"Madalyonun iki yüzü vardır" deriz ya…

Bu söz, insanı ve hayatı anlamanın en güzel anahtarlarından biridir.

Çoğu zaman olayları yalnızca bize görünen yönüyle değerlendiririz.

İnsanlar hakkında karar verirken de öyle…

Bazen bir sözü ya da bir davranışıyla, onun hakkında hemen bir hüküm vermeye çalışırız. Oysa doğrular, gözümüzden kaçan, bizim bilmediğimiz tarafta olabilir.

Geçtiğimiz günlerde şahit olduğum bir olayla bunu bir kez daha hatırladım.

Yol üzerindeki taze ürünleriyle tanınan, bazen uğradığım manav tezgâhının önünde durdum.

Vardığımda, tezgâhın önünde müşteri ile satıcı arasında kısa ama dikkat çekici bir tartışma yaşanıyordu.

Müşteri, kolilenmiş yumurtaların arasından tek tek yumurta seçmeye başlayınca satıcı hemen müdahale etti.

"Lütfen yumurta seçmeyin. Alacaksanız kolisiyle alın." dedi.

Müşteri şaşkınlıkla,

"Niçin?" diye sordu.

Satıcının cevabı kısa, net ve biraz da sertti:

"Biz böyle satıyoruz."

Bir anda ortamın havası değişti.

Müşteri bu tavra itiraz etmiş olacak ki satıcı bu kez,

"O zaman almayın, beyefendi." dedi.

Müşteri de alışverişini tamamlamadan:

"Peki, o zaman öyle yapalım." diyerek oradan kızgın bir şekilde ayrıldı.

Bu konuşmadan ben de orada bulunan diğer müşteriler de rahatsız olmuştuk.

Satıcıya, "Tavrınız biraz sert olmadı mı? İnsanların bu tavrınıza kırılabileceğini düşünmüyor musunuz?" diye sordum.

Satıcı bu kez sakin bir sesle şunları söyledi:

"Bu müşterimiz daha önce de böyle yaptı. Yumurtaları tek tek elden geçiriyor. O sırada sağlam yumurtalar bile zarar görebiliyor. Bunu daha önce de hatırlattım.

Bu yüzden bir gözüm sürekli yumurtalarda…

İster istemez tedirgin oluyorum. Ama kimseyi kırmak gibi bir düşüncem yok; sadece işimi ve emeğimi korumaya çalışıyorum."

İlk anda kaba bulduğum bu tavrın ardında haklı bir gerekçe bulunduğunu öğrenince, düşüncem de değişti.

Bir kez daha anladım ki olayın tamamını bilmeden insanlar hakkında hüküm vermek doğru değil.

Düşünün…

Komşumuz selam vermeden yanımızdan geçse güceniriz. Samimi bir arkadaşımız ilgisiz davransa bunu vefasızlık diye yorumlarız. Oysa çoğu zaman hüküm verdiğimiz şey, gerçeğin yalnızca bize görünen yüzüdür.

Belki o gün canını sıkan bir olay yaşamıştır.

Belki uykusuz bir gecenin sabahındadır.

Belki de mizacı gerçekten böyledir.

Çünkü her insanın mizacı, huyu farklıdır; aynı olay karşısında bile herkes aynı tepkiyi vermez. Bu yüzden insanı tanımadan, onun o anki halini bilmeden verdiğimiz hükümler, hem ona hem de kendimize haksızlık değil midir?

Çoğu zaman karar verirken ilk gördüğümüz haliyle yetiniriz. Oysa gördüğümüz, olayın ya da insanın yalnızca bir yüzüdür. Yani "Madalyonun ikinci yüzü"nü görmeden verdiğimiz kararlar bizi yanıltabilir.

O gün yaşadığım bu olay, yıllar önce kaleme aldığım bir şiiri hatırlattı bana; bugün dönüp baktığımda, aynı duyguları anlattığını gördüm.

Sağlık ve esenlik dileklerimle…

İyi haftalar.

BAKTIM SADECE

Yalancı dünyada zevk ü sefayı

Yaşadığım sanma, tattım sadece!

El âlem gün sürdü, sattı cefayı

Bir köşede durup, baktım sadece!

Kaynar kazanlarda yananlar gördüm

Hayatı ucuza satanlar gördüm

Bedelsiz saltanat süren de gördüm

Teraziye koyup, tarttım sadece!

Kimi uzun, kimi kısa yaşadı

Kimisi bıraktı, kimi taşıdı

Ocağa sürdüğüm odun yaş idi

Kuru ile katıp, yaktım sadece!

Söz olsa da demem eğri olanı

Kim rağbet eylesin yalan dolanı

Gönülden düşürmem hep dost kalanı

Vefasına hayran oldum sadece!

Gönlüme işledim güzeli, hası

İçime işledi varsa tasası

Kim kiminle açık, bilmem arası

Çilesine ortak oldum sadece!

Dönüyor değirmen kurulmuş düzen

Düşün, bir balıksın deryada yüzen

Bazen ağlarım ya! Bazen de gülen

Divane gibiyim, taktım sadece!

(Pınarcık Çeşmesi, 2024, s.24)