Hani bir şarkı var hepimizin bildiği ve neşeyle söylediği:
"Bahar geldi gül açıldı
Ruhuma neşe saçıldı,
Mavi gözlü sarışın kız
Gel gidelim adaya biz."
Bestesini ve güftesini Teoman Alpay’ın yaptığı bu nihavent şarkıyı keyifle dinleriz ve zaman zaman eşlik ederiz, söyleyen sanatçıya. Göz rengi, saç rengi önemli değildir; hayaldeki sevgiliye göre değişir onlar. Baharın müjdecisi koca bir mart ayını geride bırakıp nisana "merhaba, hoş geldin" diyoruz bugün. Her ne kadar "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" dese de eskiler; ben severim martları, martıları sevdiğim kadar. Bir kere mart ayında doğmuşum, sevmem için ilk sebep. Kızım Aslıhan da martta doğdu. Nevruz, Dünya Şiir Günü, Dünya Öykü Günü, Dünya Tiyatrolar Günü martı süsleyen ve sevdiren sebeplerdir bana göre. Doğadaki çiçek şenliği zaten tek başına bir sebeptir.
Bugün 1 Nisan; Fransızların "Poisson d'Avril" (Nisan Balığı) dedikleri Dünya Şaka Günü. Eskiden komşular birbirinin kapısını çalar; tuz, şeker, para isterlerdi sonra da "Nisan Bir!" diye bağırırlardı, karşılıklı gülüşürlerdi. Gazeteler inanılmayacak bir haberi manşete koyar, arkasından "Nisan Bir" diye yazarlardı; günümüzde azaldı. Nisan ve gerideki aylar güzellikler getirsin diyelim.
Bu yıl Dünya Şiir Günü’nü iki kez kutladım. İlki İzmir'deydi, yazmıştım önceki köşemde. İkincisi Denizli'de Şiir Otel'de ve Abalıoğlu Vakfı'nda Uluslararası Dünya Şiir Günü kutlandı. PEN Yazarlar Birliği Hidayet Karakuş'u "Yılın Şairi" seçip 'Dünya Şiir Günü Bildirisi' hazırlama onurunu verdi. Hem İzmir'de hem Denizli'de dinledik kendi ağzından bildiriyi ve şiirini. Şairler şiirlerini okudular, düşüncelerini paylaştılar, kitaplarını imzaladılar. Denizli'de sunuculuğu Aylin Müftüler yaptı. Halim Yazıcı etkinlik yöneticisiydi. İstanbul'dan, İzmir'den, Gürcistan'dan, Macaristan'dan şair konuklarımız vardı. Çok güzel bir gün geçirdik. Pamukkale Filarmoni Derneği, Denizli Büyükşehir Belediyesi, Denizli Şiir Otel başlıca destekçilerdi. Dünya Şiir Günü’nde bildirinin Denizli'de okunması da bir ilk oldu.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü için 27 Mart ve 28 Mart'ta Büyükşehir Belediyesi Kongre Kültür Merkezi Fatma Yıldız Salonu’nda Hamlet oyunu sergilendi. William Shakespeare'in oyununu uyarlayan Sinan Küçüköz, yöneten Önder Tahmaz; oynayanlar Şehir Tiyatrosu kursiyerleri. Dekor tasarım Cem Bayar, dekor uygulama Uğur Ekşi, kostüm tasarım Tuğçe Çaldıran, ışık tasarım uygulama Abidin Koçak, ses Berkay Bozbay, müzik Sıdıka Göktepe.
Oyun çok güzel hazırlanmış, oyuncular ve ekip mükemmeldi; emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Dünya Tiyatrolar Günü "Alternatif Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi"ni Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Sinan Küçüköz hazırladı ve okudu, İŞTE O BİLDİRİ:
27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ ALTERNATİF BİLDİRİMİZDİR.
Bugün 27 Mart.
Resmi takvimlerde "Dünya Tiyatro Günü" yazıyor.
Bugün biz biliyoruz ki dünya bir eşikte... Şehirlere yağan bombaların, füzelerin gölgesi ve çıldırmanın eşiği bu ve daha büyük acılara gebe gezegenimiz. Peki biz, bu yeni gösteriye ne kadar hazırız?
Tiyatro, doğduğu günden beri iktidarların en büyük huzursuzluğudur. Sahneyse, gerçeğin prova edilmeksizin insanların yüzüne vurulduğu cinsiyetsiz bir mekân.
Antik meydanlarda tragedyalar oynanırken yasalar, adalet ve yurttaşlık tartışılıyordu. Ortaçağ panayırlarında din ve insan sorgulanıyordu, hem de engizisyon cellatlarından sakınmaya çalışırken. Sanayi çağındaysa sahne, emeğin çığlığını, sömürünün gözyaşlarını taşıdı sizlere. Bugün ise tiyatro, dünyada pazarlama stratejileri arasındaki bir 'ürün'e dönüştürülmek isteniyor. Ya da ülkemizde olduğu gibi düzeni süreğenleştirmek için yararlı ve sessiz bir aygıta.
