüreğine.

Can gelir kırık kanatlarına,

Dilinde çiçekler açar,

Uçarsın yeniden sonsuzluklara.

Bochum, 18.11.2025,

Phuket adası, 15 Nisan 2026

********

Cumhuriyet Gazetesi'nin 11 Ekim 2026 Pazar ekinde Ömer Kurt'un güzel bir yazısına rastladım. Başlığı; “Gereksiz Övgü Çocuğa Zarar Veriyor.”

“Çocukları sürekli göklere çıkarmak yerine çabalarını ve gelişim süreçlerini desteklemek, daha sağlıklı bir özgüvenin önünü açıyor.”

“Çocuğumuz bir yazı yazıyor, ‘Sen müthiş bir yazarsın!’ diyoruz. Çocuk bir resim çiziyor, ‘Bu çocuk aşırı yetenekli, doğuştan ressam!’ diye övgüleri peşi sıra diziyoruz. Oysa tıpkı gereksiz yergi gibi gereksiz övgü de çocuğu geliştirmiyor, köreltiyor.

Çocuk bir resim yaptı, hemen ‘Sen muhteşemsin, küçük dev sanatçı!’ gibi en abartılı sözcüklerle çocuğu göklere çıkarıyoruz. Sonra çocuk gerçeklerle karşılaşınca duygusunun tırmandığı o yüce yükseklik bir anda yerle bir oluyor.

Oysa abartılı cümleler yerine ‘Güzel bir konu işlemişsin. Renkler epeyce canlı. Şu kısmı bu şekilde çizmenin amacı neydi?’ gibi soru ve yorumlarla çocuğun dikkatini ayrıntılara çekmek, onun kendini geliştirmesini ve farklı noktaları görmesini sağlayabilir.”

Umarım Ömer Kurt'tan yaptığımız bu alıntı, anne babalara ve eğitimcilere rehber olur.

Hoşça kalın, dostça kalın; kitapsız, umutsuz kalmayın!