Türk futbolunun en büyük çıkmazlarından biri hiç şüphesiz Bölgesel Amatör Lig'dir (BAL). Yıllardır bu lig oynanıyor, ancak her sezon sonunda aynı tartışmalar yeniden alevleniyor. Statü adaletsizliği, artan maliyetler, ulaşım giderleri ve kulüplerin omuzlarına yüklenen ağır ekonomik yük artık taşınamaz bir noktaya geldi.

Bugün federasyon tarafından ismi değiştirilerek "Profesyonel Lige Geçiş Ligi (PGL)" olarak anılması konuşuluyor. Ancak sadece tabelayı değiştirmek sorunları çözmez. İsim değişikliği değil, sistem değişikliği gerekiyor. Çünkü yıllardır eleştirilen statü aynı kaldığı sürece kulüplerin yaşadığı mağduriyet de devam edecektir.

En büyük sorunlardan biri ise küme düşme sistemi...

Bir ili temsil eden takım sezon boyunca büyük fedakârlıklarla mücadele ediyor. Milyonlarca liralık bütçeler oluşturuluyor, yönetimler gecesini gündüzüne katıyor, futbolcular emek veriyor, teknik heyet aylarca çalışıyor. Ancak sezon sonunda takım ligi kendi grubunda üçüncü sırada bitirse bile, il kontenjanı nedeniyle küme düşebiliyor.

Peki, bunun adı adalet olabilir mi?

Bir takım sahada başarısını göstermiş, rakiplerinin büyük bölümünü geride bırakmış, ligi üst sıralarda tamamlamış ama masa başındaki statü nedeniyle amatör lige gönderiliyor. Böyle bir uygulama ne sporun ruhuna ne de rekabet anlayışına yakışıyor.

Bu durum sadece sportif başarıyı değil, kulüplerin geleceğini de yok ediyor. Bir sezon boyunca yapılan bütün yatırımlar, verilen emekler ve harcanan paralar bir anda boşa gidiyor. Yönetimler küstürülüyor, sponsorlar uzaklaşıyor, futbolcular dağılıyor ve kulüpler yeniden sıfırdan başlamak zorunda kalıyor.

Zaten ekonomik olarak ayakta durmakta zorlanan BAL Ligi kulüpleri, ulaşım, konaklama, hakem ücretleri, güvenlik giderleri ve futbolcu maliyetleri nedeniyle büyük bir yükün altında eziliyor. Bunun üzerine bir de adaletsiz statü eklenince birçok kulüp lige katılmayı bile düşünmez hale geliyor.

Son yıllarda bunun örneklerini defalarca gördük. Ekonomik nedenlerle ligden çekilen, faaliyetini durduran ya da amatör kümeye dönmek zorunda kalan kulüplerin sayısı her geçen sezon artıyor. Bu tablo Türk futbolu adına ciddi bir alarmdır.

Artık federasyonun günü kurtaran çözümler yerine kalıcı bir sistem oluşturması gerekiyor.

Yapılması gereken çok açık...

BAL Ligi tamamen kaldırılmalı ve yerine gerçek anlamda 4. Lig kurulmalıdır. Bu lig, diğer profesyonel liglerde olduğu gibi net kurallara sahip olmalıdır. Sahada başarılı olan yükselmeli, başarısız olan düşmelidir. Hiçbir kulüp il kontenjanı veya statü karmaşası nedeniyle cezalandırılmamalıdır.

Avrupa'nın birçok ülkesinde bunun başarılı örnekleri bulunuyor. Almanya'da, İngiltere'de, İspanya'da ve diğer birçok futbol ülkesinde 5'inci, 6'ncı hatta 7'nci ligler bile belirli bir sistem içinde oynanıyor. Kulüpler hangi ligde mücadele ederse etsin kurallar nettir. Başarı sahada kazanılır, masa başında kaybedilmez.

Türkiye'de de artık bu anlayışın benimsenmesi gerekiyor. Çünkü güçlü bir futbol piramidi oluşturmanın yolu, alt ligleri sağlam temeller üzerine kurmaktan geçer.

Kulüpler yatırım yaparken önünü görebilmeli, sponsorlar güven duyabilmeli, futbolcular emeklerinin karşılığını alabileceklerine inanmalıdır. Ancak mevcut sistem bu güveni vermiyor.

Bugün birçok BAL kulübü sezon başlamadan "Bu yükün altından nasıl kalkacağız?" sorusunu soruyor. Eğer bu sorunlara çözüm üretilmezse yarın bu sorunun yerini "Lige katılacak takım bulabilecek miyiz?" sorusu alacaktır.

Türk futbolunun geleceği için cesur kararlar alınmalıdır.

İsim değişikliği değil, zihniyet değişikliği şarttır.

Gerçek çözüm; adil statüye sahip, sürdürülebilir ekonomik yapısı olan ve tamamen profesyonel kurallarla yönetilen bir 4. Lig sistemidir.

Federasyonun seslere kulak vermesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü kulüpler birer birer yok olurken kaybeden sadece onlar olmayacak; Türk futbolunun geleceği de büyük yara alacaktır.