Kime sorarsanız sorun: Ülkemizin en büyük sorunu PKK Terörü'dür.
Elli yıldır bu bölücü-yıkıcı sorun olmasaydı ülkemiz her açıdan çok daha iyi yerlerde olurdu.
Son Yerel Seçimler sonrasında, önce Bahçeli'ye ardından iktidara bir aydınlanma geldi ve Terörsüz Türkiye Süreci'ni başlattılar.
İyi Parti ve diğer marjinal milliyetçi partiler dışında herkes süreci olumlu karşıladı.
Öyle ya, elli yıldır akan kan duracaktı.
Söz konusu süreçte ilginç bir durum gelişti: Atılan adımları inceleyen ve yorum yapanlara dört koldan parmak kaldırıp "Sakın eleştirme" denmeye başlandı.
Hatta parmak sallayanlar "Eleştirmek ülkemizde kan akmasını istemektir" diyerek cüretlerini artırdılar.
Konuya ömrünü vermiş Gaziler olarak, "Bir bildikleri vardır" dedik geri çekildik.
Meydan boş kalınca Bahçeli, DEM Partililer'i de sollayıp Apo'ya Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" statüsünü önerdi.
Bu önerisi Cumhurbaşkanı danışmanı Mehmet Uçum tarafından olumsuz karşılandı.
Uçum, gerekçe olarak: "Apo, böyle bir statü istemiyor" dedi.
Bunun üzerine Bahçeli, Türkgün Gazetesi'nde, maksadını ayrıntılı şekilde açıkladı.
Yazıyı kelime kelime okudum.
Bahçeli özetle; "Her kafadan bir ses çıkması yerine PKK adına Apo konuşsun, onun karşısında da bir Cumhurbaşkanı Yardımcısı yetkilendirilsin, duraklaysn süreç hareketlensin" demişti.
Bahçeli'nin isteği, "Herkes sussun, bizim istediğimiz kişiler konuşsun" anlamına geliyor.
Mehmet Uçum'un yazısından da "Silah bırakma olmadan siyasiler konuya girmesin, bu işi istihbarat birimlerine bırakalım" isteği anlaşılıyor.
Uçum'a cevap, PKK yayın organı Yeni Yaşam'dan geldi:
Terörsüz Türkiye Süreci'nin sadece silahların bırakılması anlamına gelmediği, sürecin yasa ve hukuk boyutunun daha önemli olduğu, bu nedenle gelinen aşamada sadece istihbarat birimleriyle sürecin yürümeyeceği açıklandı.
Bölücü Terör ile mücadele ederken canını, kanını dökenler susturulunca elbette PKK sözcüleri akıl vermeye kalkacaktır.
Siyasiler iyicee sus pus olunca bir açıklama da Barzani'den geldi:
Apo'nun iradesinin ipotek altında olduğu, sözlerinin Kandil ve PYD tarafından eğilip büküldüğü belirtildi.
Barzani satır arasında; Kürtler'in liderinin Apo olmadığını ve kararların Barzani'nin kurduğu siyasi mekanizma tarafından alınması gerektiğini ima ediyordu.
Barzani yayın organı Darka Mazi, ifadelerine açıklık getirmek için Mazlum Kobani olarak bilinen Şahin Cilo kod Abdi Şahin'in İmralı'ya götürüldüğünü yazdı.
Hatta Darka Mazi'ye göre Kandil yöneticileriyle Türk İstihbarat birimleri Sülaymaniye yakınlarında görüşmüşler.
Barzani şunu söylüyor: "PKK'nın fesih süreci zaten olması gereken bir şey, bununla Kürt Sorunu karıştırılmasın" diyor.
Anlaşılacağı gibi Devlet Bahçeli, geniş bir yazıyla sürecin nasıl ilerlemesi gerektiğini anlattı ancak bu açıklamalara ülkemizden itiraz edecek kimse çıkmayınca Barzani ses yükseltti.
İlginç olanı: Barzani'nin yayın organı bile "Biz silahların susmasına karşı değiliz, uygulamadaki hataları anlatıyoruz" diyor. Fesuphanallah!