Amerikan Büyükelçisi Tom J. Barrack, Ortadoğu'da bu kadar cari çatışma varken ortaya buyrulmadık laflar atmaya devam ediyor.

Bu kendini bilmez temsilci, daha önce "Batı'nın, Sykes-Picot anlaşmasında hata yaptığını" söyleyerek Lozan'ı sorgulatmaya çalışmıştı.

Barrack, 17 Nisan Cuma günü Antalya’da da şunları söyledi: “Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Demokrasi arayışları çöktü. Bu coğrafyada işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri ile merhametli monarşiler veya monarşik cumhuriyetler.” dedi.

Bu aslında Barrack'ın aynı ifadeyi ilk kullanışı değil, yine 7 Aralık’ta Katar'da, Doha Forumu’nda şöyle demişti: “Bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin, 'hayırsever bir monarşi' olmuştur. İşleyen model budur.”

Anlaşılacağı gibi hadsiz temsilci, Milli Egemenlik ülküsüyle yola çıkarak kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerine saldırmakta ısrar ediyor.

Güzel ülkemizin iki ayağı varsa biri Tam Bağımsızlık, diğeri Milli Egemenlik'tir.

Türk Milleti'nin en hassas olduğu nokta, karar alma makamında, milletin yetkilendirdiği kişilerin olmasıdır.

Bu ülkeye, ilişkilerimizi geliştirmek maksadıyla gelmiş olan bir memurun bunu bilmemesi imkansızdır.

Öyleyse bu Barrack, neden böyle hadsiz cümleler kurmaya devam ediyor?

Sorunun cevabı için Suriye İç Savaşı'nda ve İran - ABD/İsrail savaşlarında Körfez ülkelerinin tutumuna bakmak gerekmektedir.

Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez Ülkeleri, Suriye'de Esat'ın gönderilişine de Amerika'nın İran'ı bombalamasına da seslerini çıkarmadılar.

Aralarına Ürdün'ü de katarsak, Barrack'ın Merhametli Monarşiler'i elbette hoşuna gidecek hareketler yaparlar. Aksi durumda zaten ABD darbesiyle devrilebilirler.

Biz bu sözde Merhametli Monarşiler'i iyi tanırız. Saltanatlarını tehlike altında görürlerse hiç de merhametli değildirler.

Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nde, Kaşıkçı'yı kıtır kıtır kestiklerini gördük.

Ayrıntılara girmeye gerek yok. Bu hadsiz temsilci, Antalya'da bizim de içinde olduğumuz ülkelerde demokrasinin uygulanamayacağını söyledikten sonra henüz hak ettiği cevabı almadı.

Kendisine en güzel cevabı; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında büyükleri vermezse çovuklar verecektir.