Biz muhasebeciler, mali müşavirler mali analiz oranlarını anlatırken şu oran şöyle olmalı şu oran böyle olmalı deriz.
Mali analiz oranları şirketlerin nasıl işine yarar?
Mali analiz oranları; şirketlerin likidite, finansal yapı, faaliyet ve kârlılık performansını ölçen finansal göstergelerdir. Bu oranlar, işletmenin borç ödeme gücünü, varlık yönetimini ve kârlılığını değerlendirmek amacıyla bilanço ve gelir tablosu verilerinin birbirine bölünmesiyle hesaplanır. En önemli oranlar ise kısaca CAN dediğimiz cari oran-asit test oranı ve nakit orandır. Köşe yazımıza konu olan ise stok devir hızı ,alacak devir hızı ,aktif devir hızı gibi devir hızlarıdır.
Şirketlerde mali analiz oranlarında bu devir hızları bu kadar önemli ise, STK’larda da görev süreleri ve ya koltuk süreleri devir hızı önemli değil midir? Görev süresi uzadıkça işletme körlüğü meydana gelmez mi? Koltuk uzun süre aynı koltukta oturan kişinin şeklini almaz mı? Görev süreleri uzadıkça kurumsal risk artar mı azalır mı?
Tabi ki bu sorular çoğaltılabilir.
Öncelikle aynı koltukta yıllarca oturan kişilerin tablosunu paylaşmak isterim.

Görüldüğü üzere çeyrek asır görev yapan başkanlarımız var.
Bunun yanında hızla el değiştiren STK'lar var.

Birde dengeli devam eden STK'lar var.

Görüldüğü üzere Capital Dergisi iyi bir araştırma yaparak tabloları kamuoyu ile paylaşmış durumda.
Yaşar Holding’in bir prensibi vardır. Bir kişi aynı görevde en çok 5 yıl görev yapabilir. Bu durumun istisnası çok stratejik bir görevde ise kişi ancak bir yıl görev süresi uzayabilir. Altıncı yılın sonunda ilgili kişi ya bir üst göreve terfi eder, ya da iş akdi sonlandırılabilir. Diğer türlü görevi devam ederse kanaatimce "aynı pantolona aynı ütüyü yapmak" gibi bir durum ortaya çıkar.
Esasen koltukta kalma süresi uzadıkça artan regülasyon baskıları, ekonomik dalgalanmalar-krizler ve giderek artan fazla mesailer sıkıntı yaratmaktadır.
Bunun yanında nasıl ki stok devir hızı ne kadar hızlı olur ise işletme için iyi ise koltuk devir hızı da hızlı olur ise o kadar iyi olacaktır.
Bunun en güzel örneğini meslek yasamız olan 3568 sayılı yasa ortaya koymaktadır. Yasa maddemiz derki "Başkanlık Sınırı: Odalarda üst üste iki seçim döneminde iki defa Yönetim Kurulu başkanlığına seçilenler, aradan iki seçim dönemi geçmedikçe yönetim kuruluna seçilemezler."
Bu durumda meslek yasamız sorunu kökten çözmüştür. Hal böyle olunca ortaya şu durumlar çıkmaktadır;
*Gençlerin önü açılmaktadır.
*Rotasyon iyi çalışmaktadır.
*Liderlikten ziyade kurumsal kimlik ön plana çıkmaktadır.
*Demokratik uygulamalar ön plana çıkmaktadır.
Peki dünyada uygulamalar ve genel temayüller nasıldır?
Çoğu STK'larda iki ya da üç dönem kuralı var. Bu süre maksimum 4-6 yıl olarak sınırlandırılmış durumda. Bazı STK’larda görev süreleri 3 yıl olduğu için ideal süre en fazla 9 yıl olarak sınırlandırılmış durumda.
Kanaatimce STK'larda mutlak suretle görev süresi sınırı getirilmelidir. Bu süre en fazla iki dönem olmalı ve toplam 6 yılı geçmemelidir.
Yasa maddesine geçmediği sürece görev süresi uzayan kişi ve kurumların verimlilikleri düşer, şeffaflık tam olarak uygulanamayabilir, gençlerin önü açılmaz, sistem kişiye bağlı devam eder.
Tüm bu sebeplerle koltuk devir hızında da muteber oran 4-6 yıldır.
Kaynak: Capital Dergisi 2026 Nisan sayısı tablolar sayın Özlem Aydın Ayvacı çalışmasıdır.
Saygı ile kalınız.