Seher yeli, gecenin karanlığından süzülüp gelen, yıldızların ışık demetini kanatlarında taşıyan, güneşin ilk selâmını dağlara ulaştıran incecik sabah nefesi… Sen, dünyanın uyanışına eşlik eden sessizlik yolcususun. Kimse seni görmez ama herkes varlığını hisseder. Bir yaprağın ürperişinde, bir çiçeğin eğilişinde, bir derenin dalgalanışında senin izlerin vardır.
Sen esince çiğ taneleri yaprakların üzerinde titrer, güller yüzünü güneşe döner, bülbüller yeniden ötmeye başlar. Gece kendi yörüngesinde akıp giderken sen, sabahın müjdesini toprağa fısıldarsın. Dağların doruklarını aşar, vadilerin sessizliğini bozarsın. Ovaların üzerinden usulca süzülürsün. Dokunduğun her yerde hayat biraz daha canlanır, dünya biraz daha güzelleşir. Sanki tabiat, senin gelişinle derin bir nefes alır.
Ey seher yeli! Hangi dağın ardında dinlenir, hangi ağacın gölgesinde soluklanırsın? Bir gün kekik kokulu yamaçlardan geçer, bir başka gün çiğdemlerin arasında gezinirsin. Bazen bir çam ormanının derinliklerinde kaybolur, bazen uçsuz bucaksız ovalarda kehribar sarısı başakları okşarsın. Ne bir sınır tanırsın ne bir yol ayrımı... Dağlar sana engel olmaz, denizler önünü kesmez. Gökyüzü geniş yurdun, yeryüzü uçsuz bucaksız yolundur senin.
Seher yeli, sen sadece bir esinti değilsin. Sen geceden gündüze geçişin, karanlıktan aydınlığa yürüyüşün, uykudan uyanışın müjdecisisin. Her sabah yeniden doğan umudun taşıyıcısısın. Seninle birlikte insanın içine de bir sabah doğar; dünün yorgunluğu biraz geride kalır, yarına dair düşünceler tazelenir, umutlar yeşerir. Bir pencere aralanır, bir perde kıpırdar, bir ağacın dalı sallanır.
Öyleyse hiç durmadan es seher yeli!.. Emr-i ilahinin izniyle güllerin üzerine serinliği bırak, kuşların kanadına neşe yükle, başakların arasına o mübarek bereketi bırak. Dağlara baharın kokusunu, ovalara hayatın sevincini taşı. Her pencereye bir parça ferahlık, her sabaha bir tutam umut bırak. Gecenin hüznünü dağıt, yeryüzünün yorgunluğunu hafiflet.
Çünkü sen estikçe yapraklar kıpırdar, çiçekler uyanır, kuşlar ses verir. Sen estikçe tabiat kendi güzelliğini yeniden hatırlar ve insanoğlu, yüzüne dokunan o ince serinlikte, dünyanın bütün karmaşasına rağmen hayatın hâlâ güzel olduğunu hisseder.
Ey seher yeli, ey sabahın ince nefesi! Sen hep es; dağlardan ovalara, bahçelerden kıyılara, çiçeklerden gönüllere doğru es!.. Allah'ın sana yüklediği o güzelliklerle dünyayı dolaş, serinliğinle yüreklere dokun. Her yeni günün eşiğinde yeniden doğ ve bize bir kez daha hatırlat: Hayat, bazen bir çiçeğin kokusunda, bazen bir yaprağın titreyişinde, bazen de yüzümüze usulca dokunup geçen bir seher yelinin serinliğinde saklıdır.
Ey seher yeli! Bu muntazam düzenin kendiliğinden kurulması, bu eşsiz güzelliklerin tesadüflere bağlı oluşması mümkün değil ki... Senin de bir yaratıcın, senin de bir "ol" diyenin var. Kur'an; "İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?" (Kıyamet, 36) diyor.
Ey âlemlerin rabbi! Hamdolsun verdiğin nimetlere, şükür ve afiyete.
Âşık Kul Ahmet'in gönüllerde yankılanan bir dizesiyle bitirelim:
"Seher yeli nazlı yâre bildir beni, bildir beni!
Kalın sağlıcakla.