İran ABD Savaşı inişli çıkışlı devam ederken, okurlarıma doğru açıdan bakabilmeleri için farklı pencereler açmaya çalışıyorum.

Savaşı başlatırken Trump'ın amacı, İran Rejimi'ni devirip yerine ABD/İsrail için sorun teşkil etmeyecek bir İran Yönetimi inşa etmekti.

Aslında bu hedef, 1979’da Molla Rejimi'nin ihtilal yaparak başa gelmesiyle konuldu yani ABD Müesses Nizamı, 46 yıldır bunu istiyordu.

İran'ı kara harekatı yaparak baştan sona ele geçirmek, iki milyon askerle çıkarma yapmayı gerektirir ki bu imkansızdır. Nitekim Amerikan Ordusu böyle bir hazırlık yapmamıştır.

İngilizler İkinci Dünya Savaşı'nda anlaşmalarda elde ettiği kazanımlarını korumak amacıyla Güney İran'ı işgal ettiğinde, İran halkı ve yönetimi tarafından direnişle karşılaşmamıştı.

İngiltere'nin bu hamlesine SSCB, Kuzey İran'ı işgal ederek karşılık vermişti.

Yani kara harekatıyla İran'ı teslim almak bu gün için imkansızdır.

Bombardımanla yıpratıp rejimi devirmenin de tersine halkı Molla Rejimi'nin yanına daha çok ittiği daha geçen yılki 12 Gün Savaş'ında görüldü.

Bu kademeli savaşın nerede duracağı konusunda baştan da yazdığım gibi adım adım ilerleyip her aşamada alternatif planı devreye sokarak İran Rejimi'ni devirmeyi ya da Venezuela'da olduğu gibi kendilerine faydalı hale getirmeyi planlıyorlar.

Bu gün gelinen noktada Hürmüz Boğazı’nın kontrolü çekişmesi devam ediyor.

ABD/İsrail Hürmüz'ün kontrolünü almayı başarırsa İran'ı ciddi anlamda darboğaza sokmuş olacak.

Hürmüz'deki durum Uluslararası Petrol Krizi'ne dönebilir.

Trump/Netanyahu ikilisi kriz baskısına direnebilir ve alternatif çözümler üretirse İran Yönetimi'ni başka bir darboğazın içine atmış olacaktır.

İran'ı ele geçirmenin tek yolu da halkının yönetimden umudunu kesmesiyle olacaktır.

Bu ihtimallerin hangi zaman aşamasında gerçekleşeceği bilinmez.

Bu nedenle süreçten ziyade sonuçları konusunda bir pencere açmak istedim:

Yirminci yüzyılın başından bu güne kadar İran'da üç büyük kırılma oldu.

Petrolün dünya sahnesine çıkışında yaşanan paylaşımlar sırasında 1912 yılında İran'da karmaşalar yaşandı ve İngiliz Petrol Şirketleri'nin imtiyaz almasıyla sonuçlandı.

Kırk yıl boyunca İngilizler mevcut İran yönetimini bir şekilde muhafaza ettiler.

Bahsekonu dönemde İngilizler'le her cephede savaşmış olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Türkiye Cumhuriyeti'ni yönettiler.

1950'li yıllarda Menderes-Bayar yönetimi de İngilizler'le mesafeli ABD'ye yakın durdular.

1953'te CIA darbesiyle İran Başbakanı Musaddık devrildi ve bir kaç yıl içinde ABD şirketleri İran Petrolü'nü kullanmaya başladılar.

Aynı yıllarda ne mi oldu?

Irak'ta ABD yanlısı Kral devrilip idam edildi, Türkiye'de 60 Darbesi oldu.

Söz konusu darbeyi yapan subayların tamamı İngiltere'de eğitim almışlardı.

Gelelim üçüncü büyük kırılmaya: 1979'da İran'da ABD yanlısı Şah devrildi ve yerine BBC Radyosuyla Fransa'dan vaazlar vererek halkı kazanan Humeyni iktidara geldi.

Bundan bir yıl önce Pakistan'da Butto. Ziya ül Hak'ın askeri darbesiyle devrilmiş ardından idam edilmişti.

Türkiye'de ise Ziya-ül Hak'ın can ciğer arkadaşı olacak Kenan Evren darbeyle iktidara geldi.

Anlaşılacağı gibi İran'da bir kırılma yaşandığında çevresinde de kırılmalar yaşanıyor. İran'da olanı biteni ciddiye almalıyız.