Dünyada şu an yaklaşık 8,4 milyar insan yaşıyor. Bu sayı içinde sorgulama kültürü nasıl çalışıyor? Hangi ülkelerde yoğun olarak sorgulanıyor hangi ülkelerde daha az işlevi var? Özür dileme kültürü var mı? İstifa kültürü nasıl işliyor? Liyakat uygulanıyor mu? Sorgulama kültürü ile ülke nüfusunun çok okuması, demokrasi ve araştırma kültürü ilişiği var mı?
Görüldüğü üzere sorgulama kültürü esasen bir çok alt unsurları içeriyor.
Nedir peki sorgulama kültürü?
Bir toplumda, kurumda veya bireyde, bilgiyi olduğu gibi kabul etmek yerine doğruluğunu, kaynağını, nedenlerini ve sonuçlarını eleştirel bir süzgeçten geçirme alışkanlığıdır. Bu kültür, merak etmeyi, soru sormayı ve dogmalardan uzaklaşarak rasyonel (akılcı) düşünmeyi teşvik eder.
Esasen sorgulama kültürü toplumun işleyişini arttıran, insanları daha mutlu kılan ve adaleti davalara konu olmadan ilk basamaklarda çözen bir unsurdur.
Görülen o ki sorgulama kültürü daha çok milli gelir dağılımında eşit hüküm süren devletlerde daha yoğun, diğer ülkelerde ise daha minimal seviyede ilerlediği görülüyor.
Bunun yanında ülkede yaşayan her bireyin sorgulama hakkı, iradesi ve özgürlüğü olmalı ki sonuç ifade etsin.
Bir yaşanmış hikayeyi anlatmak isterim;
Bir gün baba kız çocuğuna çok kızıyor.
Baya baya azarlıyor.
Kız çocuğunun yaşı 5-6'larda.
Kız çocuğu diyor ki "baba seni çocuk mahkemesine şikayet edeceğim."
Baba da kızdığı için kızına zaten çok üzülüyor. "Özür dilesem olmaz mı" diyor?
"Kız çocuğu olur" diyor. Ancak bir şartım var.
"Nedir" diyor baba ?
"Diz çök öyle özür dilersen olur."
Baba diz çöküyor ve özür diliyor.
Kız diyor ki "olmadı baba bir daha özür dilemelisin."
Baba neden diyor ?
"Kız çocuğu gözlerimin içine bakarak özür dilersen kabul ederim" diyor.
Babada öyle yapıp olayı tatlıya bağlıyor.
Görüldüğü üzere bir baba 5-6 yaşındaki kızından diz çökerek özür dileyebiliyorsa, topluma zarara uğratan ve/ve ya hiç olmayacak bir olayı yapan devlet görevlileri de toplumdan özür dilemesi gerekmez mi?
Ölçemezsen ve denetlemezsen yönetemezsin?
Sorgula kültürü ile denetim mekanizması eş zamanla var olması gereken bir unsurdur.
Ülkemizde denetim kurumları nelerdir ?
1. Dış Denetim ve Yargısal Denetim;
Sayıştay, TBMM
2. Cumhurbaşkanlığı Bağlantılı Denetim;
Devlet Denetleme Kurulu ( DDK)
3. Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar (Üst Kurullar);
• BDDK: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
• SPK: Sermaye Piyasası Kurulu
• EPDK: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
• BTK: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
• Rekabet Kurumu
• KGK: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurum
4. İnsan Hakları ve Hakkaniyet Denetimi;
Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık)
5. İdari ve İç Denetim Birimleri;
Bakanlık Teftiş Kurulları, İç Denetim Koordinasyon Kurulu (Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere.
Görüldüğü üzere devletimizde denetim üzerine çok ciddi bir yapılanma mevcuttur.
SPK'ya tabi şirketler ve kurumlar sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunan ve kurul tarafından denetlenen işletmelerdir. Denetlenen şirketler bağımsız denetimden geçip bağımsız denetim raporları düzenlenmektedir.
Bu noktada bağımsız rapor türlerinden bahsetmek isterim;
Bağımsız denetim raporları, denetçinin finansal tablolar üzerinde yaptığı inceleme sonucunda ulaştığı sonuca (görüşe) göre dört ana türde düzenlenir. Bu türler;
• Olumlu Görüş: Tablolar kurallara uygundur ve tamdır.
• Şartlı (Sınırlı Olumlu) Görüş: Bazı istisnalar dışında tablolar uygundur.
• Olumsuz Görüş: Tablolar gerçeği yansıtmamaktadır.
• Görüş Vermekten Kaçınma: Yetersiz bilgi veya kısıtlama nedeniyle denetçi görüş bildiremez.
Bu noktada geçen haftadan beri ülke gündemini meşgul eden 131 fon üzerine bazı konuları yazmak isterim. Yaklaşık 455.000 kişi mağdur olup toplam 850 milyar TL'lik bir rakamdan bahsediyoruz.
Peki Borsa İstanbul'a baktığımızda yatırımcı sayısı kaçtır? Bu yatırımcıların dağılımı nasıldır?
Şu an yaklaşık 6,7 milyon yatırımcı var. Bu sayının 3,7 milyon yatırımcının 10.000 TL ve altında bir yatırımı olduğu, 50.000 TL ve altı olarak baktığımızda ise bu sayının 5 milyon kişi olduğu belirtiliyor. Ayrıca yalnızca 35.000 yatırımcının toplam yatırım tutarının %90'ına hakim olduğu belirtiliyor. ( Prof.Dr.Yalçın Karatepe )
Görüldüğü üzere Borsa İstanbul'da ki yatırımcı sayısı ve dağılımı bize küçük, mikro yatırımcının sayısının daha çok ancak rekabet edecek güçte olmadığını gayet net gösteriyor.
Ortada çok ciddi bir rakam ve mağdur olan küçük yatırımcılar var.
Biz inanıyoruz ki en kısa sürede bu mağduriyet giderilecektir.
Ancak karşımıza iki önemli konu çıkıyor;
*Liyakat,
*Denetleme mekanizması olmak üzere.
Tüm bunların yanında bir derneğin denetlenmesi ile ilgili önceki dönem genel başkanımız YMM Emre Kartaloğlu ve üç meslektaşımızın denetim yapmalarına rağmen halen tutuklu olmalarını siz okuyucuların takdirine sunuyorum.
İyi okumalar dileriz.
Saygı ile kalınız.