Geçenlerde, ‘cömertlik’, üzerine bir yazı yazmıştım. Cömertlik: Maddi yardıma ihtiyacı olan kişilere yardım eli uzatma, paranın hesabının yapılmaması, bonkörce yapılan davranış olarak tarif ediliyor. Cömertlik yaparken, karşıdaki kişi de minnet yaratacak, kişiyi borçlu hissettirecek davranışlardan kaçınmak gerekir.

Bu nedenle bu yazının konusu minnet üzerine olacak. Minnet, kişinin gördüğü iyilik karşısında; kendisini borçlu hissetmesidir. Bu hisse “minnet borcu” denir. Kişi kendisine yapılan iyiliği, takdir edebilir. Ama cömertlik yapan kişi karşısındakini borçlu hissettirecek davranışlarda bulunmamalı. Kişiyi borçlu hissettirmeden, iyilik yapıyorsak bu cömertliktir.

Minnet duyurma ile minnettarlık farklı şeyler. Minnettarlık bir ruh halidir, bir kişilik özelliğidir. Minnettarlık, bir şeyin değerini, takdir etmemizi sağlar. Minnettarlık duyan insan, başkalarının sizin için yaptığı bir şeyi fark eder ve takdir eder. Minnettarlık iyiliğin taktir edilmesidir. Ancak iyiliği yapan kişi, iyiliği minnettarlık yaratmayacak şekilde yapmalıdır. Zaten iyilik, karşımdaki bana minnet duysun diye yapılır ise iyilik değildir. Kültürümüzde sağ elin verdiğini, sol el görmeyecek diye anlayış vardır.

Minnet duymakla, minnet duyurmak farklı kavramlardır. Minnet duymak içtendir. Kişinin değeri ve değerlerini ifade etme biçimiyle ilgilidir. Minnet duyurmak dışa dönüktür. Kişileri kendine borçlu kılmaya yöneliktir. Minnet duyuracak davranışlarla iyilikte bulunmak; karşımızdakini incitir, kırar, üzer. İyilik kişinin kendisini iyi hissetmesi için, taktir toplamak için yapılmamalı. Kendi yaralarını, tamir etmek için yapılanın içinde iyilik yoktur. Minnet kişinin iç dünyası ile ilgilidir. İyiliklerin çoğu, karşımızdakini değil kendimizi iyi hissettirir. Yani alanı değil, vereni iyi hissettirir. Bu nedenlerle kişileri, minnete zorlayacak davranışlardan kaçınmalıyız.

Günümüzde minnet borcu yaratmadan, iyilik yapmanın yollarından birisi de vakıflar. Vakıf veren eli, alan elin bilmediği bir organizasyon, bir iyilik yolculuğudur. İlimizde bunun güzel bir örneği DEKEV. Yıllar önce DEKEV (Denizli kültür ve eğitim vakfı) kuruldu. Kuruluşu biraz sıkıntılı oldu. Amacı fakir, çalışkan öğrencilere destek olmak, Cumhuriyete, Cumhuriyetin değerlerine bağlı gençler yetişmesine katkı yapmak. Halk caddesinde bir erkek öğrenci yurdu var. Gücü ve üyelerinin destekleri oranında, fakir çalışkan öğrencilere burs da veriyor. Alan el veren eli bilmiyor. Minneti değil, minnettarlığı besleyen, geliştiren bir çalışma örneği. Vakıf çalışmaları, kimseye minnet duyurmadan, iyilik yapmanın güzel ve anlamlı bir yolu.