Bir isteği duası olmalı insanın, kimden öğrenilebilir, kim verebilir bu bilgiyi? Allah’tan başkası olabilir mi? Mümkün değil. Niçin? O’nun dışındaki tüm varlılar eksiktir kusurludur ve sınarları olandır.

Peki, Allah’tan bu isteği nasıl istemeli insan? Mevdûdî merhum der ki; Mushaf’ın başında neden Fatiha vardır diye sorar. Derki; bu sure bir duadır, istektir ve istenilmesi gerekendir. Ve kitabın başına yerleştirilmiştir.

Peki, ne diye dua etmelisin? Bunun için bir istek oluşması gerekir. Bu bilginin tek kaynağının ondan olduğunu gerçeğini kabullenmene bağlıdır. Fatiha kulun duası Kuran ise Allah’ın kuluna cevabıdır.

İlk iş hamd etmektir, niye? Yöneldiğimiz zatın yüce olduğunu nimetlerini ve üstünlüklerini kabul etmektir. O’nun yüceliğin kabul ettiğimiz göstermemiz gerekiyor.

Fatiha’nın odak noktasının hidayet olduğunu söylemişler kabulümdür. Bakara suresinin 2. Ayeti şüphesiz bu mesaj sorumlu davranalar için hidayet kaynağıdır der.

Hidayet doğru yolu bulma, hakikate yönelme, rehberlik anlamındadır. Bu O’nun koyduğu yasalar ve gönderdiği elçi iledir. Bakara suresini ana fikri hidayettir.

Doğru bilgi ve mihmandar olmadan bu kısa dünyadan kar ederek çıkmak mümkün değil

Her bir insanın kabiliyeti imkânı bir değil. Hz. Ebu Bekir ile Bilal Habeşi bir mi? Allah onlardan razı olsun! Sonra hayat süremiz da farklı olabiliyor. Kimimiz az kimimiz uzun yaşıyoruz.

Ama rüştümüzü ispat edebiliriz. Az yaşadı çok kazandı diyen bir Peygamberimiz var. Hatırlayalım, Uhud günü biri geliyor ve soruyor.” Önce ne yapmalıyım?” diye. Hz. Muhammed As Kelime-i tevhidi söylemesini sonra savaşa girmesini davet eder. Bu insan denileni yapar. Şehitler içinde o da vardır. Kabrine konurken “ az yaşadı çok kazandı” der. Bu kural her bir müslüman için geçerlidir.