Suriye'de Hükümet Güçleri'nin 6 Ocak'ta SDG'ye yönelik başlattığı operasyon en kritik aşamaya geldiğinde yani Haseke sınırına geldiğinde ayrıntılı bir yazı sunmuştum.

Özetle; Arap aşiretlerin yönünü merkezi hükümete döndüğünü, SDG maskesi altında duran PYD/PKK'nın Kamışlı, El Cezire, Kobani ve Afrin dışındaki şehirlerde tutunamayacağını, söz konusu bölgeler için asayiş birimi adı altında varlığını sürdüreceklerini belirtmiştim.

Nitekim Haseke'de Hükümet Güçleri durdu ve sıcak temaslar başladığında iki taraf da anlaşma masasına yeniden oturdular.

Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde yaşanacak gerçek çatışmalar, her ne kadar HTŞ tabanlı Hükümet Güçleri'nin başarılı olmasına engel görülmese de bölgede sivillerin katliama uğradığı imajını engellemeleri zordu.

PYD/PKK'nın çok etkili bir propaganda altyapısı ve buna inanmaya hazır bir kitlesi bulunmaktadır.

Ne kadar dikkatli olursa olsunlar eski görüntüler ya da mizansen videolar sunuma hazır beklemektedir.

Böyle bir ihtimal, bölgedeki güvenlik için güneydeki Dürzi bölgesindekine benzer başka formüllerin gündeme gelmesine sebep olabilirdi.

Nitekim masadan bir anlaşma metni çıktı ve yine herkes istediği gibi anladı.

Bizim açımızdan önemli olanı; SDG yani PYD unsurları üç tugay şeklinde merkezi orduya bağlanacaktı.

Burada kelime oyunlarıyla bireysel katılımdan bahsedilse de PKK ya da Barzani'ye bağlı yayın organlarında SDG unsurlarının kolordu seviyesinde korunacağı anlaşılıyor.

Diğer taraftan Kobani ve Kamışlı'daki asayiş birimlerinin de SDG unsurlarından oluşturulması bizim için son derece tehdit içeren bir durumdur.

Ana akım medyada güvenlik ve istihbarat uzmanı olarak boy gösteren üniversite hocaları halen "Bütün gelişmelerin Türkiye'nin istediği gibi ilerlediğini" söyleme kolaycılığına gidiyorlar.

Halbuki terörün geldiği aşamalara bakıldığında: Karakol baskınlarının, büyük pusuların gündemden kalktığını, öğrenci evlerinde uyuyan hücrelerin şehir merkezlerinde yapacağı patlatma eylemlerinin çok daha fazla ses getireceğini görmeleri gerekir.

Dünyada pek çok terör örgütü, dağ kadrolarını feshedip hücre yapılanmasına geçti. PKK da bu dönüşümü yapmanın peşinde.

Hücre yapılanmasıyla terör faaliyetini sürdürebilmeleri için sınırın hemen yanında kontrolsüz alanlar gereklidir.

PYD'nin Kamışlı ve Kobani'de asayiş birimi adı altında yerleşmesi, ülkemizde şehirlerin güvensiz hale gelmesinin birinci adımı olacaktır.

Bu tehdit daha açık nasıl anlatılır bilmiyorum.

Geri dönecek olursak; herkesin farklı algıladığı Suriye Hükümeti ve SDG arasındaki anlaşmaya istinaden Hükümet Güçleri Haseke ve Kamışlı'ya girdiler.

PKK, sevgi gösterisi olmasın diye halkın sokağa çıkmasını yasakladı.

Yine de Hükümet Güçleri'ni karşılayanlar oldu. PKK, onları IŞİD artığı diye yaftaladı.

Bazı haber sitelerine göre, SDG'nin Haseke valiliği adayı Nureddin el-Ahmed'in adaylığının Şam tarafından onaylandığını söylendi. Ahmed'in önümüzdeki günlerde Şam'ı ziyaret etmesi bekleniyor.

Şam yönetimi tarafından atanan Haseke İç Güvenlik Başkanı Marwan el-Ali görevine başladı.

Suriye Enformasyon Bakanı ve SDG'den gelen açıklamalara göre, SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Kobani (Ayn El Arab) güçleri ise Halep'e bağlı bir tugay olarak yapılandırılacak.

Haydi buyrun yeni ve gerçekten sorunlu bir muhataplıkla karşı karrşıyayız

Ülke içinde Terörsüz Türkiye Süreci tam gaz yürürken güney sınırımızda palazlanmış PYD'nin teşkil ettiği üç tugaylık bir tümen yerleşiyor.

Bu günlerde sorunun boyutunu anlayamayabiliriz ancak ABD yönetimi değiştiğinde, Trump'la anlaşamayan CENTCOM 'un sözünü dinleyen bir başkan seçildiğinde sorunun boyutu anlaşılacaktır. Çünkü SDG isimli terör yapılanması CENTCOM tarafından büyütüldü bu günlere getirildi.

Diğer taraftan Haseke kırsalındaki gelişmeler, Irak tarafında da dikkatle takip ediliyor.

Sınırı belirleyen Sincar Dağı'nda Haşdi Şabi militanları, Suriye'deki yeni yapılanmanın kendilerine yönelik bir harekata hazırlık olduğunu düşünüyorlar.

Bize var gücümüzle öncelikle PKK terörü olmak üzere bütün kontrolsüz yapıların güçlenmesine engel olmak düşünüyor.