Zaman-zaman işitiriz, ben hala babamın veya dedemin ekmeğini yiyorum derler. Doğrudur bu benzeri sözler tecrübe ile sabittir. Tabi farkına varanlar ve kadir kıymet bilenler içindir bu söz. Kimi insan her şeyi kendinden bilir, egosu fazladır.

Cami cemaatimden mobilya ustası biri var idi. İşi gücü olmasına rağmen vakit namazlarını cemaatle kılmayı özen gösteriyordu. Bazı zamanlar müezzinlik yapar, iri yarı ama sıcak tavırları olan bu insanla samimiyetimiz artı. Cuma günleri namaz sonrası yardım toplama işini de üzerine aldı. Cami bahçe duvarı ihtiyaç olduğunda malzeme ve işçi temini de üstlenmişti. Cami altında açtığımız Bayan Kur’an Kursu ve Dört Altı yaş çocuk Kuran Kursu için ciddi gayretleri oldu. Gıda paketleri dağıtıyor kısaca cömert bir insan. Aradan epey zaman geçti, kendime sordum neden böyle davranıyor diye. Bir sebebi olmalıydı. Vakti gelmişti sordum. Rahmetli baban da iyi bir insandı, diğer oğlan kardeşlerini de tanırım ama sen farklısın neden dedim.

Bir iç geçirdi ve şöyle anlattı. Bir akrabamız vefat etmiş idi. O zamanlar daha gencim. Biz Erzurumluyuz, taziye evinde başköşeyi yaşlılar ve hatırı sayılı kişiler oturur. Gençlerin yeri kapı kenarıdır. Selam verip oturdum, az bir süre geçti. Köşe de oturan yaşlı biri bana “Yegenim sen nerelisin “ dedi. Adım Zülküf Erzurum Hınıs Yelpiz’liyim dedim. Amca “kimlerdensin” dedi. Ömer Duman’ın oğluyum. Amca yerinden doğruldu ”Yegenim senin yerin kapı kenarı değil başköşedir gel bakayım” dedi. Yanına vardım sarıldı, oturduk.

Ve bir iç geçirdi duygulanmıştı. “Senin deden Hacı Hasan ağanın evinde misafir oldum. O zamanlar kış kıyamet idi. Biraz fazla kaldığımız olurdu, ekmeğini yedik. Dikkat çeken bir başka huyu da misafir olanların namaz kılıp kılmadıklarını bakar. Öyle olanları kibarca yolcu ederdi. İyi insandı hep iyilik etti Allah rahmet eylesin dedi”. Merhum namaz konusunda titizmiş. Öyle ki namaz kılmıyor diye kaymakamı yemek yedirmemiş.

Ben o gün bugün yardım etmeyi namaz kılmayı vazife edindim. Severek yaptım, vermeyi vererek kazanmayı esas aldım. Yolda gördüğümü arabamla nereye gidiyorsun diye sordum. Benim gideceğim yer olmamasına rağmen ben de gidiyorum seni bırakayım der ve alırım.

İyi olmak iyilik etmekle ne zaman yardıma muhtaç olsam Allah bir kuluna bize gönderdi. İtibarımız arttı. Sosyal yönden dernek vakıf çalışmalarımız oldu.

Zühtü kardeşime şunu derim. İyi olmak iyilik etmek başkasına değil kendimize olur. Kötülükte öyledir, insan kötülük yapınca kendine zarar gelmeyecek zannediyor. Hâlbuki hem bu dünyada hem de sonrasında bunun karşılığı görecek. Çünkü Allah “Zerre miktarı iyilik ve kötülüğün karşılığı olduğunu Kuran’da haber vermiş.

Hacı Hasan Duman dedesi için torunu Seracettin Hoca bir hatırasını şöyle anlatır. Kars’ta ehliyet için sınava girdim. Komisyon Başkanı nereli olduğumu sordu. Cevap verdim, “Hacı Hasan Duman neyin olur” dedi. Dedemdir dedim, Milli Eğitim Müdürü imiş. Ne iş yaptığımı sordu. Din Görevlisiyim dedim. Sınav sonrası bana Milli Eğitim Müdürlüğüne götürdü. Namaz kıldık, yemek yedik, bana” Ben sizin köyde öğretmendim. Dedenin ekmeğini yedim. İyi adamdı, Allah rahmet eylesin” diye dua etti. Anladım ki biz dedemin ekmeğini yiyoruz. O’na babama layık evlat olmalıyız.