İki ülke bazen gerilse de tarihi açıdan büyük sorunlar olsa da Yunanistan hemen yanı başımız. O topraklarda 482 yıl kalmışız. Binlerce mübadil o topraklardan gelmiş. Gitmek, gezip görmek için çok sebebimiz var. Bu nedenle yazılarımı lütfen ön yargısız okumanızı rica edeceğim.

8-22

Sınırı geçip Kuzey Yunanistan’a adım attığımızda bizi karşılayan ilk büyük metropol Selanik oluyor. Yunanistan’ın Atina’dan sonraki ikinci büyük şehri olan Selanik’in kent merkezi yaklaşık 320 bin nüfusa sahip olsa da, çevre belediyeleriyle birleşen metropol alanı 1,1 milyonun üzerinde bir nüfusu barındırıyor.

4-78

​Selanik gezimize kentin denizle buluştuğu kalbinden, Aristotelous Meydanı'ndan başlıyoruz. Sahil kordonu boyunca yürüdüğümüzde bizi şehrin simgesi olan Beyaz Kule (Lefkos Pyrgos) karşılıyor. Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilen bu savunma kulesi, günümüzde Selanik’in en çok ziyaret edilen simge yapısı durumunda.

1-128

​Sahilden yukarıya, kentin tarihi sokaklarına doğru tırmandığımızda Apostolou Pavlou Caddesi üzerinde bizim için en anlamlı durağa varıyoruz; Atatürk Evi (Atatürk Müzesi).

7-43

Günümüzde T.C. Selanik Başkonsolosluğu kompleksi içerisinde yer alan bu yapı, gezimizin en duygusal anını oluşturuyor.

​Geleneksel Selanik mimarisindeki pembe boyalı, ahşap panjurlu bu üç katlı ev, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1881 yılında doğduğu ve çocukluğunun bir bölümünü geçirdiği yerdir. 1933 yılında Selanik Belediyesi tarafından Atatürk'e hediye edilen yapı, günümüzde özgün dönem mobilyaları ve kişisel eşyalarla düzenlenmiş bir müze olarak hizmet veriyor. Avlusundaki tarihi nar ağacının gölgesinde durduğunuzda, imparatorlukların dönüşüm çağına ve bir ulusun doğuşuna yön veren düşüncelerin ilk kez bu sokaklarda şekillendiğini hissedersiniz.

5-69

​Atatürk Evi’nden ayrılıp yürüyüş rotamıza devam ettiğimizde, hemen birkaç sokak ötede şehrin koruyucu azizine adanmış görkemli Aya Dimitri (Agios Dimitrios) Kilisesi ile karşılaşıyoruz. M.S.4.Yüzyılda bir Roma hamamı kalıntısı üzerine inşa edilen bu UNESCO eseri, Selanik’in geçirdiği tarihsel dönüşümün en açık kanıtıdır. M.S. 306'da şehit edilen Aziz Dimitrios'un adını taşıyan yapı, 1493 yılında Sultan II. Bayezid döneminde camiye çevrilerek Kasımiye Camii adını almış ve 419 yıl boyunca cami olarak hizmet vermiştir. Yapının altındaki Kripta (mahzen) bölümü ise antik dönemin izlerini hâlâ korumaktadır.

9-19

​Aya Dimitri’den güneye doğru indiğimizde kentin antik Roma aksına ulaşıyoruz. Burada bizi Roma İmparatoru Galerius tarafından M.S. 306 yılında yaptırılan ve ilk adı Galerius Mozolesi (veya Tapınağı) olan devasa dairesel yapı Rotunda karşılıyor. İmparator I. Theodosius döneminde kiliseye çevrilerek Aya Yorgi (Agios Georgios) adını alan yapı, Osmanlı döneminde 1590 yılında Hortaç Efendi Camii’ne dönüştürülmüştür. Yanı başındaki zafer takı olan Galérius Kemeri (Kamara) ve ayakta kalan tek Osmanlı minaresiyle Rotunda, Roma, Bizans ve Osmanlı katmanlarını bir arada sunar.

​Gezimizin Selanik’teki son durağı ise kentin en yüksek noktası olan Ano Poli (Yukarı Şehir) ve tarihi surların bulunduğu Yedi Kule (Heptapyrgion). Burası, ahşap evleri ve dar sokaklarıyla Osmanlı dönemi Selanik dokusunu günümüze en iyi taşıyan ve tüm kentin panoramik manzarasına hâkim olan noktadır.

10-3

​Bu tarihi rotayı tamamlarken Selanik sokaklarında yürürken kendinizi yabancı hissetmenizin neden imkânsız olduğunu anlarsınız. Sahil kordonundaki akşam yürüyüşleri, tavernada çalan rebetiko tınıları, çipuro veya frappe eşliğinde yapılan sohbetler... Tıpkı bizim Ege kentlerimizde olduğu gibi, hayat burada da aceleye getirilmeden, "siga siga" yani yavaş yavaş yaşanır. Mutfaktaki börekler, zeytinyağlılar, cacık ve meze kültürü iki yakanın ortak hafızasının en lezzetli kanıtıdır. Çoğu yemeğin adı aynı.

Yunanistan izlenimlerini anlatmaya devam edeceğim. Youtube kanalımdan "Suyun Öteki Yakası" programımızı izlemenizi de öneriyorum.