Oruç Farsçadan dilimize girmiş. Kur’an’da bu kelime “savm, siyam”dır. Bu kelimenin iki anlamı var. Birinci anlamı ‘Güneşin tam tepede olması’ şeklindedir. Sıyâm kelimesinin bu manası, oruçla irtibat sağlanırsa oruç tutan kimsenin manen zirvede olmasını ifade eder. Bu, oruç tutan kişinin Allah katında kazandığı makam ve değerin büyüklüğünü gösterir.”
“İnsanın Allah için aç kalması, cinsel ilişkiden kendini alıkoyması ve dilini disipline etmesi manen yücelip zirveye ulaşmanın göstergesidir. Ramazan ayında böyle yapılmasının emredilmesi, senenin diğer aylarında da aynı disiplinin sürdürülmesine yöneliktir.”
“Güneşin zirvede olması, hararetinin fazla olmasını ifade eder. Oruç tutan insanın şahsiyetindeki gelişmişliğe de bu isim verilmektedir. Oruç ibadetinin harareti, insanın günahlarını yakmakta ve insanın gönlünü temizlemektedir. Açlıkla mücadele eden insan manevî yapısındaki harareti yükseltmekte, şeytana karşı mukavemetini arttırmaktadır. Yabancı mikropla mücadele veren vücudun ateşindeki yükselme gibi, oruç da şeytana ve kötü arzulara karşı mücadele veren bir ibadetin meydana getirdiği harareti ifade etmektedir.”
Oruç ibadetinin tanımında imsak iftar arası yeme içme yanın da cinsel ilişkinin de yasak olması neden bu kadar önemli, niçin bu mevzu dikkat çekilmiş? İnsandaki en kuvvetli duygu ve dürtülerden biri olan cinsel ilişkinin nedeni neslin devamını sağlamak içindir. Fakat burada bir başka husus zevk vermesidir. Güçlü istek ve şehvet amaç olmaktan çıkıp gaye olma halini alırsa kişi ve toplumlar için tehlike ve çöküş demektir.
Hayatın anlamı Allah rızası için kulluk, yeryüzünün imar inşası asıl hedeftir. Diğer istekler yardımcı unsurdur. Tembellik ve sefahat yıkımdır. Yeryüzünde bozgunculuk ve kan akıtmayı hedef alan, teşvik eden bir kesimin varlığı inkâr edilemez bir gerçek.
Aslında insanlara bayraktarlık yapacak, maddi ve manevi zirvede, kıvamda olması gerekiyor. Bugünün Müslümanları ibadetin amacını göz ardı ediyor. Maksat nedir sorusunu es geçiyor, inşallah o anlayışta olacaktır, olmalıdır.
Nimet kelimesi elde edilince sevinilir. Allah indinde kazandığımız bu konumu niçin diğer gün ve aylara taşımayalım? Ramazan sonrası oruç ibadeti bitecek ama kulluğumuz bitmeyecek. Ölümümüz neden zafer olmasın? Bunun için devamlık esastır.
Sıyâm kelimesinin ikinci anlamı “atın bağlandığı yer” şeklindedir. Esas duruş askeri bir kelime ama ödünç alabiliriz. Salât, zekât, oruç ve hac gibi ibadetler Allah karşısında esas duruşumuzdur. Hafif boynumuz bükük gözlerimiz yerde tevazu örneği. Nerede nasıl duracağımız bilmek kul olduğumuzun farkında olmaktır.
“De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah'ındır.'“O'nun hiçbir ortağı yoktur. Bana emredilen de budur. (Bunun için) ben Müslümanların öncüsüyüm.” En’am 6/ 162,163
Neden müminlerin adanmış hayatı olmalı, bir ömür boyu benim tüm hayatım ibadetlerim Âlemlerin Rabbi içindir demeli? Ve ana gibi davranmalı? Bakara suresinin 30. Ayetinde Allah’u Teâlâ’nın yeryüzünde bir halife atamasını Meleklere bildirmesi esnasında ki duruşları dikkat çekicidir. Kan dökecek, bozgunculuk yapacak birini mi görevlendireceksin demişler. Çünkü kendileri itaat etmekte Allah cc kutsallıkla yüceltmektedirler. Bu önemli şerefli işi biz yaparız demeye getiriyorlar idi. Allah c,c “sizin bilmediklerinizi ben bilirim” demişti. Sonrasında Allah Âdem’e isimleri öğrettiğini, meleklerin “senin öğrettiklerinden başkasını bilmiyoruz” demişler. Devamı ayetlerde Âdem’e saygı göstermişler, bu secde işinde İblis yüz çevirmiş.
Evet, insanın bir yönüyle potansiyeli meleklerden de üstündür. Melekler belirttiği hususta işin bir tarafıdır. Vahiy ve resul ataması gelmeden önce insanlar küçük bir toplumdurlar. Bakara suresi 213 ayeti bu meseleyi açıklamaktadır.
Ayetlerin birbirleri ile ilişki içinde okuduğumuz da kan dökmeyen bozgunculuk yapmayan bir kesimin insanların da olduğu olacağını da anlamak mümkün.
Tüm mesele nerede duracağımızı bilmekten geçiyor. Ya melekler gibi davranacağız ya da İblis gibi olacağız. Bir mümine yüz çevirme yakışmaz, büyüklenme da olamaz, böyle anlayış kâfirliktir.