Son günlerde,okullarda meydana gelen saldırılar insanlarda neler oluyor? Nasıl oluyor? Dedirtti.
Bir taraftan üzülüyoruz bir taraftan ise eskiden böyle şeyler olmazdı diyoruz.
Önce eskiye bir gidelim isterim.
Eskiden mahalle kültürü vardı. Küçük büyük herkes birbirini sever sayardı.
Küçüğünü korumak büyükleri saymak en önemli konuydu.
Helal lokma muteberdi.
Yolda bulunan para alınmaz kenara konurdu.
Bakkaldan küçük bir pötibör bisküvi alsan bile gazete kağıdına sarılırdı.
Her gün gazete okunur, hafta sonları dergiler okunurdu.
En önemlisi hayatı sever geleceğe umutla bakılırdı.
Okullarda öğretmenlere saygı duyulur ,öğretmenler sevilirdi.
Bugüne geldiğimizde ise;
Öncelikle teknoloji gelişti, yapay zeka geldi.
Gazetelerin sayfa sayısı azaldı maliyetler arttı okuma kültürü zayıfladı. Bugün ülkemizde kişi başına okunan kitap sayısı AB göre oldukça az. Şu veriyi paylaşmak isterim.
TÜİK ve Eurostat Verileri: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 15 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık yüzde 27'si son bir yılda en az bir kitap okurken, yüzde 73'ü hiç kitap okumamaktadır. Eurostat araştırmasına göre Türkiye'de 1 yılda hiç kitap okumayanların oranı yüzde 69,7, 5'ten az kitap okuyanların oranı yüzde 16,3, 5-9 arasında kitap okuyanların oranı yüzde 6,4, 10'dan fazla kitap okuyanların oranı ise yüzde 7,7'dir.
Görüldüğü üzere okumayan millet yorum yapamaz ,araştırmada zorlanır hal böyle olunca başka konulara ağırlık verecektir.
Bu konuda bazı şartlar olsa bile kitap basımına destek olan kurumlar ilgili giderleri gider yazabilmektedir.
Kolay yoldan para kazanman oldukça moda oldu.
Bunların en başında;
*İmar rantı,
*İçeriden bilgi alarak fon yatırımları.
*Büyükşehirlerde genişleyecek olan tarlaları önceden satın alarak haksız edinimler,
*Borsaya yatırım yaparak vergi ödemeden elde edilen kazançlar, vb.
Böyle olunca kolay yoldan elde edilen kazançlar çocuklarda da biz çok iyiyiz annem babam çok iyi para kazanıyor demekteler. Aileler için de her çocuk doğal olarak prens ve prenses oluyorlar.
Okullarda genelde kız ve erkekler yukarıdan aşağıya simsiyah giyiniyorlar.
Siyah pantolon ve siyah tişört olmak üzere.
Kanaatimce bu siyah giyinme çocukların da hayata bakış açısını değiştiriyor. Olumsuz bakmalarını ortaya çıkarıyor.
Değerli öğretmenlerimize gelince ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak veliler öğrencileri tam olarak öğretmenlere emanet etmiyorlar.
Hal böyle olunca görülen o ki çocuklar bir boşluğun içinde kalıyorlar.
Bir gözlemimi aktarmak isterim.
Eskiden bizler kız arkadaşlarımızın yanında ağzımızdan kötü ve ya olumsuz bir cümle çıkacak diye çok dikkat ederdik. Hatta yanlışlıkla çıkarsa utanır yüzümüz kıp kırmızı olur özür dilerdik.
Şimdi ise üzülerek belirtmek isterim ki ,kız çocuklarımız bile bugün kat ve kat fazlasını çevrede kim olursa olsun söylüyorlar. Otobüste, durakta, yolda yürürken hiç farketmiyor.
Bu durum toplumda erozyon yarattığı gibi kanaatimce bazı değerleri de alıp götürüyor.
Eskiden önlükler bir ara siyahtı ama, uzun süre mavi ağırlıktaydı.
Kız çocukları diz altına inen mavi önlük, erkekler ise lacivert ve ya siyah pantolon üstte yine mavi önlük giyerlerdi.
Esasen bu durum çocukların maddi durumunu ortaya koymadan herkesi eşit gösteren bir durumdu.
Okullardaki bu saldırılar için acilen özellikle bu durumun psikolojik ve sosyolojik tarafı araştırılarak çözüm üretilmelidir.
Küçücük canların tırnağına zarar gelmemelidir.
Siyah değil hayata bakış açımız beyaz bembeyaz olmalıdır.
Çocuklara ve gençlere gelecek için ümit verilmelidir.
Bazı gençler onlar eskidendi demekteler. Evet bizler su içerdik destiden. Ancak çocuklarımıza gençlerinize iyi bir gelecek ve mutlu bir vatan bırakmak için tüm kesimlerin canla başla çalışması gerekir.
İyi okumalar dileriz.
Saygı ile kalınız.