Denizli Penguen Kitap Kulübündeki çalışmalar, beklediğimden çok iyi gidiyor. Kitap kulübünde önerilen kitaplar ve okuduğum tüm kitapları çok sevdim. Kitap kulübünün içerisinde ayrıca “Fikir Kulübü” de oluşturuldu. İlk toplantının konusu, “Toplumsal Çürüme” oldu. Kendi okumalarımız dışında arkadaşların okumalarından, fikirlerinden de yararlanma olanağı bulduk.

Denizli Penguen kitabevi; kendi evimiz, işyerimizden sonra üçüncü uğrak yerimiz oldu. Geçenlerde Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın yazdığı ”Faili Malum Rejim” kitabı ile Çiğdem Toker’in yazdığı, “Devletin Cebinden: Büyük Simbiyoz” isimli kitapların tanıtımı ve yazarların konuşmaları vardı. İmza günü çok kalabalık ve bir kitap mitingi havasındaydı.

Kitap kulübü deneyimini, yıllar önce Denizli Barosunda avukat arkadaşlarımla oluşturduğumuz, kitap kulübünde yaşamıştık. Kitap kulübünün içinde; hızlı okuma kursu, diksiyon kursuda düzenlemiştik. Diksiyon kursu, beni ve kitap kulübünden bazı arkadaşlarımı, Denizli Deha TV’de yedi yıl, “Hukuk Konuşuyor” isimli bir televizyon programı yapmaya kadar götürmüştü.

Okuduğum bir yazıda kitap okuma ve kitap okumadaki beklentiler ile ilgili güzel bir öneri vardı: ‘Her okuduğun kitaptan sonra, fırına girmiş kek misali pişeceğini olgunlaşacağını zannetme. Böyle bir anlayış seni okumaktan soğutur. Hayal kırıklığı yaratır. Kitap aynen gıda gibidir; hücre hücre yerleşir beynine. Yıllar geçtikten sonra anlayış ve pratikte gösterir kendini. Okumak bir sabır işidir, bunu bilerek okumalı ve okumakla ilgili bir beklenti içerisine girmelisin. Kitap okuma işi bir ağacın kökleri ile topraktan su çekmesine benzer, nasıl ağaçlar zaman içerisinde suyun tabiatına benzemeyen çok güzel meyveler verirse, okuyucular olarak bizler de zaman içerisinde fikri meyveler veririz. İşte o zaman kitap okumanın gerçek tadını alırız’. Yazıyordu.

Kitap insanı asla yarı yolda bırakmayan bir dosttur. Gün geçtikçe yalnızlaştığımız günümüzde; kitap gibi yanıltmayan, yalnız bırakmayan sıcacık dostlara hepimizin ihtiyacı var. Denizlili’lerinde, bir kitapevinden öte bir akademi gibi çalışan, yazarların gelip kitaplarını tanıttığı, sosyologların düşüncelerini paylaştığı, psikologların ve farklı akademik disiplinde çalışan insanların sunum yaptığı, her yaştan Öğrencinin ders çalışıp araştırma yapabildiği, 64.000 kitabın bulunduğu, sohbet ile birlikte sıcak bir dost kahvesi içebileceğimiz; Penguen gibi bir Kitabevine ihtiyacı varmış.

Yalnız şunu da unutmamalıyız ki: Kitabevine gitmek, kitap okumak, farklı insanlar, yazarlar tanımak; entelektüel olmak, kültürlü olmak anlamına gelmez. Kültür; edeptir, hayadır, saygıdır. Haddini bilmektir, duygudaşlık yapabilmektir. Yerinde ve zamanında nasıl konuşman ve davranman gerektiğini bilmektir. İnsana değer vermek, tüm canlılarla olan ilişkilerine özen göstermek, onlara kıymetli ve değerli olduklarını hissettirebilmektir. Kültürlü olmak alçak gönüllü olmak ve hoşgörülüktür. Pınarın suyu gibi; duruluk, berraklık, temizliktir. Söylediklerinle, yaptıklarının uyumlu olması, değerlerine sahip çıkmak, kişisel bütünlük içinde olmaktır.