Büyük bir çıldırışın eşiğindeki dünyaya karşı durmak istiyorsak ve sanat da insanın insana "yalan söylüyorsun" deme cesaretiyse eğer; biz bu duruma razı olmadığımızı haykırıyor ve sizi de ayağa kalkmaya davet ediyoruz.
Tiyatro, işçinin alın terini, öldürülen her kadının yaşamak isteyen çığlıklarını, biraz daha özgürlükten başka bir şey istemeyen gençlerin öfkesini ya da dünyayı merak eden bir çocuğun sorularını aynı sahnede buluşturmakla yükümlü değil mi?
Tiyatro iktidarların değil halkların hafızası değil midir? Her türlü normalleştirmeye karşı bir itiraz biçimi değil mi tiyatro? Sus denildiğinde ses çıkarmak, dur denildiğinde harekete geçmek tiyatronun mayasında yok mu artık? Tiyatro, tiyatro yaşasin diye değil, gerçek yaşasın diye yapılmalı, yanılıyor muyuz? Ses çıkaranların tutuklanıp hapsedildiği, her türlü yozlaşmanın, cinayetin, yolsuzluğun ve yoksulluğun normalleştirildiği, erk sahiplerinin halkın hafızasını özenle silikleştirdiği ve soru sormaya korkan çocukların nesillerin büyük bir özenle yetiştirildiği günümüz dünyasında; Bugün 27 Mart.
Evet. Resmi takvimlerde "27 Mart Dünya Tiyatro Günü" yazıyor. Ama biz bugün sahneye çiçekler değil, sorular bırakıyoruz. Ve biz bugün alkış değil, artık hesaplaşmak istiyoruz.
Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları adına Genel Sanat Yönetmeni
SİNAN KÜÇÜKÖZ

Türk tiyatrosuna hizmet etmiş, kaybettiğimiz oyuncu, yönetmen, yazar ve set işçilerine rahmet; çalışanlara güzellikler diliyorum. Birkaç sanat, edebiyat dergisine aboneyim. Bulursam aldıklarım da var; "Sözcükler" dergisi onlardan biri. Derginin 20. yılında, 120. sayısında Nihat Ziyalan'ın bir şiiri var. Ben beğendim, umarım siz de beğenirsiniz: "Hoppala Hukuk Cukkala Guguk".
HOPPALA HUKUK CUKKALA GUGUK
halkın parasıyla
onların geçmediği
geçemediği köprüleri yapan
ikramiyesi Cennet’te ev olan bir
piyango düzenlese
hoppala hukuk cukkala guguk
geceden yatarım bilet kuyruğunun başına
ihtiyaç gidermek yok
Cennet'im garanti
hoppala hukuk cukkala guguk
kazananlar arasındayım
kapıda silahlı adamlar
ağız koklayarak kimlik yoklaması yapılıyor
karanfilliyim
gene de yoksul yakalandım
uygun görüldüm
Cennet'in gecekondu semtine
hoppala hukuk cukkala guguk
yol yok Cennet'in lüks tarafına
yüksekten de yüksek duvarlar
omuzlara basa basa havalansam da
göremiyorum ötesini
hoppala hukuk cukkala guguk
sesler geliyor duvarlarıın arkasından:
ırmak gürültüsü, deniz kokusu,
Boğaz'daki yalılar
hoppala hukuk cukkala guguk
Şiiri daha iyi anlamak için "hoppala" sözcüğünün anlamına bakalım.
Hoppala: Şaşkınlık, hayret veya "Bu da nereden çıktı?" anlamında kullanılan bir nidadır. Ayrıca küçük çocukları havaya atıp tutarken veya zıplatırken söylenen bir teşvik sözü. Bebekler için kullanılan zıpzıp benzeri asılı oyuncaklara da hoppala denir.
Cukkalaya gelince; cukkalamak, kişinin hak etmediği bir kazancı cebe indirmesinin argodaki karşılığı. Şiirde bir hareket, bir melodi yaratıyor "hoppala hukuk cukkala guguk" dizeleri.
Nihat Ziyalan, Avustralya'da yaşayan bir Adanalı’dır. Seksenli yıllara kadar sinema filmlerinde "kötü adam" rolleri almış; edebiyata şiirle başlamış, roman ve öyküleri de var. 90 yaşındaki Nihat Ziyalan'ın şiirlerini keyifle okuyorum.
Yılbaşını yeni kutlamışız gibi günler, haftalar ne çabuk geçiyor; üç ay geçti bile. Nisan da geçer. Güzel bir bahar diliyorum.
Hoşça kalın, dostça kalın, şiirsiz kalmayın; tiyatroya gidin ve umudunuzu hiç yitirmeyin.