YıIlar önce Erzurum Havaalanı'nda bir uçak kalkışa hazırlanıyor. Hostes uçuş kurallarını anlatmak için konuşmaya başlıyor. En önemlisi ise emniyet kemerlerinin takılması. Nasıl takılacağını anlatıyor ama hiç kimse oralı olmuyor. Bir kez daha anlatıyor, yine bir hareket yok. Uçuş kabinine gidip kaptana anlatıyor durumu.
Kaptan: "Hele Dadaşlar emniyet kemerini bağlayın bakalım" deyince emniyet kemerleri bağlanıyor.
Kaptan hostese dönüp: "Buralılar kadın sözü dinlemez" diyor. Artık kadınların sözü dinleniyor. Atatütürk ve Cumhuriyet sayesinde nerelerden nerelere geldik.
Geçtiğimiz günlerde Penguen Kitabevi'nde bir imza günü vardı. Gülizar Biçer Karaca ve Çiğdem Toker kitaplarını imzaladılar, söyleşi yaptılar. Söyleşinin yönlendiriciliğini Elif Akkaya yaptı.
Gülizar Biçer Karaca, pamuk tarlasından adliye koridorlarına ulaşan bir avukat. Yolculuğu Meclis'e uzanıyor ve milletvekili oluyor. Sonrasında, Hayvan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oluyor. Ülkeyi karış karış gezip, insanları dinliyor, dertlerine deva olmaya çalışıyor. En sonunda da Meclis Başkan Vekili oluyor. Bu basamakları kendi çabasıyla, hiçbir destek almadan yapıyor. ADD Başkanlığı süresindeki cesareti ve mücadeleciliği anılmaya ve takdire değerdir.
Denizli'den iki Türkiye Milletvekili çıktığını düşünüyorum. Birincisi İlhan Cihaner, ikincisi Gülizar Biçer Karaca. Bu arada ülkemize katkı koyan, saygın milletvekillerimizi de anmış olalım.
29 Ekim günü Penguen Kitabevi'ne gittim.Oraya Gülizar Hanım geldi. Kitabı yeni çıkmış, Kitabevi Müdürü Necla Gövsu, Sevgili Mehmet Çınar ile güzel bir sohbet ettik. "FAİLİ MALUM REJİM" adlı kitabını bana o gün imzaladı. İmza gününe gittiğimde kendimi çok şanslı saydım. Çünkü kitabı okuyarak gidenlerden biriydim. Kitabı altını çizerek keyifle okudum. Ancak kitapta anlatılanlar hoş değildi. Ülkede rejim değiştirmeye yönelik faaliyetler anlatılıyordu.
Gülizar Biçer Karaca, adalet, cesaret, umut adına mücadelesini nasıl yaptığını anlatıyor. Cumhuriyetin, laikliğin, eğitimin öneminin altını çiziyordu.
İşte altını çizdiğim bir bölüm: "Tek adamlar normların, kurumların sınırlamalarından kurtulmayı başarmış ve böylece devlet politikalarını kendi saçma arzularına tabi kılabilmiş insanlardır. (Hemen hemen hepsi erkektir.) Bunlar devlete, babasının malıymış muamelesi yapan adamlardır."
Xavier Markuez bu cümleleri Demokrasi Dışı Siyaset adlı çalışmasının "Tek Adam İktidarı" bölümünde söyler ve devamında şu tespitlerde bulunur:
Bu iktidar sahibine, sınırlandırıyormuş görünen anayasalar veya hukuki normlar, hangi ölçüde var olursa olsun kurallar ya apaçık ihlal edilir ya da tek adamın amaçları doğrultusunda değiştirilebilir."
"Ünsal Yavuz Hoca'ya göre cumhuriyetin üzerinde yükseldiği en önemli sütun laikliktir. Birçok İslami Cumhuriyet var etrafımızda. Oralarda demokratik hak ve özgürlüklerin varlığından söz edebilir miyiz? Edemeyiz. Çünkü bu ülkeler laik değil, demokratik hak ve özgürlükler, laikliğin olduğu topraklarda yetişir, kök salar, güçlenir, büyür diyen Yavuz, Cumhuriyet'in ayakta kalabilmesi için laiklik sütununa sarılmamız gerektiğini vurgular."

