(Dünden devam)

Mehmet Kaplan, Şiir Tahlilleri-II adlı eserinde, Gençosmanoğlu'nun Malazgirt Destanı’nda geçen “ırk” kelimesinin Nihal Atsız’ın etkisiyle Turancı bir anlayışla kullanıldığını belirtir. Bu çerçevede Türk tarihinin aksiyon merkezli bir yaklaşımla ele alınmasını problemli bulur ve Genç-osmanoğlu’nun Türk milliyetçiliği tarihine yeterince hâkim olmadığını ifade eder. Millîlik kavramının ırk söyleminden ayrı tutulması gerektiği konusunda Kaplan Hoca haklıdır. Ancak Kaplan'nın bu eleştirisine karşılık, Gençosman-oğlu’nun bir destan şairi olduğunu ve destanların derin bir millî kültür ve tarih şuuru olmadan kaleme alınmasının güç olduğunu söylemek gerekir. Mehmet Kaplan'ın Gençosmanoğlu'nu ağır bir dille eleştirmesine karşılık, "ırk" söyleminden dolayı M. Akif'e bir şey söylememiş olmamasını bir çelişki olarak gördüğümü ve rahmetli Kaplan'ın ilmî derinliğine sonsuz saygı duyduğumu belirtmek isterim.

Gençosmanoğlu'nun destanî şiiri günümüz okuruna tek sesli (monofonik) gelebilir. Çünkü onun şiirinde ironi yoktur; çok anlamlılık ise oldukça sınırlıdır. Ancak bu tavır şairin şuurlu bir tercihidir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda,

Gençosmanoğlu'nun sadece şiiriyle öne çıkan bir edip değil; poetikasını ortaya koymuş bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Kısacası, Gençosman-oğlu’nun şiiri bozkırdan gelen bir rüzgâr gibidir: serttir, belki de soğuktur; ama yüzünü hep tarihe döndüren, Türk milletinin dinini, inancını, örfünü, töresini anlatan koçaklama edalı, yiğit söylemli bir destan şiirdir. İslam öncesi ve İslam sonrası karakterleri şiirlerinde canlandırmıştır: Dede Korkut, Salur Kazan, Boğaç Han, Kürşad, Hoca Ahmet Yesevî, Alparslan, Yunus Emre, Nene Hatun, Nihal Atsız, Süleyman Özmen, Dursun Önkuzu, Gün Sazak, Dündar Taşer, Aşık Veysel bu karakterlerden birkaçıdır.

Gençosmanoğlu’nun şiirleri Ozan Arif, Mustafa Yıldızdoğan, Ahmet Şafak, Erdem Özdemir, Esat Kabaklı ve Arslanbek Sultanbekov gibi milliyetçi-epik çizgide müzik yapan sanatçılar tarafından bestelenmiş ve seslendirilmiştir.

Gençosmanoğlu’nun "Destanlarda Uyanmak" şiirinde, Hoca Ahmet Yesevî’nin ağzından söylediği öğütlerle bitirelim:

Gâzi Alperenler işe koyulun,

Gayri söze vakit az verilmeli.

Bedevî atlara rüzgârca soluk,

Ve Yıldırımlarca hız verilmeli.

Barak Baba, Sarı Saltuk orada,

Hacı Bektaş Veli, Tapduk orada,

Bir mübârek vatan yaptık orada.

Ki, bir can dilerse yüz verilmeli.

Töre, nizam, yol ve yordam her kula,

Usûl, erkân, edep, erdem her kula,

Yirmi dört saatte her dem, her kula,

Allahın buyruğu uz verilmeli.

İnatla gitmeyin soy sop faslına,

Kurtsa kurt, itse it, döner aslına,

Rûm ülkelerinde, Oğuz nesline,

Peygamber kavlince öz verilmeli.

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir,

Temele taş bulmak gecikebilir,

Devlete baş bulmak gecikebilir,

Adalet gecikmez, tez verilmeli.

İçinde olanlar bir nebze iman.

Göğsümü mazluma eder sütliman.

Halkı ayırmadan kâfir, Müslüman,

Açsa aş, açıksa bez verilmeli.

Bu kılıçlar iller fethi içindir,

Bu kitaplar diller fethi içindir,

Türküler, gönüller fethi içindir,

Dinleyen kimseye haz verilmeli.

Kartal yuvasıdır, Söğüt'te burçlar,

Devletin zırhıdır sınırda uçlar,

Gâzi Osmanlara zağlı kılıçlar,

Yunus Emrelere söz verilmeli.

Saygı ve rahmet dileklerimle.

KAYNAKÇA: * Gençosmanoğlu, Niyazi Yıldırım (1976). Bozkurtların Destanı, Ötüken Yayınevi, İstanbul. * Gençosmanoğlu, Niyazi Yıldırım (1973). Malazgirt Destanı, Ötüken Yayınevi, İstanbul. * Kaplan, Mehmet (1988). Şiir Tahlilleri 2: Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, 4. Baskı, Dergâh Yayınları, İstanbul. * Kabaklı, Ahmet (1991). Türk Edebiyatı -20. Yüzyıl Türk Edebiyatı Tarihi- C. 4, Türk Edebiyatı Yayınları, İstanbul.