2025’i geride bırakıp 2026’yı yaşamaya başladığımız bugünlerde, bir terazinin kefelerine iyi kilerimizi ve keşkelerimizi koyalım. Kendimizi değerlendirelim. İyikilerimiz mi çok, keşkelerimiz mi? Buna göre kendimize not verelim. Ülke için ne yapmışız, insanlar için ne yapmışız? Tam bir asalak mı olmuşuz yoksa? 2026’da neler yapacağımıza, neler yapmayacağımıza karar verelim.

1-92

2026’nın ilk günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Mustafa Gazalcı’nın “Mustafa Necati’yi Düşünürken” adlı yazısına rastladım. Alıntı yapmak isterim:

“Mustafa Necati Milli Eğitim Bakanı'dır. 1928’in son günü, herkes evinde, dışarıda yeni yılın kutlaması için hazırlanırken, Mustafa Necati bakanlıktadır. Birden rahatsızlanır, hastaneye kaldırılır. Apandisit, bağırsaklarında iltihaplı bir apse yapmıştır. Ameliyat edilir. Ne yazık ki geç kalındığı için kurtarılamaz. Atatürk’ün kaybını duyunca gözyaşı döktüğü, ‘Ne evlattı O.’ dediği Mustafa Necati, tasarladıklarını, düşlerini gerçekleştiremeden 35 yaşında yaşamdan ayrıldı.”

“Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, 1926’da karma eğitimi getirir. Yaşama dönük bir ilköğretim programı hazırlatır. 1926’da Kayseri Zincirdere’de, 1927’de Denizli’de köy öğretmen okullarını, 1926’da Gazi Öğretmen Okulu'nu açar.”

Mustafa Necati’yi rahmet ve saygıyla anıyorum.

1956 yılından itibaren evimize Hayat Mecmuası girerdi. Bu haftalık mecmua bana çok şeyler kazandırdı. İlk öyküleri orada okudum, yabancı sanatçıları orada gördüm, dünyanın bütün ülkelerini orada gezdim o yıllarda. Sevdiğim sanatçılardan biri de Brigitte Bardot’du. Roger Vadim’in çektiği 'Ve Tanrı Kadını Yarattı' filmi ile tüm dünya tanıdı onu.

Femme fatale, Fransızca; cazibesiyle sevgililerini tuzağa düşüren ve genellikle onları tehlikeye atan, ölümcül tuzaklara sürükleyen, gizemli, güzel ve baştan çıkarıcı bir kadın tiplemesidir.

5-19

Brigitte Bardot, 28 Aralık 2025’te aramızdan ayrıldı. Herkesin sevgilisi olan bu kadın, şöhretten sıkıldı ve film yapmaktan vazgeçti. Yaşamını hayvanlara adadı. Servetinin büyük bir bölümüyle bir hayvanseverler vakfı kurdu, vejetaryen oldu. Bu, insanlığın en yüksek kademesidir bana göre. Özel yaşamında yaptıkları sadece onu ilgilendirir. Fransa denince, Fransız sineması denilince ilk akla gelenlerdendir. Fransa’nın dünyadaki markasıdır adeta. Saygı ve rahmetle analım kendisini.

Sanat ve Edebiyat: Umuda Açılan Kapı

Oksijen gazetesinin 2 Ocak 2026 tarihli sayısında Selçuk Şirin, “2026 İçin Bir Umut Reçetesi” başlığıyla bir yazı yazmış:

“Bugün yaşadığımız belirsizlikler gerçek, kaygılarımız da sahici. Ama insanlık tarihinin bize öğrettiği bir hakikat var: Zor zamanların içinden geçmenin tek yolu, umudu bilinçli bir seçim olarak korumaktır.”