Çiğdem Toker Denizlili öğretmen anne babanın kızı. Denizli Lisesi'ni ve ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliği seçti. Çok önemli yazıları, araştırmaları var ve çok ödüllü bir gazeteci. Babası Erdoğan Toker çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir Türkçe öğretmeniydi ve dostumdu. Annesi Methiye Toker, Türk Kadınlar Birliği Denizli Şubesi'ni kurmuş ve uzun süre başkanlık yapmıştı.
Çiğdem Toker NOW Tv'de 'Orta Sayfa' programında konuşmacı.
Çiğdem Toker kitaplarıyla devletin ve milletin nasıl soyulduğunu gözler önüne seriyor. En son kitapları: Yap İşlet Devret Projelerine Devletin Cebinden Simbiyoz, Şehir Hastaneleri Milletin Cebinden Kamu Özel İşbirliği, Kamu İhalelerinde Olağan İşler.
Çiğdem Toker tüm baskılara ve tehditlere karşın yazmaya ve konuşmaya devam ediyor. Onu dinledikçe ülkenin kaynaklarının nasıl soyulduğunu dehşetle öğrendik. Şehrimizde tam da şehir hastanesi tartışması varken, Çiğdem Toker'in şehir hastanelerini anlattığı kitabı, gündeme damgasını vurdu.
Bu kitapları herkes okumalı ve bundan böyle ona göre davranmalı.
Söyleşide, kadınların çoğunlukta olduğu bir kalabalık vardı.
Gülizar Hanım'ın ve Çiğdem Hanım'ın kitapları yazma cesareti kadar bu kitapları basma cesareti gösteren Elif Akkaya'dan da söz etmek isterim.
Tekin Yayınevi sahibi ve genel yayın yönetmeni. Oturumu çok iyi yönetti. Konuklarla bir bir ilgilendi. Üç kadın, diye başladım ama dördüncü bir kadın daha vardı Penguen'de. O da Penguen Kitabevi Müdürü Necla Gövsu. Gelen konuklarla bir bir ilgilendi. O, Mehmet Çınar ve tüm ekibin ne kadar yorulduklarını tahmin edebiliyorum. Tatlı bir yorgunluk tabi.

Bu imza günü gelecekle ilgili umutlarımı artırdı. Gerek konuşmacılar gerekse konuklar çok çok iyiydi. Bu tür toplantılarda iyi bir dinleyici olmak da kayda değer bir güzelliktir. Bu konuda söyleşiye katılan tüm dinleyicileri kutlamak isterim.
Gülizar Hanım'ı Çiğdem Hanım'ı ve Elif Hanımı da yürekten kutluyorum, başarılarının devamını diliyorum. Bir vatandaş olarak ve Denizlili olarak, onlarla gurur duyduğumu da söylemek isterim. Gülizar Hanım'ın ve Çiğdem Hanım'ın kitaplarını okuyun lütfen.
İzmir'de doksana merdiven dayamış bir beyefendi ile tanıştım. Aydın Yenipazar doğumlu. İzmir'de yaşamış. Çocukluğundan beri şiirin peşinde ama bugüne dek kitap bastırmamış Ural Üre. Arkadaşımız Fahrettin Koyuncu'nun ısrarı ve editörlüğü ile kitabı çıktı. Kitabı bana imzaladı. Şiirleri çok güzel. Ural Üre şiire bakışını şu cümlelerle dile getiriyor:

Güzel şiir, okuyanı şiir yazmaya kışkırtmalıdır.
Şiir, düşüncenin güzel sanatını anlama sanatıdır. Şiir yokuş çıkar gibi olmamalı, yokuş iner gibi olmalıdır. Okuyanı yormamalıdır.
İlk dize okuyanı tutup şiirin içine çekmelidir.
"Siyah Buz Sevda" adlı kitaptan bir şiir paylaşmak isterim;
KELEBEK MAVİSİ
Alevle yıkanan kadınlar
Yorgun, çaresiz, tutkusuz
Umutları siyahla örülü
Yalnızlikları karanlıkta yıkanır
Ne zaman yıldız kaysa gökyüzünden
Gözleri kıvılcım
Gözlerinde çocuklar
Zaman bıçakla kesilmiş hıçlurık
Sessizlik düğümlenir bakışlarında
Gecelerde küflenir düşünceleri
Güneşlerinde mor mor lekeler
Bir kilim dokusudur hayatları
Sonrası
Kelebek mavisidir ölümleri.
Hoşçakalın, dostça kalın.
Umudunuzu yitirmeyin.Ülkemizde yaşananlara duyarsız kalmayın.