Güzel günler yaşıyoruz.
Onca kuraklık yakınmasının ardından toprağın hasretle beklediği yağmurlar nihayet geldi. Üstelik başka ülkelerde olduğu gibi sel, hortum, tayfun gibi yıkıcı afetler de yaşamadık. Çok şükür. İlçeme yalnızca yağmur değil, ara sıra kar da yağıyor. Az şey mi bunlar?

Barajlarımız doluyor. Geçen hafta Yapraklı Barajı’ndaki su seviyesinin, geçen yılın mayıs ayı düzeyine ulaştığı söyleniyordu. Bundan daha güzel haber mi olur? Yüce Yaradan’a bin şükür.

Güzel günlere devam…

Dün Sevgililer Günü’ydü. Yüz binlerce insan sevdiğine çiçek aldı. Elbette bu güne “gavur icadı” diye karşı çıkanlar da var. Olsun, konuşsunlar. Günlük hayatta kullandığımız eşyaların büyük kısmı da onların deyimiyle “gavur icadı”. Ama kimse çıkıp da bunları kullanmayalım demiyor.

“Tüketim artıyor, gereksiz çiçek masrafı” diyenlere de bir çift sözüm var: Hep savaş haberleri izlemekten bıkmadınız mı? İnsanların birbirine bir dal çiçek vermesinden ne zarar gelir?

Benim meseleye biraz da üretici tarafından bakma hakkım var. Üç yıl serada kesme gül yetiştirdim. İki yıl önce bıraktım; para kazanamadım. Sebepleri çok ama en belirgin olanları şunlardı: Talebin arttığı dönemlerde Kenya’dan yapılan gül ithalatı, yaz sezonu üreticisi olmam nedeniyle hastalıklarla mücadelede yeterli başarıyı sağlayamamam ve satışların zirve yaptığı günlerin — Sevgililer Günü, Öğretmenler Günü, Yılbaşı, 8 Mart Kadınlar Günü, Anneler Günü — üretim sezonuma denk gelmemesi. Kısacası yaz dönemi üreticisiydim; piyasanın takvimi başka işliyordu.

Yine de tüm sevenlerin Sevgililer Günü kutlu olsun.

Güzel haber insanı rahatlatıyor. Devam edelim…

Suriye yönetiminin, YPG ile Türkiye’nin talep ettiği çerçevede bir entegrasyon sürecine girdiği açıklandı. Eğer terör belası bölgeden adım adım temizlenirse, bu gerçekten önemli bir gelişme olur.

Bir başka güzel haber daha…

Uyuşturucuyla mücadele de hız kesmeden sürüyor. Son bir yılda 43.500 kişinin tutuklandığı, 374.948 kişi hakkında işlem yapıldığı ifade ediliyor. Yani mesele yalnızca “gösteriş olsun” diye birkaç ünlüye dönük operasyondan ibaret değil. Hiç kimsenin hatırına, torpiline, kimin adamı olduğuna bakmadan gereğini yaptıkları için, önceki bakan Ali Yerlikaya ve dönemin İstanbul Başsavcısı ve yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’e vatandaş olarak teşekkür ediyorum.

Bir de şu var: Sanırım adalet bakanlığına ilk defa-ara dönemler hariç- siyaset dışı ve meslekten biri getirildi.

Yeni dönemde işin mutfağından gelen bir kadronun sorumluluğu devralması umut veriyor.

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi için de “dolu bir entelektüel” deniyor: Hafız, Mülkiyeli, ilahiyat ve işletme eğitimi almış, yüksek lisans yapmış. Özgeçmişine bakınca, bir insan ömrüne sığmayacak kadar yoğun bir birikim görülüyor.

Biraz da şeytanın avukatlığını yapalım: 1970’li yıllarda bir içişleri bakanının Aynur Aydan ile yaşadığı ilişki nedeniyle görevini bırakmak zorunda kaldığı günleri de gördük. Elli yılda “hovarda bakandan hafız bakana” gelinen bir tablo var. Zaman değişiyor, siyaset de değişiyor.

Ee ne demeli?

Değişmeyen tek şey değişim…

Bu haftalık bu kadar.

Hoşça kalın.