“Tarihsel bakış açısı ufkumuzu ne kadar genişletiyorsa, sanat ve edebiyat da geleceğe bakışımızı o kadar berraklaştırıyor. O nedenle benim size tavsiyem; okuyabiliyorsanız kitap okuyun, okuyamıyorsanız podcastler (canlı yayınlar) dinleyerek dünyayı anlamak için tarihsel bakış açısı kazanmaya bakın. Bu tek başına yetersiz kalacaktır elbette. Tarihsel bakışın yanına mutlaka edebiyatın ve sanatın insana umut veren yaklaşımını ekleyin. İyi bir roman, güzel bir şiir, içinde kaybolacağınız bir mini seri ya da film… Bütün bunları mümkün kılmak için tek yapmanız gereken, sosyal medyaya ayırdığınız zamanı 2026’da %20 oranında azaltmak…”

3-36

4 Ocak Pazar günü değerli arkadaşım Şerif Kutludağ ile Karşıyaka Sevgi Şairleri Topluluğu'nun ortamına karıştım. Orada çok güzel insanlarla tanıştım. Dönem Sözcüsü Şerif Kutludağ, bugünlerde yitirdiğimiz değerlerden ve doğanlardan söz etti. Bunlar arasında Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan da söz etti. Onun şiirlerini okuyacağımızı söyledi.

Aramızda bulunan bestekâr Yusuf Nalkesen’in oğlu Süleyman Nalkesen de vardı. Süleyman Nalkesen, babasının 1 Ocak’ta öldüğünü söyledi. 'O Ağacın Altı' şarkısıyla ilgili olarak, babasının Ziya Taşkent’le olan bir anısını anlattı. 'O Ağacın Altı' şarkısına TRT Denetleme Kurulunun ne bahane bulup yasaklamaya çalışacağını, çok zorlanacaklarını anlattı.

Hazırlıklı gelen arkadaşlar şiirlerini okudular. Bu arada Gülizar Atan, Belkıs Hakan, Naim Yurtkulu’na teşekkür belgeleri verildi. Koro Şefi, bestekâr, ses sanatçısı Mustafa Dalcan güzel şarkılar söyledi. Şair, şarkı sözü yazarı Belkıs Hakan, Ballı 1 ve Ballı 2 adını verdiği kitaplarından birinden şiir okudu. Sedat Öztek, 'İnsafsız' adlı şiiri çok güzel okudu.

Tanıştığım arkadaşlardan biri de Ali Aksakal Bey’di. Emekli kütüphaneci. İzmir sanatçıları özgeçmiş arşivi hazırlamış. İzmir’de yaşayan 3031 edebiyatçı için arşiv oluşturmuş; bunlardan 1235’i şair.

Benim payıma Arif Nihat Asya’nın 'Allah’a Dua' dörtlüğünü okumak düştü. Bu topluluğun adı Karşıyaka Sevgi Şairleri Topluluğu; “Şiir Tapınağı” olmalı, dedim. Denizli’deki Şiir Otel’den ve öyküsünden söz ettim.

Beni çok iyi ağırladılar. Başta Şerif Kutludağ olmak üzere tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum, güzel bir yıl diliyorum.

1 Ocak 2026 akşamı kızımız Asu’nun evinde akşam yemeğindeyken, kedimiz Thor birdenbire koşmaya başladı, sonra olduğu yere yığılıp kaldı. Telaşla koşuşturduk. Kalp masajı yaptık, hemen bir veterinere götürdüler. Kötü haber telefonda geldi bize. Hepimiz adeta şoka girdik. Thor’u Güzelbahçe’deki kuzenlerinin bahçesinde toprağa verdiler.

2-56

Bu ara en büyük yıkımı sevgili Aren yaşadı. Thor’un ev arkadaşları Arven ve İsis hâlâ onu evde arıyorlar. Hayvan sevmenin güzel yanları çok olmasına rağmen, böyle ölümler de insanı çok üzüyor.

Yeni yıl yenilikler getirsin, güzellikler getirsin istiyoruz hepimiz.

Hoşça kalın, dostça kalın, umutsuz kalmayın.