Milli Eğitim Bakanı tarafından yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesinin yerine “Milli Mücadele” kavramının kullanılacağı açıklandı.
Açıklamaya ilave olarak: “Neden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” sözleriyle neyin kastedildiği belirtildi.
Atatürkçü Düşünce konusunda hassasiyeti olanlar bu durumdan rahatsızlıklarını belirtirken farklı platformlarda tartışmalar yaşandı.
Bu tartışmadan anladığım kadarıyla bahsekonu kararı alanlar: Zananında Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan Yunan Ordusu'nu yenmiş olmanın "Kurtuluş" olarak adlandırılmaması gerektiğini ima ediyor.
Bu anlatımı doğru kabul edersek: Milli Mücadele sırasında İngilizlerle, Fransızlarla savaş olmadığını Milli Mücadele'nin sadece Yunan Ordusu ve Ermeni çetelerle yapılan bir çatışma olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Tarihimizi bu şekilde okursak bir ikilem ortaya çıkıyor: Ya biz zaten emrimizde olan Yunan Ordusu'na karşı bir zaferle yetineceğiz ya da henüz kurtaramadığımız Osmanlı İmparatorluğu'nu kurtarmak için çalışmaya devam edeceğiz.
Bu kararın ardından ilerleyen aşamalarda tarih kitaplarını baştan sona değiştirmemiz gerekecektir.
Gelelim gerçeklere:
Milli Mücadele sırasında: Önce Ruslar ve Franızlar tarafından desteklenen Ermeni birliklerini yenip Doğu Cephesini emniyete aldık.
Güney Cephesi'nde Ermeni Çeteleri'yle beraber işgal uygulayan Fransız birliklerine karşı halkın amansız mücadelesi sonucu başarılı savunmalar yaptık.
Gaziantep direnişi, Birinci İnönü Zaferi'nden sonra 9 Şubat 1921'de şehrin düşmesi ve acımasız bir Fransız işgaliyle devam etti.
Büyük ve amansız bir mücadele sonunda Gazi Şehir kurtarıldı.
Bu cephede Kuvva-yı Milliye birliklerini destekleyen 20. Kolordu'nun katkıları çok önemlidir.
Batı Cephesi'nde Yunan Ordusu'nun İngilizler tarafından donatıldığını uçaklarla desteklendiğini unutamayız.
Ayrıca Sakarya Savaşı sırasında Yunan 2. Kolordusu'nun başında İngiliz Prens Andreas bulunuyordu.
Dokuz Eylül 1922'de Yunan Ordusu'nu denizden İngiliz Gemileri toplayıp götürdüler.
Ardından Kocaeli ve Çanakkale’de yürüyüşe geçen Türk Ordusu karşısında İngiliz birlikleri geri çekilmek zorunda kaldılar.
Mudanya Mütarekesi sırasında İsmet Paşa'nın karşısında İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilci vardı. Yunan temsilci yoktu.
Yunan temsilci, bir İngiliz Gemisi'nde denizin içinde bekliyordu.
Padişahın bulunduğu İstanbul, İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Sir John de Robeck tarafından yönetiliyordu. Sokaklarda İngiliz, Fransız askerler yetkiliydiler.
10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalanmış, buna karşılık Son Osmanlı Mebusan Meclisi " Misak-ı Milli sınırlarını" kurtuluş için belirlemiştir.
"Ya İstiklal Ya Ölüm" parolasıyla başlatılan ve Anadolu'nun tamamında yedi düvele karşı verilen savaş, Türk Milleti için bir Kurtuluş Savaşı'ydı.
Bu yüzden tarih sayfalarına İstiklal Harbi olarak geçmiştir.
Bu gerçekleri çocuklarımızın ders kitaplarından silmek isteyenler "İstiklal Marşı" okumak ve İstiklal Madalyası taşıtanlara saygı göstermek zorundadırlar. Nokta!