Türk futbolunun en heyecanlı, en samimi ve belki de en çileli yeri neresidir diye sorsalar, şüphesiz hepimizin aklına Bölgesel Amatör Lig (BAL) gelir. Endüstriyel futbolun parıltılı dünyasından uzak, tamamen semt aşkıyla, memleket sevdasıyla dönen bu çark, geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) "gerçek dışı" bir kararıyla durma noktasına gelmişti. Ancak neyse ki aklıselim galip geldi, amatörün çığlığı Riva’da yankı buldu ve TFF hatasından döndü.
Süreci hatırlayalım: TFF, BAL takımlarının lige katılım bedeli ve güvence bedeli adı altında tam 2.000.000 TL gibi astronomik bir rakamı peşin olarak yatırmasını talep etmişti. Bu karar açıklandığı an, amatör futbol camiasında adeta bir deprem etkisi yarattı.
AMATÖR FUTBOL, SÜPER LİG’İN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR!
Milyon dolarlık bütçeleri yöneten, borç batağında yüzmelerine rağmen transfer şovları yapan profesyonel kulüplerle amatör kulüpleri aynı kefeye koymak, en hafif tabiriyle futbolun gerçeklerinden kopmaktır.
BAL takımlarının büyük bir kısmı belediye destekleriyle, esnafın üç beş kuruşluk katkılarıyla ya da mahallenin/şehrin sevdalı yöneticilerinin kendi ceplerinden koyduğu paralarla ayakta kalıyor.
Henüz topçunun lisansını çıkaramayan, deplasman otobüsünün mazotunu nasıl koyacağını düşünen kulüplere "Lige başlamadan kasamıza 2 milyon TL koyun" demek, aslında kibarca "Siz bu oyunu oynamayın, buralar sadece parası olanların yeri" demekti.
Nitekim bu haksız dayatmaya tepki gecikmedi. Kulüpler birer birer ses yükseltti. "Lige katılmıyoruz", "Anahtarı TFF’ye teslim ediyoruz" açıklamaları peş peşe geldi. Birçok köklü camia, bu ağır ekonomik yükün altında ezilmektense onuruyla kenara çekilmeyi ve lige katılmama kararı almayı tercih etti. Çünkü bu sadece bir para meselesi değil, bir varoluş mücadelesiydi.
DAYANIŞMANIN GÜCÜ VE GERİ ADIM
Neyse ki yükselen bu haklı isyan hak ettiği karşılığı buldu. TFF, amatör futbolu tamamen bitirecek bu hatanın farkına “biraz geç de olsa” vardı. Gösterilen yoğun tepkiler ve kulüplerin ligden çekilme resti sonrasında federasyon geri adım atmak zorunda kaldı ve yeni bir düzenlemeye gitti.
Rakam Yarı Yarıya Düşürüldü: Talep edilen 2.000.000 TL, 1.000.000 TL seviyesine çekildi.
Ödeme Kolaylığı Getirildi: Bu 1 milyon TL'nin de hepsinin peşin ödenmesi zorunluluğu kaldırıldı. Kulüpler artık 250.000 TL peşinat ödeyecek, kalan tutarı ise ya taksitle ya da teminat mektubu yoluyla verebilecek.
Bu yeni formül, adeta yoğun bakımdaki hastaya verilen can suyu gibi oldu. Kulüpler nefes aldı, yöneticiler rahat bir soluk çekti. Bu esnek kararın hemen ardından, daha önce "katılmıyoruz" diyen kulüpler hızlıca kararlarını revize ederek lige katılım başvurularını yapmaya başladılar. Futbolun heyecanı, şehirlerin rekabeti ve binlerce gencin hayali yeniden yeşerdi.
SONUÇ: İSABETLİ BİR KARAR, ANCAK DERS ALINMALI
Günün sonunda alınan bu yeni karar, futbolumuz adına son derece isabetli olmuştur. Ancak bu süreçten çıkarılması gereken çok büyük dersler var.
TFF gibi futbolu yöneten üst kurumlar, masa başında karar alırken sahanın çamurunu koklayan, o deplasman otobüsünde sabahlayan insanların gerçeklerini ıskalamamalıdır. Futbol sadece televizyon gelirlerinden, dev sponsorluklardan ve lüks localardan ibaret değildir. Futbol, o tozlu toprak sahalarda, BAL liginin o sert ve samimi ikliminde başlar.
Amatör kulüpleri yaşatmak, Türk futbolunun geleceğini yaşatmaktır. Umarız bundan sonraki süreçte, benzer kararlar alınırken "ben yaptım oldu" zihniyeti yerine, kulüplerin ve taban birliklerinin de görüşü alınarak ortak akılla hareket edilir. Çünkü amatör biterse, Türk futbolunun kalbi durur.