Kültürel etkinlikler, kitaplar ve yazarlar... Bir kentin ruhunu besleyen, toplumsal hafızasını güçlendiren en önemli değerlerdir. Peki, düzenlediğimiz organizasyonlarda bu değerlere gerçekten ne kadar sahip çıkabiliyoruz? Türkiye'nin dört bir yanından kentimize gelen, yıllarını yazarlığa ve eğitime adamış emekli öğretmenlere, deneyimli kalemlere hak ettikleri ilgiyi gösterebildik mi?
Bir kitap fuarında yazarlara yalnızca stant tahsis etmek yeterli midir?
Fuar boyunca hemşehrilerimiz bu yazarlarla nitelikli bir iletişim kurabildi mi? Kitaplarına beklenen ilgiyi gösterebildi mi? Elbette kitap satışlarını yalnızca ziyaretçi ilgisiyle değerlendirmek doğru olmaz. Kitap fiyatları ve ekonomik koşullar da önemli bir etken. Ancak bütün bunların yanında, toplum olarak kitaba ve yazara gösterdiğimiz ilgi ve okuma kültürümüz üzerine de düşünmemiz gerekiyor.
Şüphesiz ki bir kitap fuarı düzenlemek ciddi bir kurumsal birikim ve organizasyon becerisi gerektirir. Yıllardır Denizli Büyükşehir Belediyesinin özverili çabalarıyla hayata geçirilen fuar, bu yıl TÜYAP iş birliğiyle gerçekleştirildi. Ancak açıkça ifade etmek gerekir ki organizasyonun genel işleyişi ve ziyaretçilere sunulan imkânlar açısından önceki yıllara kıyasla hissedilir bir farklılık göremedik.

Oysa kentimize gelen yazarları ağırlarken meseleye çok daha geniş bir vizyonla yaklaşılabilirdi. Yazarlar için özel bir Denizli tanıtım gecesi düzenlenebilir, mülki idare amirleri ve yerel yöneticilerin katıldığı tanışma ve fikir alışverişi toplantıları gerçekleştirilebilirdi. Kentimizin tarihi ve doğal güzelliklerini kapsayan geziler düzenlenebilir, Denizli'nin yerel lezzetlerinin tanıtıldığı buluşmalar organize edilebilirdi.
Bütün bunlar yalnızca konuk yazarların memnuniyetini sağlamakla kalmaz, Denizli'nin kültürel hafızalarda yer etmesine de katkıda bulunurdu. Belki de bu buluşmalardan bir roman, bir tiyatro eseri ya da bir film senaryosu doğardı.

Aslında üzerinde durmamız gereken konulardan biri de tam olarak budur. Konusu Denizli olan romanlar, tiyatro oyunları ve film senaryoları kentimiz tarafından teşvik edilmeli; kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları bu tür çalışmalara destek vermelidir. Her fırsatta kırsal turizmden, kırsal kalkınmadan, kent ekonomisinden ve tarihimizden söz ediyoruz. Ancak ayağımıza kadar gelmiş bu entelektüel birikimle bir araya gelmiyor, fikir alışverişinde bulunmuyor ve kentimizi konu alan eserlerin ortaya çıkması için yeterli çabayı göstermiyoruz.

Bir kitap fuarında en çok ilgi gören ve satılan ürün kuşkusuz kitap olmalıdır. Ancak mesele yalnızca kitap satmak da değildir. Asıl amaç; bilimi, düşünceyi, duyguyu ve sanatı toplumun bütün kesimleriyle buluşturabilmektir.
Çünkü bir kent yalnızca yolları, binaları, sanayi tesisleri ve ekonomik göstergeleriyle gelişmez. Kültürüyle, sanatıyla, okuyan insanlarıyla ve yetiştirdiği düşünce insanlarıyla büyür.
Bana kalırsa Denizli'nin bu konuda yürüyecek daha çok yolu var. Kitap fuarları yalnızca stantların kurulduğu, kitapların sergilendiği ve imzaların atıldığı organizasyonlar olarak görülmemeli. Yazarın değer gördüğü, okuyucunun düşünceyle buluştuğu, kentin kendi kültürel birikimini yeniden keşfettiği etkinliklere dönüşmeli. Yazarlara da gereken ihtimam ve konukseverlik gösterilmelidir.

Unutmayalım; bir kentin kültür düzeyi, kaç kitap fuarı düzenlediğiyle değil, kitaba, yazara ve düşünceye ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.