Son yıllarda birçok gazeteci tutuklandı, bazı televizyon kanallarına; kayyım atandı. Bunun yanında, bazı kişilere krediler verilerek gazeteler ve televizyon kanallarını alması sağlandı. Bu medya kuruluşlarında çalışan, hiçbir gazeteci yazdıklarından ve düşüncelerinden dolayı soruşturulmadı. İktidarı destekleyen; hiçbir gazete ve televizyon şirketi adli soruşturmaya tabi tutulmadı.

Dikkat çeken başka bir olgu, basının bir bölümünün halkı uyutmak, beceriksizliğin ve hataların üstünü örtmek için; bilinçli ve programlı olarak sürekli yalan haberler yaptığı. Bir takım basın ise bilinçli olarak gündemin üstünü örtmekte. Şaşırdık mı? Hayır. Menfaat her dili konuşur, her kılığa girer. Cüzdanı sağlama almak için, vicdanını otoriteye teslim eden; sözde gazeteci ve habercilerin; amaçları belli. Yanlı ve yalan haberlerle; gerçeklerin üstünü örtmek ve ekonomiden pay almak. Payda bazen haksız kredi, kamu ilanlarından reklamlarından büyük pay, bazen kamudaki işlerde ayrıcalık olarak sıralanabilir.

Yalan birini aldatmak, yanıltmak veya gerçeği gizlemek amacıyla bilerek ve kasıtlı olarak gerçeğe aykırı şekilde söylenen söz veya yazılan beyandır. Psikoloji açısından bir aldatma ve baş etme mekanizması olarak incelenirken, felsefede doğruluk değerinin zıttı, toplumsal değer kaybı olarak görülür.

Yalan mutlaka bir kişiye söylenmez. Basın kanalıyla yaşadığın topluma yalan söylemek ve halkı bilinçli şekilde yanıltmak; toplumsal güveni sarsan, ahlaki, hukuki ve psikolojik boyutları olan ağır bir ihlal. Geniş kitleleri yönlendirmek için gerçeği saklamak, yalan yazıp söylemek; toplumu içten içe çürütür, toplumu ayakta tutan değerleri kaybettirir. Kaybolan değerlerin yerini; başkalarının haklarına saygısızlık, güçlü olana boyun eğmek, haklının yanında değil güçlünün yanında saf tutmak ve adaletsizlik alır.

Toplumsal sıkıntıların, adaletsizliğin tek sebebi; her zaman örgütlü kötülük olmayabilir. Toplumsal sorunların yaşanmasında, sorgulamadan emirleri yerine getiren, düşünme yetisini askıya almış, sormayan sorgulamayan halk da sebep olabilir. Halkın duyarsızlığa sürüklenmesinde; yalan haberin etkisi çoktur.

Basının bir bölümünün sürekli yalan söylemesinin yazmasının amaçlarından birisi de; sormayan, itiraz etmeyen, bir toplum yaratmaktır. Kendi dışındaki olaylara duyarsız, paraya, güce, taassuba, gösteriş ve şekilciliğe önem veren kitlelerin oluşmasını sağlamak. Zaman gösteriş, yağcılık, yalan, imaj ve arzuya tapma zamanı olmuş. Çünkü boyun eğmek, hayır demekten kolay.

Bazen amaç, insanları bir konuda yalana inandırmak olmayabilir. Sürekli aynı yalanı tekrar etmenin amacı, güveni yok etmektir. Çünkü: Güvenini kaybeden, neye inanıp neye inanamayacağını bilemeyen, ayırt edemeyen halkı yönlendirmek, yönetmek kolaydır. Doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen halk kesimleri, iyiyi kötüden de ayırt edemez. Ve böylece halkın bir bölümü, düşünme ve yargılama gücünden yoksun bırakıldığında; bilmeden istemeden tamamen yalanların egemenliğine boyun eğmiş olur. Yalanlara boyun eğenlere; istediğini inandırır, istediğini yaptırabilirsin. Metin Akpınar’ın sözü ile yazıyı sonlandıralım. “bir ülkenin kendi halkını kandıran bir medyası varsa o ülkenin başka düşmana ihtiyacı yoktur.”